Namibya’da gezilecek yerlere ne kadar zaman ayırmak gerektiği, sizin nereleri görmek istediğiniz ve ne kadar zamanınız olduğu ile bağlantılı olduğundan öncelikle bunları göz önünde bulundurmalısınız. Her yeri görmek, Namibya’ya hakkını vermek istiyorum derseniz toplamda 1 ay gibi bir süre ayırmanız gerekebilir. Etosha Milli Parkı’nda ‘’Safari Yapmak’’ demek 1 hafta gibi bir süre demek mesela. Parkta hayvanlar sizi parkın girişinde beklemediğinden, ”Büyük 5’liyi” görmek için günlerce elinizde dürbünlerle hayvanları arayacağınızdan ve tabi başkentten milli parkın olduğu bölgeye araçla gitmeniz bir kaç gününüzü alacağından bir haftaya yakın bir süreyi parka ayırmanız önemli. Vahşi yaşamı gözlemlemezseniz, sadece bir kaç hayvan görüp dönerseniz bunun ismine safari diyemezsiniz mesela. Türkiye’den büyük bir coğrafyada Himba kabilesi ve Etosha Milli Parkı kuzeyde, başkent Windhoek ortada, Sossusvlei (iskelet ağaçlar) ve Walvis Bay batı kıyısında, Kolmanskop ve Lüderitz güney bölgesinde yer alıyor. Namibya’da yapılacakları biraz daha toparlayarak listelemek istedim çünkü biz gitmeden önce okuduğumuz kaynaklar oldukça kafamızı karıştırmıştı. Çöller, şehirler ve isimler birbirine girdiğinden son dakika uçak iptalleri ile birlikte bir sürü ceza ödeyerek her şeyi değiştirmek durumunda kaldık. Mesela Sossusvlei, Dune 45 ve Deadvlei aslında aynı bölgede ama bir çok yazıda çok başka yerlermiş gibi karşımıza çıktı. Swakopmund, Walvis Bay ve Sandwich Harbour’da birbirine yakın mesafelerde ayrı yerlerde değil. Google Maps’den mesafeleri ölçerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Namibya’ya gitmeden önce bu yazıya denk geldiğiniz için kendinizi şanslı hissedebilirsiniz. Biz Namibya’ya bir haftamızı ayırdık ve nefes almadan her saniyesini dolu dolu geçirmek üzere bir plan yaptık. Bu süreye tabi ki safariyi ekleyemedik ama seyahatimiz boyunca Mirketlerden, Oryx’e, Springbok’tan Kudu’ya çok çeşitli hayvanlarla yolumuz kesişti. Kaliforniya’da yaşayıp İstanbul üzerinden Namibya’ya gelince her saniyesi bizim için çok değerliydi. Aşağıda sırasıyla görülmesi gereken tüm yerleri detaylarıyla bulabilirsiniz.

 

 

 

 

Windhoek

Bir Afrika ülkesinin başkentine göre temiz ve gelişmiş olan Windhoek, 250 bin kişilik nüfusu ile Namibya’nın en kalabalık şehridir. Tüm seyahatlerin ve safarilerin başladığı Windhoek’te resmi dil olan İngilizce herkes tarafından konuşuluyor. Buna ek olarak en çok konuşulan diğer iki dil, Oshiwambo ve flamancayı andıran Afrikaans dilinin sık konuşulduğuna şahit olabilirsiniz. Nüfusun büyük çoğunluğunun Hristiyan olduğu ülkenin simgesi olan Christuskirche Kilise’si görülmeye değerDowntown’da bulunan çocukların parkta oynayıp piknik yaptığı, çalışanların ara vermek için geldiği Zoo Park ve National Museum of Namibia ziyaret edilebilir. (Bu arada Zoo Park’ta 5000 yıl öncesine ait bulunan fil kalıntıları, taş devri zamanında ilk insanların burada avlandığını ispatlamış.) Alışveriş için şehre 8 km uzaklıkta bulunan kadınların el işi ürünlerini sattığı kar amacı gütmeyen Penduka, sepet, deri, takı, tekstil gibi ürünlerin satıldığı Namibia Crafts Centre’da hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Post Street Mall, renkli dükkanları ve el işi ürünleri ile turistlerin alışveriş için tercih ettikleri bir başka yerdir. Burada aynı zamanda prehistorik zamanlarda Namibya’ya düşmüş olan Gibeon Meteoru’nu görebilirsiniz. Joe’s Beerhouse ve Nice Restoran güzel bir yemek yemek için, Slowtown Coffee Roasters ise güzel bir kahve molası için tercih edilebilir.

 

 

 

Sossusvlei

Namibya’nun incisi olan Sossusvlei, 400 m’yi bulan dev kızıl kumulları, beyaz kurumuş nehir tabanı ve 1000 senelik İskelet Ağaçları ile turistleri mıknatıs gibi kendine çekiyor. Namib-Naukluft Milli Parkı’nın içinde yer alan Sossusvlei, ‘’çıkmaz bataklık’’ anlamına geliyor. Deadvlei aynı zamanda bölgeye verilen isim dolayısıyla iki farklı yer değil. Dune 45 ise Sossusvlei’de tırmanılan en popüler kum tepesi. Yola yakın olması haricinde diğer kumullardan bir farkı yok. Sossusvlei’ye ulaşmak pek kolay değil. Başkent Windhoek’ten anlaştığımız tur firması ile (Wild Dog Safaris) buraya büyük çoğunluğu toprak yol olmak üzere 7 saatte geldik (gidiş geliş yol 2 gün sürüyor). Yol üzerinde gelirken herkesin mola verdiği Solitaire’de ihtiyaç molası verip yemek yedik.

Mola verdiğimiz Solitaire Kasabası

 

Eski arabaların sergilendiği bu ıssız kasaba size Indiana Jones filminin bir sahnesinde gibi hissettirecek. Unutmadan Solitaire’e gelip ünlü elmalı strudeldan yemeden yola devam etmeyin. (Wi-fi bulunan ve çeken nadir yerlerden.) Daha sonra 2 gece kalacağımız Sossusvlei Lodge’a yerleştik. Otel kaldığımız en orjinal otellerden biriydi ve yemekleri gerçekten çok başarılıydı. Ayrıca akşam yemeklerinde içerisinde zebra, impala, springbok, devekuşu gibi av etlerinin ızgara yapıldığı ayrı bir bölümü bulunuyordu. Sabah çok erken saatlerde kalkıp park açılır açılmaz sıraya giriyorsunuz ve jiplerle kumulların arasından geçiyorsunuz. Çok sayıda Oryx, İmpala, Springbok gibi hayvanlarla karşılaşmanız olası. Önce Dune 45’e tırmanıyorsunuz daha sonra jiplerle ağaçların ve beyaz kurumuş nehir tabanının olduğu bölgeye gidiyorsunuz. Dev kumullara tırmanmak zor olduğu kadar nefes kesici. Ağaçları görmeden önce kumullara tırmanıyorsunuz tamam dediğiniz yerde ise dev kumuldan aşağı yuvarlanarak ağaçlara ulaşıyorsunuz. Bu kısmı gerçekten çok eğlenceliydi. Daha sonra dileyen girişi 4,5 km uzaklıkta bulunan Sesriem Canyon’a gidiyor.

 

 

 

 

 

Swakopmund

Bizi buraya getiren ikinci itici kuvvet Atlas Okyanusu ile Namib Çölü’nün birleştiği nokta olan Sandwich Harbour’dı. Yine karışıklık olmasın diye söylüyorum Swakopmund, Walvis Bay ve Sandwich Harbour 10km bir alanın içinde kalıyor yani hepsine aynı yer diyebiliriz. Dev kumulların okyanusla birleştiği sahilde ve kumullarda safari yapmak istiyorsanız mutlaka bir tur firması ile anlaşmanız lazım. Öyle araba kiralayıp ben kendim giderim derseniz telefonun çekmediği çölde arabanız kuma takılırsa veya bir dalga sizi alıp götürürse kendi başınıza olduğunuzu unutmayın. Walvis Bay Waterfront’ta bulunan Sandwich Harbour Tours ile kontağa geçerseniz size tüm detayları verecektir.

Sandwich Harbour – Bir taraf çöl, bir taraf okyanus.

 

Yaptığımız bu safari benim hayatımda yaptığım en güzel, en heyecanlı safarilerden biriydi ve herhangi bir çölde yaptığım safarilere benzemiyordu. Önce kumulların okyanusla buluştuğu sahile geldik. Jiplerle dev okyanus dalgalarının kapladığı daracık kumsalda korka korka ilerledik. Bir ara kumullarla dalgaların arasına sıkıştık ve şöförümüz yıllardır bu işi yapıyor olmasına rağmen geri dönmeye karar verdi. Daha sonra diğer şöförler dön dediği için yolumuza tehlikeli olmasına rağmen geri döndük. Sonra tırmanış başladı ve çöle girdik. Dağ gibi duran kumullardan aşağı inerken arabadan çığlıklar yükseliyordu. Dev kumullarda sandboard yapıp, uçaktan paraşütle atlamaya kadar Swakopmund’da yapılacak sayısız aktivite bulunuyor. Bunu göz önünde bulundurarak buraya mutlaka ekstra zaman ayırın. Sandwich Harbour’da safari yapmanın yanı sıra flamingoları, çöl geckolarını, bitkileri ve diğer canlıları gözlemleyebileceğiniz turlara katılabilir, balinalardan, yunuslara kadar çok çeşitli balık türlerini gözlemleyebileceğiniz katamaranlarla yapılan turlara katılabilirsiniz. Burası öyle güzel ki Angelina Jolie’nin ikizlerine doğum yapmak için seçtiği yerin Swakopmund olduğunu duyduğumda hiç şaşırmamıştım.

 

 

Etosha Milli Parkı

Büyük 5’liyi görebileceğiniz 20.000 km2’den daha fazla bir alanı kapsayan, içinde geniş bir tuzlası olan Etosha Milli Parkı’nda 114 çeşit memeli, 340 çeşit kuş, 16 çeşit sürüngen, sayısız aslan, fil, zürafa, buffalo, çita, gergedan yaşıyor. Parkın içinde bulunan kuru Etosha tuzlası o kadar büyük ki uzaydan bile görülebiliyor. Afrika’nın en güzel, en el değmemiş parklarından biri olan Etosha’da safari yapmanın en güzel zamanı kurak olduğu dönemler, yani hayvanların su bulmak için ortalarda gezindiği dönem. Namibya için bu zaman Mayıs-Ekim arasında kalan döneme denk geliyor, diğer dönemlerde yağışlar az da olsa oluyor. Parkın içinde bir düzine otel ve kamp mevcut. Dolomite ve Onkoshi gibi lüks otellerin yanı sıra, hemen dibinde su birikintisi olan ve hayvanların geldiği Okaukuejo Kampında tercih edilebilir.

 

 

 

 

Kolmanskop/Lüderitz

Kolmanskop, bir zamanlar Almanların elmas çıkarmak için inşaa ettikleri zengin bir kasabaydı. Elmas madenlerinin keşfiyle içinde kendine ait casinosu, bowling salonları, tiyatro salonlarının olduğu kasaba rezervler tükenip, Oranjemund’da başka elmas madenlerinin keşfi ile 1956 yılı itibariyle adeta hayalet bir kasabaya dönmüş. Rüzgarın taşıdığı kumlar bir zamanlar şampanyaların içildiği, zenginlerin partiler yaptığı evlerin içlerine girip geride bırakılan tüm yapıları yerle bir etmiş. Bir kısmı restore edilip ziyarete açılan Kolmanskop, turistler tarafından büyük ilgi görmektedir. Lüderitz’den 15 dakika uzaklıkta olan Kolmanskop’a izin olmadan girilemiyor dolayısıyla tur firmalarıyla gelmek mantıklı olacaktır. Windhoek’ten buraya gelmek kara yoluyla 7 saat, uçak ile 1 saat sürmektedir.

 

 

Fish River Canyon

Namibya’nın güneyinde bulunan Fish River Canyon Afrika’nın en büyük kanyonu olma özelliği taşıyor. Dünyanın en güzel 5 kanyonundan biri olarak gösterilen Fish Canyon, yürüyüş ve koşu yapmayı seven bir çok turistin uğrak noktası. Kanyonun hakkını vermek için 3 günden 1 haftaya kadar sürebilen yürüyüş rotalarını kullanmak gerekiyor. 160 km uzunluğunda ve 27 km genişliğinde olan kanyonun derinliği neredeyse 550 m. 50 derece gibi yüksek ısılara çıkabilen kanyonda yürüyüş ve koşu sadece 1 Mayıs-15 Eylül tarihleri arası yapılabiliyor. Buraya gelip yürüyüş yapmak isteyenlerin mutlaka Namibya Wildlife Resort’tan özel bir izin alması gerekiyor.

 

 

 

Skeleton Coast

Atlas Okyanusuna bakan Walvis Bay’in kuzeyi ile Angola sınırı arasında kalan uzun ince şeride Skeleton Coast deniyor. Namibyalı yerlileri burayı ‘’Tanrının yarattığı kızgın topraklar’’ diye adlandırırken Portekizli denizciler buraya ‘’cehennemin kapısı ’’ ismini vermiştir. Yukarı doğru akışı olan soğuk Benguela akıntısı yoğun ve kalın bir sis tabakası oluşturuyor ve bu sis tüm sene boyunca görülüyor. Kıyıya vuran sert dalgalar ve görüşün sıfır olması kıyıda çürümeye yüz tutmuş bine yakın gemi enkazına sebep olmuş. Dileyenler batan İngiliz gemisi Dunedin Star hakkında, J.Henry Marsh tarafından yazılmış ”Skeleton Coast” isimli kitap gelmeden önce okunabilir. Skeleton Coast’a gelirseniz burada bulunan tüylü fok balıklarını görmek için Cape Cross’a gidilebilir.

 

 

Himbalar

Namibya’nın kuzeyinde Angola sınırına yakın Kunene Bölgesi’nin başkenti Opuwo’da yaklaşık 50.000 kişilik bir Himba nüfusu bulunuyor. Avcı-toplayıcı bir kabile olan Himbalar’a ulaşmak için Opuwa’ya gelmeniz ve buradan bir rehber ile köylere girmeniz gerekiyor. Namibya’nın geri kalan son yarı-göçebe kabilesi Himbalar, genellikle çobanlık yapıyor ve zenginlikleri sahip oldukları hayvan sayısı ile ölçülüyor. Poligami yani çok eşli bir topluma sahipler. Hem kadınları, hem de erkekleri aşırı sıcaklardan ve sivri sinek ısırıklarından korunmak için vücutlarına ve saçlarına sürdükleri kırmızı toprak boyası ile tereyağı karışımını sürmeleri ile ünlüler.

 

SaveSave

SaveSave

Namibya Rehberini okumak için tıklayın!SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave