Antakya’da ne yapılır?

Antakya’nın, yani Doğu’nun Kraliçesi’nin medeniyetlerin ve dinlerin doğduğu rengarenk bir mozaik olduğu göz önünde bulundurulunca görülecek tarihi yapılar ve gezilecek yerler insanda heyecan yaratıyor. Ilıman Akdeniz iklimine sahip olan Antakya’da özellikle bahar aylarında her yerde portakal ve limon ağaçlarının rengarenk cümbüşüne rastlamamak imkansız, hele yüze vuran temiz havası kıştan çıkan bünyelere çok iyi gelebiliyor. 

 

Antakya

 

Uzun Çarşı

Antakya’daki Uzun Çarşı, değişik tüm meslek gruplarını barındıran, geçmişten kalan han ve kervansaraylarıyla özgün bir yapıya sahip 2000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Çarşının içinde yer alan ve Köprülü Mehmet Paşa’nın 17. yüzyılda yaptırdığı Kurşunlu Han, Antakya’nın en eski hanıdır. Alışveriş cenneti olan çarşının içinde sepetçiler, tenekeciler, ayakkabıcılar, bakırcılar, baharatçılar ve kuyumcular yer almaktadır. Yöreye ait peynir çeşitleri, künefe, telkadayıf, nar ekşisi, salça ve kırmızı biber gibi tüm ihtiyaçlar buradan giderilir. 

 

Antakya1

 

Habib Neccar Camii

Din uğruna şehit olmuş bir inanç adamı olan ve marangozlukla geçimini sağladığı bilinen Habib Neccar, Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan kişi olduğu söyleniyor. Cami bir mabed iken kiliseye çevrilmiş, daha sonra da kilise Antakya’nın Müslamanların eline geçmesiyle cami olarak değiştirilmiştir. Habib Neccar Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilmektedir. Bunun sebebi ise çok tanrılı bir toplumda tek Tanrı inancını yaymaya, halkın yanlış gidişini ve hatalarını önlemeye çalışmış olmasıdır. Caminin mimarisi ortaçağ kiliselerini andırmaktadır. Caminin bitişiğinde bulunan yeraltı mezarında Habib Neccar’ın başı gömülüdür. Gövdesi ise Silpius Dağı’ndaki bir mağaradadır. Bu dağa bugün Habib Neccar Dağı denmesinin sebebi ise bu olaydır. 

 

Antakya4

 

Hatay Arkeoloji Müzesi

Beni en çok heyecanlandıran ve gururlandıran yerlerden biri hiç şüphesiz dekorasyonu ve tarihi eserleri konumlandırmasıyla Hatay Arkeoloji Müzesi oldu. 2013 senesinde açılan müzede 35 binden fazla eser bulunmaktadır. Müze koleksiyonunun önemli bir bölümünü oluşturan mozaikler Princeton Üniversitesi tarafından yapılan kazılarda ortaya çıkartılarak müzeye kazandırılmıştır. Müzedeki koleksiyonda yer alan eserlerin diğer kısmı ise Amik Ovası höyüklerinde yapılan kazılardan ve Müze Kurtarma kazılarından ortaya çıkarılan eserlerdir. Mozaikler dışından müzede Sümer, Asur, Grek, Helenistik, Bizans, Roma ve Osmanlı dönemine ait eşsiz eserler bulunmaktadır. En ünlü mozaiklerin isimleri ise Kemgöz Mozaiği, Oceanus ve Thetis Mozaikleridir.

 

Antakya3

 

Saint Pierre Kilisesi

Hıristiyanlığın ilk kilisesi olarak kabul edilen Saint Pierre Mağara Kilisesi şehre 2 km uzaklıkta bulunmaktadır. Mağaranın içine oyulmuş olan kilise ön cephedeki pencerelerden aydınlanan doğal bir mağaradır. İlk ayinlerin yapıldığı bu kilise içinde, bir baskın olduğunda kaçılabilsin diye, yukarısındaki dağa doğru giden gizli bir geçit-tünel bulunmaktadır. Ayrıca dağdaki kayalıklardan kiliseye sızan ayazma adı verilen kutsal sayılan doğal bir kaynak suyu akmaktadır. Hz. İsa’nın ölümünden sonra havarileri buraya gelip vaazlar vererek Hıristiyanlığın yayılması için girişimlerde bulunmuştur. Hz. İsa’nın dinini tanıyanlara tarihte ilk defa Hıristiyan adının verilmesi de Antakya’da gerçekleşmiştir.

 

Antakya5

 

Samandağ ve Titus Tüneli

Hatay’ın en güzel manzaralarını vaad eden Samandağ 14 kilometrelik sahili doğal körfez olan yerleşim yeriyle Antakya’nın en yakın sayfiye bölgesidir. Bölgenin kıyı şeridinde olmasından dolayı lüfer, çipura ve levrek gibi balıkların tüketimi ön plana çıkmaktadır. Samandağ Bölgesinde bulunan Titus Tüneli ise şehrin en ilgi çekici noktalarından biridir. İ.Ö 300 yıllarında I. Seleucus tarafından kurulan Çevlik şehrinde dağın hemen bitiminde bir iç liman bulunmaktaydı. Bu liman sellerden kaynaklanan sularla dolma tehlikesi yaşayınca Kral Vespasianus tarafından dağ delinerek bir tünel açılır fakat oğlu Titus zamanında tamamlanır.

 

Antakya7

 

Beşikli Mağarası

Titus Tüneli’nin yakınında, kayalara oyulmuş mağaların içinde çok sayıda mezar vardır. Bunlardan en dikkat çekeni, çukurun tabanındaki geniş mağaradır. İçinde çok sayıda mezar bulunan mağara, diğerlerinden farklı yapılmış yüksek ve gösterişli bir mezardır. Roma dönemine ait olduğu düşünülen ve eski zamanlarda şehrin ileri gelenlerinin ve kralların mezarlığı olarak bilinen bu mağara Beşikli Mağarası olarak bilinmektedir.

 

Antakya6

 

Vakıflı Ermeni Köyü

Antakya’dan 45 dakika uzaklıkta bulunan köy, Samandağ Bölgesi’nin biraz üstünde bulunmaktadır. Aynı zamanda 1939 yılında meydana gelen 7 Ermeni köyünden biridir ve oldukça az haneye sahiptir. İçinde bir kilise barındıran köyün geçim kaynağı organik tarım ve köy hanımlarının el emeği göz nuru ürettikleri iğne oyaları, reçelleri, nar ekşileri gibi çeşitli yerel ürünlerdir. Köy halkı huzurun hakim olduğu yaşamlarını restore edilmiş evleri ve yemyeşil doğası ile bütünleştirmiş. Buraya geldiğinizde içerisinde bulunan tarihi kiliseyi ziyaret etmeyi unutmayın.

 

Antakya2

 

Harbiye- Daphe

Seleucus döneminde kurulmuş olan Harbiye (eski adıyla Daphne) Roma döneminin ilk olimpiyatlarının gerçekleştirildiği yerleşim yerlerinden biridir. Harbiye soğuk suların aktığı, İri yüksek çınar ağaçları ve şelaleleri ile zengin bir mesire alanıdır. Buraya Daphne isminin verilmesi ise mitolojide bir dağ perisi olan bir efsaneye dayanır.

 

Antakya8

 

Herenion – Cehennem Kayalığı

St. Pierre Kilisesi’nin 200 metre kuzeyinde, kayalarla oyulmuş dev bir büst vardır. Başında örtü bulunan aynı zamanda da tamamlanmamış olan bu kabartma büst, bir insan portresini andırır. Antiochus zamanında bir kahine danışılarak yapılan kabartma, çok sayıda insanın ölümüne sebep olan veba salgını zamanında durdurmak için yapıldığı rivayet edilir. Şehre yüksekten bakan bir mask şeklinde oyularak dağın üstüne konmuş, üzerine de ölümleri önleyecek sözler yazılmıştır. 

 

Antakya9

Hıdır Ağacı

Samandağ İlçesi’nin Hıdırbey Köyü’nde bulunan Hıdır Ağacı 17 metre yüksekliğinde devasa bir çınardır. Rivayete göre Hz. Hıdır ile Hz. Musa sabır imtihanı sırasında Hıdırbey Köyü’ne gelirler. Hıdır Nebi asasını su kenarına saplar ve su içer. Daha sonra Musa Dağı’na yol alırlar. Döndüğünde asasının yeşerdiğini görür. Arapça’da hıdır, yeşillik demektir. Hıdır’ın geçtiği yerlerin kısa zamanda sulak, yeşil zümrüt gibi ağaçlık ve çayırlıklara dönüştüğü rivayet edilir. Köylüler bu dev ağacın dünyanın en yaşlı çınarı olduğunu söyler.

 

 

”Antakya Rehberi” için tıklayın.

 

”Antakya’da Nerede Yenir?” yazısı için tıklayın.