Yakın zamanda Paris’e gidip, bir yerleri gezmekten ziyade bol bol restoran gezip biraz ayakları uzattım. Bilmediğim yerlere seyahat etmeyi ne kadar çok seviyorsam, bildiğim yerlere gidip bir şeyleri kaçırma korkusu yaşamadan tadını çıkarmayı da bir o kadar seviyorum. Paris dendiği zaman hemen önünde sandalyelerin ve minik masaların atıldığı şirin mi şirin cafeler ve restoranlar akla geliyor öyle değil mi? Bu yazıyı Paris’te nerede yemek yiyeceğine karar veremeyenler için hazırladım. Paris’te ister bir cafede tıka basa tatlı ile karnınızı doyurun ister şık bir restorana gidin her zaman üst düzey yemek bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Tüm gününüzü Paris’in tarih kokan caddelerinde geçirdikten sonra tarihe adını altın harflerle yazdıran Van Gogh, Hemingway ve Picasso gibi ünlü isimlerin yemek yediği yerlere uğramak keyfinize keyif katacaktır. 

 

paris_laduree

  • Ladurée

1862 senesinde kurulan Fransa’nın ünlü makaroncusu olarak bilinen Ladurée, makaronu ilk bulan pastane olarak biliniyor ve Paris’e gelindiğinde ilk uğranan yerlerden biridir. Mağazaya girdiğinizde 17.yy Paris atmosferi yaşatan Ladurée’de sadece makaron yoktur, aynı zamanda bezelerle, kremalarla ve dağ meyveleri ile süslenmiş gösterişli tatlıları bulunmaktadır. Su yeşili rengi ile gönüllere taht kuran ünlü pastane bu sebeplerden dolayı benim listemde başlarda bulunmaktadır. Ünü tüm dünyaya yayılmış olan Laduree, 2003 senesinde ünlü yönetmen Sophia Coppola’nın yönettiği Paris’t geçen Marie Antoinette filmindeki gösterişli saray tatlıların tamamını üstlenmiştir.

 

paris_angelina

  • Angelina

1903 senesinde kurulan ve uzun yıllar Parislilere hizmet vermiş bir başka pastaneye geldi sıra. Avusturyalı Rumpelmeyer ailesi tarafından çay evi olarak açılan mekan ferah havası, bol aynaları, minik mermer masaları ve şık dekorasyonu ile göz doldurmaktadır. Söylentilere göre Coco Chanel zamanında 10 numaralı masaya oturarak en sevdiği sıcak çikolatayı le chocolat chaud sipariş edip keyifli kaçamaklar yaparmış. Aristokratların pastanesi Angelina’ya gelindiğinde Afrika sıcak çikolatası, ikonik Mont Blanc tatlısı ve karamelli ekler pastaları mutlaka denenmeli.

 

paris_pierreherme

  • Pierre Hermé

Tatlıların ve makaronların Louis Vuitton’u olarak bilinen Pierre Hermé Paris’in bir diğer ünlü makaroncularından biridir. Eğer Paris’te yeteri kadar makaron yemişseniz aralarındaki farkı anladıktan sonra pastanelerden birini favori olarak belirlemeye başlayabilirsiniz demektir. Hermé lüks şarküteri dükkanı olan Fauchon’da yıllarca pasta şefi olarak çalıştıktan sonra kendine ait olan Pierre Hermé adı altında Paris’te şık dükkanlarını açmaya başlamıştır. Tüm makaronları oldukça lezzetli olsa da güllü olanı denenmeli. 

 

paris_cafedeflore

  • Cafe de Floré

Albert Camus ve Jean Paul Sartre’nin en çok zaman geçirdiği mekanlardan biri olan Cafe de Floré popülerliğini günümüzde hala korumaktadır. Gittiğinizde halen yazarlara, yönetmenlere ve artistlere rastlamanız mümkündür. Sahip olduğu yaşanılmışlığın verdiği harika enerjiden pay almak istiyorsanız bu entellektüel cafeye gelip kahve eşliğinde güzel bir tatlı veye kruvasan yemeniz gerekmektedir.

 

paris_cafe-les-deux-magots

 

  • Les Deux Magots

Les Deux Magots sahip olduğu tarihi ve ağırladığı ünlü isimlerle Cafe de Flore’un rakibi olarak bilinmektedir. Zamanın ressamlarının, artistlerinin ve sürrealistlerinin buluşma noktası olan cafe zamanımızda bile tüm ünlüleri kendine mıknatıs gibi çekmeye devam etmektedir. İnsan, kim bilir burada ne kitaplar yazıldı, bu cafe ne eserlere  ilham kaynağı oldu diye düşünmeden edemiyor. Kendinizi yorgun hisettiğinizde bu cafeye gelip sürahide servis edilen taze yapılmış sıcak çikolata içmeyi ihmal etmeyin.

 

paris_hotel_costes

  • Hôtel Costes

Paris’in top restoranlarından birini arıyorsanız doğru yere geldiniz. İçeri girer girmez etrafınızı saran harika koku ve ambiyans sizi derinden etkileyecektir. Kadife sandalyenize oturur oturmaz dergilerden ve televizyonlardan tanıdığınız ünlü simalar gözünüze çarparsa şaşırmayın. Bazen mekanlar isim yaptıktan sonra kalitesini düşürebilirken burası için bunun tam tersi geçerlidir. Ne söylerseniz söyleyin ödediğiniz paranın karşılığını alırsınız. Çıkışta evinize Hôtel Costes’i hatırlatacak parfüm ve mumlardan satın almayı unutmayın.

 

ferdi_paris

  • Ferdi

Duvarlarında eski fotoğrafların ve eski oyuncakların süslediği Paris’in en lüks semtlerinden birinde bulunan küçücük ama inanılmaz sevimli bir mekan düşünün. Bu mekanda hayatınızda yiyebileceğiniz en lezzetli hamburgerler servis edilmekte. Eğer çok önceden rezervasyon yaptırmamışsanız içeri girme ihtimaliniz oldukça düşük çünkü mekan oldukça popüler ve masa sayısı az olduğundan dolayı yer bulabilmek uğraştırabiliyor. Hamburgerin yanı sıra menüde ”macaroni and cheese” olarak geçen peynirli makarnayı sipariş ederseniz asla pişman olmazsınız.

 

 

lavenue_paris

  • L’Avenue

Paris’in en şık caddelerinden biri olan Avenue Montaigne’in merkezinde bulunan L’Avenue, şehrin en bilinen lüks oteli Plaza Athenée’e ve Dior mağazalarına yürüme mesafesinde bulunmaktadır. Rihanna, Lana Del Ray ve Bieber gibi ünlüleri ağırlayan restoranın yemekleri de oldukça lezzetlidir. Hem keyifli bir yemek yiyip hemde restorana gelen jetsetleri takip etmek isterseniz buraya en azından birşeyler içmek için uğrayabilirsiniz.

 

 

paris_maisondelatruffe

  • Maison de la Truffe

Kendine has bir kokusu ve aroması olan ve oldukça değerli bir mantar türü olan Trüf restoranın menüsündeki tüm yemeklerde bulunuyor. Hayatınızda hiç bu mantardan yememiş olsanız bile bir kere denedikten sonra vazgeçilmezlerden olma ihtimali oldukça yüksek. İlk başta bu mantarın ve ürünlerinin satıldığı bir dükkan olarak açılmış ve zamanla bu değerli mantarı almak isteyen gurme ve zengin Parislilerin uğrak noktalarından biri olmuş. Daha sonra Guy Monier ismindeki bir şef burayı satın alarak trüflü ürünlerin satıldığı bir restoran haline getirmiş. Şimdilerde oldukça modern ve şık döşenmiş olan restoranda hem yemek yiyebilir hem de trüf içeren ürünlerden satın alabilirsiniz. 

 

ralphs_paris

  • Ralph’s

Ralph’s, ismine ve mekanın dekorasyonuna bakıldığında şık bir Fransız restoranı gibi dursa da aslında işletmecisi Amerikalı Ralph Lauren’den başkası değil dolayısıyla yemeklerde oldukça Amerikan. Paris’in en iyi hamburgerini nerede yerim diye sorarsanız kesinlikle Ralph’s derim. Tüm masaları süsleyen kırmızı gülleri, deri koltukları, şöminesi ve köpek figürlü tabloları ile bence Paris’in en şık mekanlarından biri. Yaz aylarında sahip olduğu avlusunda keyfin devam ettiği Ralph’s sadece harika patates kızartması eşliğinde gelen hamburgerleri ile değil aynı zamanda kahvenin yanında gelen karamelle kaplı fıstıklı patlamış mısırıyla da gönüllere taht kuruyor. Gitmeden önce rezervasyon yapmak şart.

 

kong_paris

  • Kong

Kenzo binasının son iki katında yer alan Kong sahip olduğu manzarası ve ünlü tasarımcı Starcke’ın sihirli elinin değmesi sebebiyle mutlaka görülmesi gereken mekanlardan biridir. Sex and the City dizisinin burada çekilmesi ile birlikte restoranın popülaritesi oldukça artmıştır. Güzel ve oldukça şık bir cam kubbenin altında güzel bir manzara eşliğinde harika yemekler mi yemek isterseniz Kong sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Fransız ve Japon füzyon mutfaklarının sunulduğu restoranı hem öğlen hem de akşam yemeği için tercih edebilirsiniz.

 

paris_lentrecote

  • L’Entrecote

L’Entrecote sundukları altın renkli patates kızartmaları ve tereyağ soslu antrikotları ile Paris’in en ünlü restoranlarından biri haline gelmiştir. 1958 senesinde Gineste de Saurs’un kurduğu restoran şimdi kızları tarafından işletilmektedir.  Tipik bir Fransız restoranı olan mekan, kırmızı tonların hakim olduğu logosu ve şık atmosferi ile hem Parislileri hem de turistleri kendine çekmektedir. Rezervasyonunuz yoksa sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz ama bence beklemeye değer.