Beyrut

Beyrut-2Beyrut, Lübnan

Beyrut gezimizden tam bir hafta önce, Ürdün’ü gezme şansımız olmuştu. Lübnan’ın diğer Arap ülkelerinden bu kadar açık ara farkla sıyrılabileceği hiç aklıma gelmezdi. Lübnan ve Ürdün dip dibe olmalarına karşın birbirlerinden birçok anlamda ayrılıyorlardı. Beyrut beni resmen sürprizlere boğdu. Bu kadar farklı olmalarını kültür çeşitliliğine ve Hıristiyan nüfusunun çok olmasına borçlular. Farklılıkların güzel getirileri olduğu gibi savaş gibi üzücü getirileri de olabiliyor maalesef ama herkes neşeli sanki hiç savaşı görmemiş, tatmamış gibiler. Lübnanlı arkadaşımızın dediği gibi ‘’Yarın savaş çıksa kimse umursamaz, sabah yine erken kalkıp işlerine giderler’’misali hayatı doya doya yaşamayı ve keyfini çıkarmayı yaşam biçimi olarak benimsemişler.

Savaşı ve sebeplerini anlayabilmek için sizi küçük bir tarih yolculuğuna çıkaracağım; Antik çağın tüccarları Fenikeliler günümüzde Lübnan’ın bulunduğu toprakların Akdeniz kıyılarında yaşamışlar. İlk camı ve alfabeyi insanlığa armağan eden bu yetenekli denizciler ülkede bulunan Sedir Ağaçlarından sağlam tekneler yaparak Hollanda ve Gine sahillerine kadar ulaşmışlar. Fenikelilerden sonra Lübnan’a sırasıyla Asurlular, Babilliler, Persler, Makedonlar ve Romalılar sahip çıkmışlar. Daha sonra İslam Orduları Lübnan’ı fethetmiş ve Maruni Arapları bu coğrafyaya yerleşmiş. Bugünkü iç karışıklıkların sebeplerinden biri olan Dürziler ise 11. yüzyılda güneyden Lübnan’a gelmişler. 1517 senesinde Yavuz Sultan Selim, Lübnan’ı Osmanlı sancağı yapmış. Osmanlı idaresinde, refah seviyeleri yükselmiş ve ülke yaşamak için çok elverişli bir hale gelmiş. Bu dönemde komşu ülkelerden göç almış ve Hıristiyan nüfus bu şekilde çoğalmış. Ülke, Fransız mandası altında bağımsızlığını ilan edene kadar 402 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresi altında kalmış. İlk başta her şey yolunda gitse de, İsraillilerin bu coğrafyadaki Filistin’e Beyrut-7göç etmeye başlamasıyla, 400 bin kadar Filistinli Lübnan’a kaçmış ve ülkedeki Hıristiyan/Müslüman dengesi bozulmuş. İç savaş yetmezmiş gibi, bir de İsrail’in bombaları Ortadoğu’nun Paris’ini enkaz haline getirmiş. Akdeniz’e kıyısı olmasının verdiği jeopolitik konumuyla hep gelişmiş ve refah içinde yaşamış bu güzelim ülke şarapnel parçalarıyla darmadağın olmuş, ta ki Refik Hariri’ye kadar. Ülkesini seven multi milyoner bir işadamı, tüm bağlantılarını kullanarak yatırımcıları ülkesine çeker ve savaş yaralarını sarmaya başlar. Halk onu o kadar çok sever ki politikaya atılır. Şu anki Lübnan’ı Lübnan yapan Refik Hariri, Şubat 2005’te bir ton patlayıcı ile (şu anda Hotel Saint Georges’in arkasındaki yolda) suikaste kurban gider… Şehrin yenilenmesine farklı açıdan bakanlar da bir o kadar fazla. Küçük bir resim galerisi olan Pierre Amca’nın babadan kalma mülküne 27 bin dolar ödemişler, tabi şimdi bu alan milyon dolarlar ediyor. Onun deyimiyle önüne ‘’fıstık atmışlar’’.  St. Georges Otelinin önünde kocaman kırmızı bir pankartta Stop Solidere yazıyor. Bu civardaki tüm binalar yenilenmişken bir tek bu otel köhne bir halde turistleri selamlıyor ve üzerindeki yazıyı okuyanları merak içerisinde bırakıyor. Solidere Refik Hariri’nin şirketlerinden biri ve tüm yenilemeyi ve inşaatı bu şirket yapıyor. Bu pankart aslında şirketin ‘’fıstık atmalarına karşı’’ verilmiş bir tepkiden başka bir şey değil.

Gelgelelim 2012’nin Mayıs ayına… Şehrin merkezi, deniz kıyısı ve birçok bölgesindeki binalar kah yenilenmiş, kah yıkılıp yerlerine çok katlı ultra lüks binalar dikilmiş. Tüm Fransız, İtalyan ve ithal markalar yenilenen binalara inci gibi dizilmiş. Eski arabaların varlığı halen sürse de gördüğüm lüks araba sayısı eskileri şimdiden ikiye katlamış durumda. Akşam otelde pahalı spor arabaların bağıran acı motor sesinden uyku tutmayacak kadar hem de. Eşim Talha’nın iş seyahati vesilesiyle geldiğimiz Lübnan’da ilk günler Beyrut’lu arkadaşlarımızla gezme onuruna sahip oldum. Şehrin yerlisinin, yaşadığı yerleri ve kültürünü tanıtması herhalde bir gezginin başına gelebilecek en güzel şey olmalı. Beni gezdiren arkadaşlarım dahil tüm kızlar çok bakımlı ve güzeller. Genelde beklenilenin aksine tenlerinin rengi açık ve gözler renkli. Dövmeli kaşları ve koyu siyah göz makyajlarıyla hemen göze çarpıyorlar. Bölgelere gelince, Downtown bölgesinin Avrupa’dan aşağı kalır yeri yok, fazlası var. Eğer egzotik bir Arap ülkesi arıyorsanız burası yanlış adres. Beyrut, İzmir ile İstanbul’un bütünleşmiş hali adeta. Deniz kıyısında bulunan Zaitunay Bay ve Corniche (Korniş), alışveriş cenneti Downtown, Müslüman mahallesi Hamra, Hıristiyan Bölgesi Achrafieh (Aşrafiye) ve gece hayatının kalbinin attığı Gemmayzeh ve Monot Caddesi, Beyrut’a binlerce turisti çekmeye yetiyor da artıyor. Çoğu yere uzak Aşrafiye’de bulunan otelimiz sağ olsun, hayatımda bu kadar yürüdüğümü hatırlamıyorum. Daha sonraları tek başıma elimde haritayla kendimi dışarılara attığımda, sokaklarda yazan sayılarla haritada yazan isimleri bir türlü bağdaştıramayınca biraz tedirgin olmadım değil ama daha sonraları sora sora yolları az çok ezberledim.

Beyrut-11Şehri gezmeye Downtown’dan başlamanızı tavsiye ederim. Benzetme yapmam gerekirse bizim Nişantaşı gibi diyebiliriz. Binalar aslına uygun bir şekilde yenilenmiş. Eskisi neyse aynısı geliştirilerek inşaa edilmiş. Burada yan yana duran ünlü mavi kubbeli Muhammed El Emin Camiisi ve St. George Maronite Katedralini görebilirsiniz. İkisinin uyumu muhteşem ve sanki size görüp geçirdikleri Beyrut’un kah acı kah tatlı hikayesini anlatıyor. Yine Downtown’da bulunan ve ortasında saat kulesi bulunan Nejmeh Meydanı’na doğru ilerleyin, cafelerden birinde oturup kahve eşliğinde şişa (nargile) için. Alışveriş yapmak için ’Beirut Souks’’  yani Beyrut Pazarını gezin. Herve Ledger’dan, Christian Louboutin’a, Hermes’e kadar tüm markaları bulabilirsiniz. Downtown’dan 5 dakikalık yürüyüşle Zaitunay Bay’e gidebilirsiniz. Deniz kenarında palmiyeler eşliğinde upuzun lüks rezidansların önünde boylu boyunca bir marina gözünüze çarptıysa gelmişsiniz demektir. Marina’nın kenarında bir sürü farklı lezzetler sunan restoran bulacaksınız. Özellikle akşamları inanılmaz hareketleniyor ve yer bulmak zor olabiliyor. Ben şahsen buraya bayıldım ve her gün mutlaka uğradım. Burada güzel bir yemek yediyseniz deniz kenarından ilerlemeye devam edin. Karşınıza kocaman kırmızı Stop Solidere yazılı pankart çıkacak. Burası yukarıda bahsettiğim St.Georges Oteli, arkası da Hariri’nin suikaste uğradığı ve üzerinde heykelin bulunduğu cadde. Oteli geçtikten sonra Korniş başlıyor. Kornişte boylu boyunca 20 dakika kadar yürüyerek veya taksiye binerek Rawcheh Rocks yani Güvercin Kayalıklarına gidebilirsiniz. Daha sonra Aşrafiye ve Hamra’da  bulunan (Beyrut Amerikan Üniversitesinin içinde bulunan müzeyi gezmeyi unutmayın) sokakları arşınlayabilirsiniz. Akşam olduğunda güzelce giyinip hava kararınca hareketlenen Monot Caddesinden geçip oradan Cemmayzeh caddesindeki gece kulüplerinden birinde Arap ülkesinde olduğunuzu unuturak eğlenceye ve müziğe ayak uydurabilirsiniz. Tüm bunları yaptıktan sonra günlük turlarla Byblos, Jeita Grotto Mağaraları ve Harissa Dağı’na gidebilirsiniz. Bu üç yere, 90 Dolar karşılığında sabah 8’de sizi otelden alıp gezdirip, akşam 5’te bırakıyorlar. Byblos, Tripoli yolunda bulunan Fenikelilerden kalma antik bir kent. Ürdün’deki Jerash’dan sonra çok doyurucu gelmedi diyebilirim. Harissa Dağı’na ise teleferik ile çıkıp tepede bulunan St. Mary Kilisesini gezip, tepeden şehir manzarasını izleyebilirsiniz. Benim favorim olan Jeita Grotto Mağaraları ise kesinlikle görülmeye değer. Alt ve üst olarak ayrı ayrı gezdiğiniz mağara, şimdiye kadar gördüğünüz en etkileyici mağara olmaya aday. Üst katı yürüyerek, alt katı ise küçük bir tekne ile geziyorsunuz. Bu iki kat içeriden birleşiyor ve dikkatli bakarsanız aradaki boşluğu görebiliyorsunuz. Tekneye bindiğimizde elimde olmadan aklıma Universal Stüdyolarındaki parklar geldi tabi küçük bir farkla, bu mağara tamamen gerçekti! Eğer daha zamanınız varsa Heliopolis olarak bilinen Romalılardan kalma Baalbek kesinlikle görülmeye değer.

Beyrut-12Şehirde muazzam derece çok cafe ve restoran bulunuyor. Biri açılırken diğeri kapanıyor dolayısıyla size vereceğim adres gittiğinizde kapanmış bile olabilir. Lübnanlı arkadaşlar ilk gün Abdel Wahab’a götürdü, temiz ve güzel ama çok daha iyileri var, bir kez denenmeli. Buraya yakın Al Falamanki bahçe seçeneği ve güler yüzleri ile kesinlikle çok daha iyi. Zaitunay Bay’deki Karam Al Bahr balıkçısı (özellikle tuzda balık) ve Zabad tek kelimeyle harika! Downtown’daki Balthazar Cafe, ve yine arkadaşlarımızın götürdüğü antik kent temalı Babel Restoranı listemde başı çekenler arasında! Balıkçıya da gitseniz, herhangi bir restorana da gitseniz, mezeler ile başlangıç yapıyorsunuz. Tabule (maydonoz, domates, nane’den oluşan bir salata), Fattuş (bol sumaklı, ekmekli yeşil salata), humus, muttabal (tahinli patlıcan) bizim de evde çok severek yaptığımız başlangıçlardan. Tariflerini Gurme Ortadoğu Mutfağı bölümünden bulabilirsiniz. Bunlar haricinde Fattet Humus (sıcak yoğurdun içinde gelen ekmekli nohut), 4 farklı çeşidi olan Kıbbe (içli köfte çeşitlerine ve çiğ köfteye verilen ad), farklı humus çeşitleri (havuçlu, pancarlı gibi) mutlaka sipariş verilmesi gerekenler arasında. (Yeni aldığım yemek kitabından tarifleri deneyerek GURME bölümümüzde sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.)

Beyrut-20Bu kısımda genelde alınacak yerel ürünlerden bahsediyorum fakat tatlıları ve sedir ağaçlı hediyelikleri haricinde çok fazla kültürel birşey yok, hatta hediyelik eşya satan mağaza yok gibi bir şey. O yüzden gözüme çarpan dükkanları özetlemem gerekirse; Aishti  bizim Beymen’in karşılığı, tüm markaları tek mağazada bulabilirsiniz. Çok güzel yağlıboyaların olduğu Aşrafiye’de bulunan Train de Vie, Beirut Souks’da bulunan gurme yiyeceklerin satıldığı Tsc Signature, Zaitunay Bay’deki tasarımcı Nada Debs’in mağazası da görülmesi gerekenler arasında. Tatlı almak isterseniz havalimanında tüm çeşitlerini bulabilirsiniz. Virgin Megastore’dan Amin Maalouf önsözlü ‘’Lebanese Cuisine Past and Present’’ isimli harika bir yemek kitabı aldım. Yerel müzik hoşunuza gidiyorsa ünlü şarkıcıları Fairuz ve Haifa Wehbe’nin albümlerini almayı unutmayın!

Beyrut

 

Kısa Kısa

  • Lübnan’da taksiye binmek için pazarlık yapmanız gerekiyor, turistler ise çoğu zaman kazıklanıyor. Klasik taktiklerinden biri, eline saydığınız banknotlardan birini hemen saklayıp eksik verdiğinizi söylüyorlar. Genelde 5 ile 10 LL arasında şehirde her yere gidebilirsiniz. Yanınızda tam para bulundurun ve daha fazlasını sakın vermeyin.
  • Her yerde dolar geçse de çoğu zaman siz hesaplayana kadar sizden fazla para alıyorlar. Paranızı güvenilir bir yerden Lübnan Lirasına çevirmesini isteyin ne olur ne olmaz dolar taşımayın.
  • Yoldan taksi çevirmek yerine telefonla arayıp bulunduğunuz yere taksi gönderen firmalar da mevcut. Resepsiyondan numaralarını isteyebilirsiniz.
  • Araba kiralamayı düşünmeyin. Trafik bizim İstanbul trafiğinden daha berbat. Herkes, herkesin üzerine sürüyor, aralara girip, kuralları alt üst ediyorlar. Sokakta karşıdan karşıya geçerken bile 5 kez sağa sola bakın.
  • Paraları bizim eski Türk Lirasındaki gibi bol sıfırlı yani yabancı olduğumuz bir durum değil. Değer olarak da hemen hemen aynı.
  • Bizim alıştığımızın aksine, nargile yemek ile birlikte geliyor ve sigara yasağı olmadığından her yerde içiliyor.
  • Türk dizileri çok revaçta. Otelde TV’yi açar açmaz karşıma Behlül ve Bihter çıktı. Daha sonra Halit Ergençli bir reklam, Hanımın Çiftliği ve Muhteşem Yüzyıl reklamları döndü. Arkadaşın küçük oğlu Polat Alemdar’ı tanıyıp tanımadığımı sordu. Sanırım bu dizi durumlarını normal karşılama zamanım geldi, her seferinde şaşırıyorum.
  • En ünlü gece kulüpleri Sky Bar, Buddha Bar, BO18. Kendiniz bir yer keşfetmek isterseniz Gemmayzeh ve Monot Caddesi en ünlü caddeleri.
  • Four Seasons, Hotel Phoenicia (Fenike), Le Gray en pahalı otellerden. Biz Aşrafiye’deki Sofitel’de kaldık. Güzel bir otel olmasına rağmen deniz kenarına ve Downtown’a yakın bir oteli tavsiye ederim.
Namibya

Namibya

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan