Bazı seyahatler vardır plan yapmadan tamamen kendiliğinden gelişir ve sonunda hem ruha hem bedene oldukça iyi gelir işte Hatay, Antakya seyahatimiz tam olarak bu tanıma uygun bir şekilde gelişti. Herhalde Antakya’yı bu kadar beğeneceğimi bilseydim çok daha önceden gelirdim ama Amerika kıtasına taşınmadan önce gidilecek en isabetli yerlerden biri olduğunu da itiraf etmeliyim.

 

Antakya Rehberi

Samandağ

 

Antakya’nın beni en çok etkileyen noktalarından birisi birbirinden farklı mezheplerdeki, dinlerdeki ve kültürlerdeki insanların bir arada yaşaması oldu. Aleviler, Sünniler, Araplar, Hristiyanlar, Ermeniler, Museviler, Katolikler yani Ezan, Çan ve Hazzan hepsi bir arada. Uzun yıllar kim nedir bilmeden, umursamadan iç içe yaşamış ve yaşamaya devam eden bir halk. Genelde Türkçe konuşulsa da birçok Hataylı ilk önce kendi ana dilleri olan Arapça veya Ermenice’yi öğreniyor daha sonra büyüdükçe Türkçe’yi öğreniyor. Öğrendiğim ve çok hoşuma giden başka bir bilgiye göre çocuklar küçük yaşlardan itibaren din, dil, ırk gözetmeksizin sokakta birlikte oynayıp birbirilerinin bayramlarını hep birlikte kutlamaları oldu. Bunu lafta değil kendi gözlerimle görme şansına sahip oldum. Özellikle Suriye’ye olan yakınlığı düşündürtse de kimsenin bakışlarının rahatsız etmemesi, kendimi son derece rahat hissetmem, hayatın yavaş ve sakin akması, araba sürücülerinin yayalara yol vermesi keyfimi yerine getiren detaylardan oldu.

 

Beşikli Mağarası

 

Türkiye’nin en eski yerleşim merkezi olan (İ.Ö 5000) Antakya’nın ticari yönden gelişmiş ve zengin bir bölge olması, sürekli işgal edilmesine neden olmuş. İ.Ö 17. yüzyılın sonlarına kadar Mısır hakimiyetinde olan şehir, daha sonra sırasıyla Hitit, Asur, Babil, Pers ve Makedonların hakimiyeti altına girmiştir. Makedonya kralı Büyük İskender’in ölümü üzerine generali I. Seleucus babasının adı olan Antiokhos’dan esinlenerek Antiokheia kentini kurar ve şehir öyle hızla gelişir ki Antakya, Roma ve İskenderiye’den sonra dünyanın en büyük şehri haline gelir. Roma döneminde yaşamış ünlü bir tarihçi Antakya için ”Dünyada hiç bir kent, ne topraklarının bereketi ne de ticaretteki zenginliği bakımından bu kenti geçebilirdi.” demesi Antakya’nın Roma dönemindeki önemini göstermektedir. Yakın tarihe bakarsak 1. Dünya savaşına kadar Osmanlı’nın hakimiyeti altında kalan Antakya’yı Fransızlar işgal eder. Yeni bir mücadelenin başlamasıyla, Türk birlikleri ve Atatürk Hatay’ın anavatanının ayrılmaz bir parçası olduğunu dünyaya göstererek 1939 senesinde Fransızlarla anlaşma yaparak anavatana geri katar.

 

Antakya

Hatay’dan Ne Alınır?

Hatay’da alışveriş denilince ilk akla gelen tabi ki ev yapımı salçalar, kırmızı biber, zahter, nar ekşisi, ceviz reçeli, turunç reçeli, küflü çökelek, kurutulmuş sebzeler, testi peyniri akla gelir. Bunların tamamını Uzun Çarşı’dan temin edebilirsiniz. Buradan aldığınız ürünlerle yaptığınız yemeklerin çok daha lezzetli olduğunu fark ettiğinizde sürekli sipariş vermeye başlayacaksınız. Katkı maddesi içermeyen el yapımı zeytinyağlı ve defne sabunlar alınabilecek hediyeliklerdendir. Harbiye’de ve çarşıda da bulunan yöreye özel ipekler ise bir diğer alınacaklar arasındadır. Bu arada dilerseniz şerbeti ile birlikte künefe alıp evde kendiniz oldukça pratik bir şekilde hazırlayabilirsiniz. İçi hurmalı olan Kömbe kurabiyeleri ise uçakla rahatlıkla taşıyabileceğiniz lezzetlerden biridir.

 

 

Hatay’da Nerede Kalmalı?

Liwan Otel

Liwan Otel

  • Savon Otel
  • Liwan Otel
  • Büyük Antakya Oteli

 

 

”Antakya’da Nerede Yenir?” yazısını okumak için tıklayın.

 

”Antakya’da Ne Yapılır?” yazısını okumak için tıklayın.