Hindistan

Hindistan-8Hindistan, Yeni Delhi

Hindistan hayatımızda hep görmek istediğimiz yerlerin başında geliyordu. Sonunda Temmuz 2010’da tüm cesaretler toplandı. Şimdiye kadar hiç bir ülkeye gitmeden önce böyle bir araştırma yaptığımı ve sayısız kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Bu kadar araştırma yapmamız gerçekten isabetli olmuş çünkü bu eski ve değerli kültürü daha kolay anlamamızı sağladı. Gezeceğimiz yerleri eşim titiz ve uzun süren bir çalışma sayesinde organize etti. Tüm otelleri, uçak ve tren biletlerini önceden ayarladık. Uzun süre aşı olup olmamamız konusunda kararsız kalıp hiç aşı olmama kararı aldık fakat açık su, buz içeren içecekler ve sokakta satılan hiçbir şey yemedik. Yanımızda küçük ölçekli bir bavul ilaç götürdük, mide bozulması, antiseptik, böcek ilacı gibi… Biz tatilimizi 6 Temmuz-17 Temmuz tarihleri arasında planladık dolayısıyla bu tarih Musonlara denk geliyordu. Tatilimizi etkileyeceğini düşünmedik değil ama tam tersi iyi ki yağıyor dedik serinledik yani lehimize oldu musonlar. Hindistan’ın en güzel zamanı Eylül-Şubat aylarına denk geliyor çünkü musonlar bitiyor ve hava açık ve makul bir kıvamda oluyor, Şubat ayı sonrası sakın ama sakın gitmeyin. Ölümcül sıcaklar başlıyor tam bir cehenneme dönüyor, ne bir yağmur ne bir esinti.

Biz THY’nin Yeni Delhi seferiyle direk olarak uçtuk. Delhi’de bir gün kaldıktan sonra trenle Agra’ya geçtik oradan sonra 2 gün Jaipur’da, 2 gün Udaipur’da, 4 gün Goa’da sonra 2 gün tekrar Delhi’de kaldık. Şehirlerarası trenleri kullandık çünkü trafik, Hindistan’ı bilmeyen biri için şaşırma unsuru. Kural yok, ışık yok, bol bol korna, inekler, arabalar, rikşalar, filler, zaman zaman domuzların da katıldığı bir curcuna adeta… Şehirlerarası uçak seferleri ya yok ya da gereksiz pahalı. Trene gelince biz biraz zorlandık sanırım, hayır hayır baya bir zorlandık hatta en zor gelen kısmıydı ama bizim için tam manasıyla inanılmaz bir deneyim oldu.

Yeni Delhi, 300 milyon nüfusu ve İngilizlerin 1900’lu yıllarda tasarladığı geniş yolları ve yemyeşil alanları ile Hindistan’ın başkentidir. Bu şehirde çok zenginle çok fakirin arasındaki farkı çok net görebilirsiniz. İngilizlerin günlük alışkanlıklarını almalarına karşın bir türlü umumi tuvalet kullanma alışkanlığı edinememişler. Sokağın ortasında ihtiyacını gidermek o kadar normal ki görürseniz şok geçirmeyin. Bu durumdan dolayı her yer oldukça kötü kokuyor. Bunun yanı sıra herkes ama herkes çok iyi İngilizce konuşuyor neden acaba Sokaktaki dilenci bir İngilizce cümleler kuruyor inanamazsınız, zaten o kadar çeşitli diller konuşuluyor ki anlaşmak için mecburen İngilizce konuşuyorlar. 120’den fazla dil olduğu söyleniyor dolayısıyla bir çok insan 3 ve ya 4 dil konuşmak zorunda kalıyor. Hindistan için uyuyan dev tanımlaması yapılıyor çünkü inanılmaz ucuz bir iş gücü söz konusu, el işçiliği konusunda kimse onları geçemiyor ve bundan dolayı her geçen sene ekonomisi daha da güçleniyor. Delhi, gerçekten çok hoş bir şehir fakat bizdeki gibi alışveriş merkezleri yok. Delhi’de görülmesi gereken oldukça güzel yerler var…

Yeni Delhi’de ne yapılır?India Gate, Qutb Minar, Lodi Gardens, Dilli Haat, Humayun’s Tomb, Cuma Masjid, Red Fort, Jain Temple.

Hindistan-60Agra

Taç Mahal’in bulunduğu Agra şehri, 14.yüzyılda Moğol İmparatoru Sikandar Lodi tarafından kurulduğu kabul edilir. Agra şehri uzun süre Babür İmparatorluğunun yönetimi altında kalmıştır. 1858 yılında bir isyan üzerine bölgeye müdahale eden İngiliz’lerce Hindistan’daki Babür İmparatorluğu’na son verilerek; Hindistan, Büyük Britanya İmparatorluğu’na bağlanılmıştır. Taç Mahal’in hikayesine gelince; Babür İmparatoru Şah-ı Cihan’ın eşlerinin arasından en sevdiği karısı Mümtaz Mahal 14. çocuklarını doğururken hayata gözlerini yumar. Şah Cihan bu acıya dayanamaz içine kapanır, elini eteğini devlet işlerinden çeker kendini sanata verir. En sevgili eşim için son kez ne yapabilirim diye düşünürve tüm dünyanın konuşacağı, dünyanın 7 harikasından biri olacak olan anıtmezarın inşasına başlama emrini verir. Anıtmezar’ın yapımı 20 sene sürer ve Şah Cihan’ın bu isteği yüzünden hazinede paralar suyunu çeker, halk suni bir krize girer, ciddi anlamda fakirlik baş gösterir. Rehberden duyduğumuza göre Şah Cihan kendisine Taç Mahal’in aynısının siyah renkli olanını inşa ettirmek istemiştir ama oğlu Evrengzib bu dileğini gerçekleştirmesine fırsat vermeden onu tam karşısında bulunan Agra Kalesine hapsetmiş. Ölene kadar eşinin mezarını bu noktadan izleyecektir ve öldüğünde ise biricik karısının yanına defnedilecektir. Gerçekten çok masalsı bir hikaye, Mümtaz Mahal gerçekten şanslı bir kadınmış…

Gelelim şehrin şuan ki haline, Taç Mahal olmasa at çöpe gitsin dedirtecek türden bir yer. Şah Cihan bugünkü halini görseydi yaptırmaz olaydım bu muydu kıymeti derdi kesin. Şehirde düzgün yol yok, her yer pislik içinde. Söylemeyecektim ama iki domuzla, üç ineği birlikte birikmiş çöpleri yerken gördüm ağzım açık kaldı… Biz tüm Hindistan gezimizde Taj grubun otellerinde kaldık. Taj grup Hindistan’ın en zengin işadamı olan Ratan Naval Tata’ya ait. Dünyanın en zenginleri arasına giren Tata her türlü sektörde faaliyet göstermektedir otomotiv, enerji, otel gibi. Tata İngiltere’nin lüks markaları olan Land Rover ve Jaguar’ı 2,3 milyar dolara ABD’li otomotiv şirketi Ford’dan satın almış Biz The Gateway otelde kaldık, odaları oldukça güzel ve lükstü. Ama önceden Oberoi Agra’nın Taç Mahal manzaralı odaları olduğunu bilseydik kesinlikle bu otelde kalırdık!

Hindistan-54Jaipur

Rajasthan bölgesinin en büyük şehridir ve Pink City olarak da bilinir çünkü binaların çoğu pembeye boyanmıştır.(Rajasthan krallar şehri manasına gelmektedir. Maha-Raja büyük kral, Maha-Rani ise büyük kraliçe anlamlarına geliyor. Jaipur ismi ise Jai’nin şehri anlamına geliyor) 1727′de Maharaja Sawai Jai Sing kuracağı bu şehrin düzenli binalara büyük meydanlara ve geniş yollara sahip olmasını istemiş, ve bu istediğini de gerçekleştirmiştir. Ben gördüğümüz tüm şehirlerden en çok Jaipur’u sevdim. Kaldığımız eskiden saray olan şimdi ise dünyanın sayılı otelleri arasına giren Rambagh Sarayı’nın bunda payı oldukça büyük. Eski püskü trende 8 saat sallana sallana bu şehre geldikten sonra taksiye binerek geldiğimiz bu otel öyle görkemli gözüküyordu ki sanki peri masalın ortasına düşmüş gibi hissettik, hissettirildik. Tüm tatilimiz boyunca Taj Otellerinde kaldığımızdan bizi jest olarak tarihi oda (kralları bu devasa odada kalıyormuş) dedikleri kral süitinde 2 gün ağırladılar. Odayı gördüğümüzde öyle heyecanlanmıştık ki… Böyle tarih kokan ihtişamlı bir sarayda kalıyor olmanın verdiği keyifle krallara layık bir banyo yapıp mis gibi bir uyku çektik… Öyle büyük bir bahçesi vardı ki bahçe demek ayıp olurdu. Bu bahçede insanı mest eden kuş sesleri ve etrafta dolaşan ihtişamlı tavus kuşları vardı. Hindistan’ın iki yüzünü net bir şekilde görmüştük. Zengin ve fakirin arasında bıçakla kesilmiş kadar net bir çizgi vardı ya çok zengindiniz ya da çok fakir ortası hiç yoktu.

Otelin temin ettiği rehberimiz bu 2 gün boyunca bizi gidilebilecek her yere götürdü ve inanılmaz bilgiler verdi. Kast sisteminden bahsetti. Bir Hintliye kast sistemini sorduğunuzda olmadığını eskide kaldığını söyleyecektir fakat bu doğru değildir. Hala insanlar sınıflara ayrılıyor; Brahmanlar: Rahipler ve Bilginler (en üst sınıf), Kşatriyalar: Prensler ve Askerler, Vaisyalar: Esnaflar ve Çiftçiler, Sudralar: İşçiler ve Köleler, bir de kast sistemine dahil olmayan Paryalar vardır. Rehberimiz gururla Kşatriyalardan olduğunu anlattı. Dünya’ya Parya olarak gelmektense pişmiş bir tavuğun yerinde olmak daha iyidir diyebiliriz, çünkü en kötü ve zor koşullu işleri Paryalara yaptırıyorlar ve sürekli olarak herkesin aşağılamalarına ve hor görmelerine katlanmaları gerekiyor. Hindu dinini ayrı bir yerde anlatmak istiyorum çünkü gerçekten çok ilginç ve bize çok yabancı. Dinleriyle ilgili diğer detaylarını din bölümünde bahsedeceğim. Maymun tapınağında inanılmaz eğlendik bir sürü maymun vardı ve çok tatlılardı! National Geographic Channel izleyenler Jaipur’un ünlü maymunlarını hatırlayacaktır… Bu programı takip ettiğimden ilk gitmek istediğim yer burası oldu. Rehberimiz biraz mırın kırın etti uzak dedi ama diretince götürdü. İyi ki de götürmüş, hayatımda hiç bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Bir de Amber Kalesine fillerle tırmanıyorsunuz o kısmı da çok keyifli. Aşağıda yazdığım yerlere gitseniz zaten 2 güne anca sığar

Jaipur’da ne yapılır? Hawa Mahal, Jantar Mantar, Amber Fort Palace, City Palace, Jai Mahal, Monkey Temple.

Hindistan-32Udaipur

İsminden de anlayacağınız gibi Udai’ın Şehri anlamına geliyor. Jaipur gibi, Udaipur’da Rajasthan bölgesinde bulunuyor. Maharajalar Diyarına geldiğiniz andan itibaren göllerin çokluğu gözünüze çarpacaktır, bu özelliğinden dolayı göller kenti olarak da bilinmektedir. Udaipur denince benim aklıma ilk gelen Taj Lake Palace Oteli oluyor. Rambagh Saray Otelinden aşağı kalmadığı gibi Pichola Gölünün ortasında tüm ihtişamıyla turistlere gövde gösterisi yapıyor. Burası da eskiden yazlık saray olarak kullanmış ve Hindistan bağımsızlığını ilan ettiği 1950 senesinden sonra devlet, kralların ellerinden saraylarını, malvarlıklarını almaya başlamış. Akıllı maharajalar mallarını ellerinde tutmanın tek yolunu saraylarını otellere kiralamada bulmuşlar. Böylelikle devlet sahip oldukları bu değerli yapıları alamamış. Otellerin işlettiği bu sarayların tapusu halen kendilerine ait… Bu romantik ve muhteşem manzaraya sahip otelde James Bond, Octopussy filmi çekilmiş ve Nicole Kidman, Jacqueline Kennedy gibi dünyaca ünlü simalar kalmış. Şehirde görülmesi gereken oldukça önemli yapıtlar ve müzeler bulunmakta.

Ne yapılır? Lake Pichola, City Hall Palace, Monsoon Palace

Udaipur’da gidilmesi gereken yerlerle ilgili bu kadar yer bulabildim, resim çekmeyi seviyorsanız buradan daha güzel bir atmosfer ve ışık bulamazsınız. Ayrıca belirtmeliyim ki Lake Palace Hotel’de yaptırdığım masaj cennette olmak gibiydi. Gerçekten kendimi prenses gibi hissettim, ayaklarım gül yapraklarıyla yıkandı, özel çaylar ikram edildi, odam mis gibi taze yasemin kokuyordu ve masajı yapan bayan inanılmaz kibardı Monsoon Palace’e gelince biraz uzakta kalıyordu ve saray oldukça köhneydi ama o tepeden muhteşem Udaipur manzarasını seyretmeye değerdi. Udaipur’a gitmişken yine de uğramanızı tavsiye ederim…

Hindistan-12Goa

Goa denince eminim birçoğunuzun aklına, tatil ve plajlar geliyordur. Gerçekten çok güzel bir tatil yeri ama bizim gittiğimiz zaman burası için çokta uygun değildi çünkü kimse musonlardan dolayı denize giremiyordu. Musonlar, yukarıdaki resimde de gördüğünüz gibi çok büyük dalgaların oluşmasına sebep oluyordu dolayısıyla denize girmek çok tehlikeliydi. Eşimle birlikte buraya 4 gün ayırmıştık çünkü çok yoğun bir tempoyla gezeceğimizden biraz ayaklarımızı uzatıp dinlenelim istedik fakat 4 gün geçmek bilmedi ve çok sıkıldık. Burada da Taj Otellere ait olan Taj Exotica Otelinde kaldık. Güzel bir oteldi fakat diğer kaldıklarımızdan sonra eski ve bakımsız geldi. Zaten inanılmaz bir nem vardı, o kadar çoktu ki tüm otel ve odalar nem kokuyordu. Her sene boyanamayan binaların dışı tamamen nemden yeşermişti. Bu nemde insanlar nasıl yaşayabiliyor diye hayret ettik. Dalgaları seyredip kitap okuduk ama ne yalan söyleyeyim depresif bir ruh haline girdik, hava kapalı, deniz dalgalı, düşük sezon olduğundan çok az insan vardı. Neyse ki gezilecek yerler vardı da zaman çabuk geçti. Bu şehirle ilgili birkaç ilginç bilgi vermem gerekirse herkes Hristiyandı. Bunun sebebi de 450 sene Portekizlilerin sömürgesi altında olmaları. Portekizliler buraya geldiklerinde herkesin dinini ve ismini değiştirmesini istemişler ve bunu gerçektende başarmışlar. Buna en güzel örnek Bragança House. Portekizliler gelmeden önce Goa’da sözü geçen bir aileymiş hatta toprak sahibiymiş, Portekizliler önce bu tarz güçlü aileleri ikna ederek, isimlerini ve dinlerini değiştirtmişler. Bu durum Hindistan’ın bağımsızlığı olan 1961 senesine kadar devam etmiş. Bu ailenin tüm topraklarına ve çalışanlarına yeni Hint Hükümeti el koymuş. Şu anda tek geçimleri ise bir zamanlar büyük paraların harcandığı o ihtişamlı evlerini müze olarak kullanmak Gerçekten güzel bir evmiş ve tüm eşyaları olduğu gibi korumuşlar. Beğendiğim bir başka yer ise Baharat Çiftliği. Her türlü baharatın yetiştirildiği çok büyük bir çiftlik ismi ise Sahakari Spice Farms. Mutlaka uğramalısınız.

Goa’da ne yapılır? Old Goa, The Basilica of Bom Jesus, Sahakari Spice Farms, Goa Beach.

Yemek konusunda çok sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum. Neredeyse tamamen vejetaryenler et olarak hep tavuk yeniliyor. Hint mutfağı biraz fazla baharatlı ve acı. Çok alışırsanız bu sefer Türk yemekleri tatsız tuzsuz gelmeye başlayabilir. Genelde tüm yemekler buharda pişmiş basmati pilavı eşliğinde servis edilir. En çok yediklerimizin başında bol soslu tavuk köri (chicken tikka masala) ve bol soslu mercimek yemeği geliyor. Oldukça lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Samosa isminde sebzeli bir börekleri var, Naan popüler bir ekmek, bizim pidemize benziyor. Çaylarını genelde sütle içiyorlar, İngilizlerden kalma bir adet sanırım. Masala çaylarını mutlaka denemelisiniz. Hint mutfağında her türlü yemeğe, çaya, ekmeğe büyük miktarlarda acı ve baharat konulur. O zaman herkes baharat kokuyordur dediğinizi duyar gibiyim, endişelenmeyin iki gün sonra siz de koktuğunuzdan, burnunuz alışıyor.

Hindistan-47Hindistan’da kaliteli bir şey bulmak oldukça zor dolayısıyla belirli yerlerden alışveriş etmelisiniz. En iyi alışveriş kesinlikle Delhi’de yapılır. Sizin turist olduğunuzu anladıkları saniyede çok çok ucuz olan ürünlerini inanılmaz fiyatlara satmayı deneyeceklerdir, belki pazarlık yapacaklardır ama yinede çok inmeyeceklerdir. O yüzden bir şeyi çok beğenmediğiniz sürece ciddi bir pazarlık yapmadan almayın yoksa adamın 3 ayda kazanması gereken parayı eline sayıverirsiniz… 100 rupi diyorsa bilin ki gerçek fiyatı maksimum 30 rupidir. Bizim paramızın değeri rupiden oldukça yüksek olduğu için paranızı bozdur bozdur harca moduna gireceksiniz ve ne alırsanız alın paranızın bitmediğine tanık olacaksınız. Taç Mahal’de göreceğiniz muhteşem mermer oyma sanatı ”Pietra Dura” çok meşhurdur fakat bu sanatın işlendiği hediyelikleri Delhi’den pazarlıksız temin edebilirsiniz hem yol boyunca taşımamış olursunuz. Ülkenize dönmeden önce her şeyi devlete ait olan Central Cottage Industries’den alabilirsiniz fiyatlar fix ve oldukça uygun. Jaipur el yapımı bilezikleri ile ünlüdür, ben kutu kutu aldım ama eve gelip açtığımda çoğunun kırıldığını gördüm çok dayanıksızlar ama çok ucuzlar o yüzden varsın kırılsınlar. Yine Jaipur aynı zamanda değerli taş işlemesi ile ünlüdür. Dünyadaki çoğu değerli taşların buraya işlenmek üzere gönderildiğini rehberimiz anlatmıştı, bir de zamanında büyük miktarlarda Safir rezervlerinin olduğunu fakat hepsini çıkardıkları için bu değerli taşın tükendiğini de söyledi. Olurda almak isterseniz çok fahiş fiyatlar veriyorlar, basit küçük safirli bir kolyeye 3500 dolar dediler. Taşın hangi kısmı olduğunu kuyumcu değilseniz asla bilemezsiniz, güvenemezsiniz dolayısıyla sadece bakmakla yetinmeniz uygun olacaktır. Udaipur kağıt ve ipek kumaş üzerine minyatür sanatıyla ünlüdür. Küçücük kumaşları yorulmadan, kör olmadan nasıl boyayabiliyorlar gerçekten inanılmaz bir azim. Biz hem kağıt hem ipek üzerine olanlardan aldık gerçekten harika bir hatıra oldu. Fiyatları 3000 rupiden başlıyor dolayısıyla mutlaka indirim yaptırın… Yastık kılıflar, işli kutular, mis kokulu yağlar, tütsüler, sariler (saree-hintli kadınların geleneksel kıyafeti) mutlaka alınması gereken hediyeliklerden. İpek halı ve kaşmir ürünlere de değinmek istiyorum. El dokuma ipek halıları ülkemize göre çok daha uygun fiyatlara bulabilirsiniz.

Kaşmir olarak bildiğimiz kumaş Hindistan’ın Keşmir eyaletiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu yöreye özgü yine Keşmir ismini taşıyan keçi türünün ince ve yumuşak yününden yapılır. Mutlaka gerçek kaşmir bir eşarp almalısınız. ”Nasıl anlayacağız gerçek olduğunu” diye sorarsanız elinizle dokunduğunuzda geri çekmek istemezsiniz ve de fiyatı diğer pashminalara oranla pahalıdır.

Aklınıza gelebilecek her türlü ilacı alın, lazım olsun olmasın… Mide bozulmaları, klimaların sebep olabileceği üşütmeler için ilaç ve sinek ısırmalarına karşı off tarzı ürünler mutlaka alın. Eğer ”dışarda da yemek denemek isterim” , ”her yediğime dikkat edemem” diyorsanız mutlaka aşı yaptırın. Aşı detaylarını buradan öğrenebilirsiniz. Her türlü pürel gibi anti bakteriyel sıvıları (çok gerekli sözüme inanabilirsiniz) ve ıslak mendilleri yanınızda bulundurun. Klimalı alanlar için uzun kollu üstler bulundurun. Mümkün olduğunca rahat hava alan sandaletlerinizi getirin (yara bandı olmazsa olmaz!) Eğer çok terleyen bir yapınız varsa bol bol t-shirt getirin hatta mümkünse pislenince yük olmaması açısından atabileceğiniz türden olsun. Otellere yıkamaya verirseniz sokağın ortasına yayıp kurutuyorlarmış, bir yerde okumuştum bir turist şehri gezerken çimenlerde şortları ve t-shirtleriyle karşılaşmış hemen oracıkta kıyafetlerini torbaya koyup evde yıkanmak üzere karantinaya almış…

Hindistan

Dikkat

Hindistan’da hırsızlık ve kapkaçtan korkmanıza gerek yok ama yine de tedbiri elden bırakmamak gerek. Teninizin beyaz olması dikkatlerini çekmek için yeterli olacaktır, hele saçınız sarı ise ya da renkli gözlere sahipseniz saatlerce sizi oturup izleyebilir, dokunmaya çalışabilirler, korkmayın kötü bir niyetleri yoktur sadece ilk defa beyaz bir insanla karşılaşıyorlardır. Her yerde bizimle resim çektirmek isteyen Hintlilerle karşılaştık, o kadar ki bir ara onlar mı turist biz mi karıştırdık… Açık yemekler, içecekler içmeyin. ”Ama onlar yiyor içiyor hiçbir şey olmuyor” diyorsanız, bende size onların bakterilere bağışıklık kazandığı için hasta olmadıklarını, oysa sizin bu bakterilerle ilk defa karşılaşacağınızı söylerim. Maymunlara yaklaşmayın, ellemeyin vahşiler ve ısırabilirler. Çoğunda maymun HIV virüsünün olduğunu HIV size bulaşmasa bile sizi hasta edebilecek bolca virüs olduğunu biliyoruz. Dana eti bulmanız çok zor, zaten bir süre yemeyiverin, onlar için kutsal olan bir hayvanı yemek istemeniz çok hoş görünmeyecektir. Her yerde inek göreceksiniz, hatta o kadar yaşlı ve zayıflar ki ilk defa böyle bir inek göreceksiniz, ne yapın edin dokunmayın. İneklere kötü davrananlara ceza veriliyor yanlış anlarlar sonra tatiliniz kabusa dönen yolculuklar belgeseline dönmesin. Trene binecekseniz First Class kısmından bilet almanızı öneririm. First Class bile oldukça pisti ama diğer vagonlarda insanların üst üste 7-8 saat yolculuk ettiğini görünce şükrettik. First Class’lar 2 kişilik ve 4 kişilik olarak kapılarını kilitleyebileceğiniz bölümlerden oluşuyor fakat çoğunda 2 kişilik yok o yüzden siz en iyisi 4 kişilikten alın

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan