01-Bir_Turk_un_ABD_de Karsilasacagi_9_ ZorlukÇok gezen, zamanının büyük bir kısmını farklı ülkelerde geçiren ebeveynlerin çocukları olduktan sonra aklını ‘’Bu çocuk ikinci dili nasıl öğrenecek?’’ sorusu mutlaka kurcalar. Anne baba İngilizceyi hatta başka dilleri çok iyi konuşur dünyanın ücra köşelerine gider herkesle anlaşır. Peki ya ailenin minik üyesi bu duruma nasıl ayak uyduracaktır? Araştırmacılar çocukların 7 yaşına kadar hem kendi dillerini hem de yabancı dilleri aksanlı bir şekilde konuşup öğrenebildiğini fakat yaş büyüdükçe bu yeteneğin azaldığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla yabancı dil eğitiminin erken yaşlarda başlaması büyük önem taşımaktadır. Araştırmalar ikinci bir dili küçük yaşta öğrenmenin beynin tek dil bilen bir beyinden farklı çalıştığını ve zekanın belirgin bir şekilde geliştiğini gösteriyor. Yani bu noktada biz ebeveynlere önemli görevler düşüyor.

Yapım gereği merak ettiğim bir konu üzerinde günlerce araştırma yapan, kitaplar okuyan biriyim. Sayısız makale, uzman görüşü, iki dille konuşan ailelerle görüşmelerim sonrası acilen harekete geçtim ve kızımla 1 yaşını doldurmasıyla birlikte Türkçe’yi bırakarak tamamen İngilizce konuşmaya başladım. İlk başta çok zor geldi, çocuğumla ana dilimle konuşmadan nasıl duracaktım, ya dışarıdan nasıl gözükecekti diye düşünürken zaman aktı geçti ve ben kızımla hep İngilizce konuştum. İlk başlarda biraz sabırsızdım işe yaramayacağını düşünüyordum ama iyi ki yolumda devam etmişim çünkü şu anda 18 aylık olan kızım Ela İngilizce söylediğim her şeyi anladığı gibi gördüğü hayvanları, objeleri ve yiyecekleri İngilizce olarak söylüyor ve bana İngilizce sesleniyor. 16 aylıkken Amerika seyahatimizde Ela’nın artık İngilizceyi söktüğünü daha net anladım. Onu seven insanlarla ve diğer çocuklarla o kadar rahat anlaştı ve söylediklerine tepkiler verdi ki elimde olmadan kendimle gurur duydum. Ela’nın Türkçesi’ni merak ediyorsanız İngilizcesiyle aynı hatta birazcık daha önde çünkü baba ve anneanne sürekli Türkçe konuşuyor ve etrafta her şey Türkçe. Ela’nın her gün en az %30 İngilizce’ye maruz kalması ve duyması gerekiyor eğer o gün ben yoksam ertesi gün özel olarak İngilizce kartlara ve kitaplara bakıp arayı kapatıyoruz. Şu aralar çift dikiş gidiyoruz, kitaplara bakarken ayı gördüğünde önce ‘’ayı’’ diyor daha sonra ‘’bear’’ diyor. Eğer İngilizce veya başka bir dil biliyorsanız ve çocuğunuzla konuşmuyorsanız hemen konuşmaya başlayın.

Bu işin uzmanı değilim fakat bunu deneyen bir anne olarak bazı deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. Eğer siz de çocuğunuza erken yaşta iki dil vermek istiyorsanız ama tereddütleriniz varsa yazdıklarıma kulak verin;

  • Bir Ebeveyn Bir Dil: Her ebeveyn bir dili seçer ve ona sadık kalır. İlk başta zor gözükse de bir süre bu duruma alışırsınız ve her şey yoluna girer.
  • Yabancılar ile Arkadaş Olun: Ailede yabancı dil bilen biri yoksa veya dilinize güvenemiyorsanız iyi İngilizce bilen veya İngilizce konuşulan ülkelerde yaşamış insanlarla haftanın belirli saatlerinde konuşmalarını, oyun oynamalarını sağlayın. Bazı ebeveynlerin çocuklarının uzak doğulu dadılarla konuşarak İngilizce öğreneceklerine inandıklarını görüyorum. Oldukça bozuk ve dilbilgisi olmadan konuşan bu dadıların çocuklara İngilizceyi öğretmekten ziyade ileride öğrenecekleri İngilizceyi bozacaklarını düşünüyorum.
  • Basit Kelimeler: Kendiniz konuşacaksanız İngilizce bilen biriyle konuşuyor gibi konuşmayın. Yavaş tane tane ve anlaşılır olur. Basit kelimeler ile konuşun, ızun cümleler kurmaktan kaçının. Bir kelimeyi ne kadar tekrar ederseniz o kadar çabuk öğrenir. Elinize elma alıp ‘’apple’’ derseniz veya süt içerken ‘’drink milk’’ diye gösterirseniz daha çabuk yol alırsınız.
  • Orjinal Dilde İzletin: Çocuğunuza çizgi film açıyorsanız orijinal dilinde izlettirin. İzlemese bile televizyonu orijinal dilinde bırakarak kulağının İngilizceye alışmasını sağlayabilirsiniz.
  • Flashcard: Mutlaka İngilizce flashcardlar edinin, İngilizce flashcardlar tahmin ettiğinizden daha çok işe yarayacaktır. Biz hayvanların çoğunu bu kartlardan öğrendik. Günde en fazla 5 10 dakikanızı ayırmanız yeterli olacaktır. Çocuğunuz keyif alırsa devam edin eğer sıkılma belirtisi görürseniz anında bırakın.
  • Vazgeçmeyin:Sizi soğutmaya veya engellemeye çalışacak olan insanlara kulaklarınızı tıkayın. Emin olun çocuğunuz konuşmayı geç öğrenmeyecek veya Türkçesi zayıf kalmayacak. Bunlar günümüzde bilimsel araştırmalar sonucunda çoktan çürütülmüştür. Aksine 2 veya daha fazla dil öğrenen çocukların öğrenmeyenlere göre daha yüksek IQ’ya sahip oldukları saptanmıştır.Ne olursa olsun çabalamaktan asla vazgeçmeyin. Tohumunuzu ekin ve her gün bol bol sulayın. Filizler çıkmaya başladığında inanın hayat daha keyifli bir hal alacak çünkü ilerde çocuğunuz size bu kolaylığı sağladığınız için her gün dua edecek.
Bana gelince babamın işi sebebiyle 1990 senesinde Amerika’ya taşındık. Tek kelime İngilizce bilmiyordum ve orada 2. sınıftan devam ettim. Okuldaki tek Türk bendim ve Amerikalıların gittiği bir okula yazıldım. Babamın küçük kırmızı kaplı Türkçe/İngilizce bir sözlüğü çok sevdiğim hocam Mrs.Robinson’a verdiğini çok iyi hatırlıyorum. Flashcardlar, kitaplar ve videolar ile ilk aylar benimle özel olarak ilgilenildi. Ailemin dediğine göre ilk ay çat pat konuşmaya başladığımı daha sonraki aylarda ise İngilizcemin hızla gelişerek bir Amerikalıdan ayırt edilemeyecek noktaya geldiğini söylediler. Bu dil ve aksan ömrüm boyunca benimle birlikte geldi. Tabi ki Türkiye’ye döndüğümüzde dili unutmamam için o zaman sayısı az olan İngilizce eğitim veren bir okula verdiler ve hep İngilizce ağırlıklı okullarda okudum. Yabancı dillere ve kültürlere olan ilgim üniversitede Japonca ile Rusça arasında kalıp daha sonra Rusça’yı seçmemle devam etti. Tabi ki 17 yaşında üçüncü bir dili öğrenmek özellikle bu dil Rusçaysa oldukça zorlayıcı oldu. Kulaktan dolma öğrenmek ne kadar basitse alfabeden başlamak o kadar zor oldu. Şimdi geriye baktığımda erken yaşta yabancı dil öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyorum.