Endülüs

Endülüs, İspanya

Endülüs, bugün İspanya’nın güneyinde bir bölge olmaktan çok öte kadim bir medeniyet ve kültür mirası. Tarihte ise Endülüs, İslam, Katolik ve Musevi kültürlerinin  aynı potada eriyip mükemmel bir karışım oluşturduğu, 750 yıl boyunca İber Yarımadasına hükmetmiş, birçok ilklere imza atmış ve dünya kültür ve bilim mirasına önemli eserler bırakmış bir medeniyet. 711 yılında Kuzey Afrikalı berberi komutan Tarık Bin Ziyad’ın bugün adını verdiği Cebel-i Tarık boğazından fethettiği İber Yarımadası, tarihte görülmemiş gelişmişlikte bir dönemin doğuşunu başlattı. Bin Ziyad sıfırdan başlamak yeni bir medeniyet kurmak ve bir daha Afrika kıtasına dönmemek için tüm gemileri yakma emri verdi. Bugün dilimizde ‘’Gemileri Yakmak’’ deyimi 1300 yıl önceki bu tarihi olaydan gelmekte. Her dine inanç özgürlüğü tanıyan ve her inanç kesiminin özgürce beraber yaşaması için bir ortam oluşturan Mağribiler (Emeviler) o gün için devrim sayılabilecek bir sosyal sistem oluşturdular. İnşaa edilen saraylar ve yapılan icatlar ile bilim ve sanatın zirvesine çıktılar. Birçok kitap Endülüs Musevileri tarafından Latinceye çevrildi ve bu sayede matematik, kimya, fizik, mimarlık ve felsefe ile ilgili kitaplar Avrupa’ya yayıldı. Bugün uzmanlar Rönesans’ın temelini Endülüs Medeniyetinin attığına dair hem fikir. Ayrıca günümüzde önemli yeri olan kağıt, ipek, barut, ve pusula gibi icatlar da tüccar Müslüman Araplar tarafından dünyaya yayıldı. Endülüs seyahatimizi, Thy ile Malaga’ya direk uçup oradan araba kiralayarak 4 Günde 4 Şehir (Ronda çok şehir sayılmasa da) teması ile planladık. Ronda, Sevilla, Cordoba ve Granada şehirlerini gezdik. Endülüs’ün başkenti Sevilla’ya biraz daha fazla zaman ayırdık. Yanımızda pek tabiî ki 6 aylık kızımız Ela’da geldi. Bu yaşında Endülüs şehirlerini ve Elhamra Sarayını gezme şansı buldu. İspanya’da araba kiralamak ve kullanmak oldukça konforlu. Yollar harikulade fakat trafik kuralları konusunda dikkat etmek gerekiyor, özellikle hız sınırını aşmamaya özen göstermeniz.

RondaRonda

Tajo boğazının üstüne 160 m yüksekliğindeki bir kayalığa kurulmuş Ronda kasabası, Endülüs bölgesinin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Malaga ile Sevilla arasında dağlık bir bölgede yer alan kasaba Mağribi hakimiyeti altında kaldığı 700 yıl boyunca ele geçirilmezliğini kanıtlamıştır. Yeni köprü adındaki ünlü art deco köprüsü Puente Nuevo eski şehir ile yeni şehri birbirine bağlar. Köprünün hemen dibinde boğa güreşinin doğduğu, İspanyol Arenalarının ilki ve de en ünlülerinden biri Plaza de Toros bulunur. Boğa güreşi kurallarını 18.yüzyılda belirleyen Francisco Romero Ronda kasabasında doğmuştur. Arena’nın içinde ayrıca matadorların kıyafetlerinin sergilendiği bir boğa güreşi müzesi bulunur. Köprüyü fotoğraflamak için Ronda’nın aşağı kırsalına inebilir ve şansınız varsa özgürce koşan İspanyol atları ile karşılaşabilirsiniz. Puento Nuevo Köprüsü manzaralı Paradores Otel Ronda’da kalabileceğiniz en iyi otel. Soluklanmak için veya birşeyler içmek için gidebileceğiniz tartışmasız en güzel manzaralı mekan ise La Pilastra Del Torero.

Endulus-19Sevilla

Bir özdeyiş, ”İspanya’nın başkenti Madrid’dir” der ve devam eder ”ama Sevilla dünyanın başkentidir.” Endülüs bölgesinin başkenti ve İspanya’nın 4.büyük şehri olan Sevilla (okunuşu: Sevi ya) kuşkusuz bölgenin en önemli şehridir. Nehir kıyısındaki bu güzel şehir Romalılardan Vizigotlara, ve Emevilerden İspanyollara başkentlik yapmıştır. Sevilla’yı ziyaret etmek için önerilen aylar Nisan-Temmuz arası. Nisan başında Semana Santa adlı dini festivalde başörtülü kadınlar ve ellerinde büyük ikonalar taşıyan erkeklerin ihtişamlı geçit törenini izleyebilir, Nisan sonunda ise La Feria de Abril festivalinde geleneksel dansların, renkli kıyafetlerin, boğa güreşi ve at arabası yarışlarının cümbüşüne şahit olabilirsiniz. Tüm Endülüs şehirleri ve Sevilla tam bir yaya cenneti. Merkezi bir otelde konakladığınız taktirde gezilecek tüm mekanlara ve şehrin kalbine yürüyerek ulaşabilirsiniz. Sevilla’da görülmesi gereken yerlerin başında Sevilla Katedrali, Real Alcazar ve Plaza de Espanya gelir. Eski bir Musevi mahallesi olan ve katedralin etrafına yayılmış olan Santa Cruz bölgesi de labirentvari sokakları, Tapas barları, restoranları ve hediyelik eşya dükkânları ile şehrin turistik kalbidir. Sevilla’da her yerde görebileceğiniz NO8DO yazısı efsanevi kral Alfonso X tarafından ünlü edilmiştir. Yönetimi sırasında çıkan bir isyanda kendisine destek veren Sevilla halkının ‘Beni terk etmedi’ “No madeja do” söylevi somut bir imgeye dönüşmüş. NO8DO işareti belediye görevlilerinin şapkalarından anıtlara, otobüslerden taksilere, kaldırım taşlarından Kristof Kolomb’un mezarına kadar her yerde yerini almıştır.

Catedral de Santa Maria & Giralda (Sevilla Katedrali ve Giralda)

Endulus-45Sevilla’nın en görkemli yapısı şüphesiz Sevilla Katedralidir. Santa Cruz bölgesinde yer alan katedral eski Endülüs merkez camisi yıkılarak yapılmış. Dünyadaki en büyük Gotik Katedrallerden biridir ve büyüklük açısından sadece Roma’daki San Pietro ve Londra’daki St. Paul’s katedrallerinin gerisinde kalır. 1401 yılında başlayan inşası 100 yıl sürmüştür. Aziz olarak görülen İspanyol kralı III.Fernando’nun mezarı Capilla Real  Katedralin içinde yer alır. Katedralin güney girişinde ise herkesin yakından tanıdığı Amerika kıtasını keşfeden ünlü kaşif Kristof Kolomb’un mezarı yer alır. İspanya bağımsızlığını kazandığında Kolomb’un kalıntıları Havana (Küba) dan Sevilla’ya nakledilmiştir. Katedralin kuzey tarafında eski caminin abdest musluklarının bulunduğu bahçesi Patio de los Naranjos (Portakal Ağaçlı Avlu) yer alır. Fakat Sevilla’nın asıl simgesi, Katedrali bile gölgesinde bırakan eski camiden kalan Mağribi usulü minare ve bugünkü adı ile Giralda çan külesidir. Eski caminin orijinal minari olan bu yapının üst kısmına bir kilise çanı eklenmiştir. İsteyenler uzun bir yürüyüşün ardından minarenin üstündeki gözlem katına çıkıp panoramik Sevilla manzarasının keyfini çıkarabilirler. Kulenin tepesine atlar ile çıkıldığından bu yokuşa at yolu da diyebiliriz. Tırmanırken bir an hiç bitmeyecek sandığınız ve birbirini andıran katlarda acaba daha kaç kat kaldı diye düşüneceğiniz bu minare 31 katlıdır.

Real Alcazar (Alcazar Sarayı)

Endulus-5110.yüzyıldan kalma, Mağribilerin temellerini attığı kale-saray zaman içinde Hristiyan krallar tarafından da genişletilmiştir. Günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiş tek saray Kral Zalim Pedro tarafından yaptırılmış olan yapıdır. Saray Hristiyan ve Mağrip öğelerini beraberinde barındırır. Görkemli odaları ve şehrin kargaşasından uzak sakin bir vaha sunan bahçeleri mutlaka görülmeye değer. Alcazar’a giriş Endülüs’teki birçok yapı gibi ücretlidir ve diğer birçok atraksiyon gibi 18:00’de kapılarını kapatmaktadır.

Plaza de Espana

Endulus-471929 yılında dünya fuarı için art-deco tarzında inşa edilen Plaza de Espana (İspanya Meydanı) birçok filme ve etkinliğe ev sahipliği yapmıştır. Yarım daire şeklindeki mimarisi, devasa meydanı, içinden geçen kanalları, Roma tarzı seramik süslemeleri ile meydan Sevilla’nın görülmesi gereken destinasyonlarından biridir. İspanya meydanı denmesinin sebebi her bir eyaletine ve şehre adanmış adalardan oluşmasıdır. Plaza de Espana fotoğraf çekmek ve fayton turu yapmak için görülebilecek gizli kalmış bir meydandır.Bunların dışında Sevilla turunuzda nehir kıyısında eskiden zindan olarak da kullanılan ve Don Kişot’un yazarı Cervantes’in hapis yattığı kule-kale Torro del Orro’yu görebilirsiniz. Ronda’da ziyaret etmediyseniz şehrin en büyük Boğa Güreşi arenası olan Plaza de Toros’u ziyaret edebilir ve hatta sezonuna denk gelirseniz çok taktir etmediğimiz boğa güreşlerini izleyebilirsiniz. Alışveriş yapmak isteyenler dünyaca ünlü markaları ve İspanya’nın en ünlü ve yaygın departman mağazası El Corte Ingles’i bulabilecekleri Calle Sierpes’i (Sierpes sokağı) ziyaret edebilir, yakınlardaki dünyanın en büyük ahşap konstrüksiyonu modern mimarinin başyapıtlarından Espacia Metropol Parasol’u görebilirler.

Sevilla’da kalınabilecek birçok otel var. Şehir merkezine ve katedrale yakın olan otellerden seçmenizi öneririz. Sevilla’nın en ünlü oteli ve en lüks oteli olan Hotel Alfonso XIII’ta kalmasınız dahi mutlaka avlusunda bir kahve içmenizi öneririm. Biz Sevilla’da Alfonso XIII. Otelini sahip olduğu tarihi yaşabilmek adına tercih ettik fakat içi oldukça ihtişamlı olmasına rağmen hizmet servis anlamında beklentimizi maalesef karşılayamadı. Katedrale çok yakın merkezi otellerden biri de Hotel Casa 1800. Endülüs genelinde şubeleri de olan butik otel zincirini tercih edebilirsiniz. Restoran olarak ise yine Alfonso XIII içerisinde yer alan Lübnan ve mağribi mutfağı sunan Taifas Labanese Restoran bizim favorimiz. Akşamları özellikle katedralin etrafındaki restoran ve kafeleri tercih edebilirsiniz. La Albahaca ve Eslava  ise tercih edilebilecek diğer güzel mekanlardan.

Endulus-40Cordoba

Romalılar tarafından kurulan Cordoba, Guadalquivir Nehri üzerindeki stratejik yeri sebebi ile yüzyıllarca zeytinyağı, şarap ve buğday ticaretinin merkezi olmuştur. Şu an Roma Köprüsü olarak bilenen ve şehrin simgelerinden olan El Puento Romano’da adından anlaşılacağı gibi Romalılar devrinde inşa edilmiştir. Fakat Cordoba’nın asıl yükselişi Mağribiler (Emeviler) devrinde başlar. Endülüs’ün kalbinde yer alan Cordoba 11.yüzyılda dünyanın en kalabalık ve kozmopolit şehirlerinden biriydi. O dönemde Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin dostça yaşadığı bu şehir önemli bilim adamı, filozof ve sanatçılar yetiştirerek yarımadanın ve Avrupa’nın bilim ve sanat merkezi haline gelmiştir. Adını Kurtuba Halifeliğinin başkentini yaparak kazanan Cordoba, aynı zamanda Avrupa’daki ilk üniversiteye ve ilk şehir aydınlatma sistemine sahip olması ile ünlüdür.

La Mezquita (Cordoba Camii)

Endulus-321984 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasına giren kent, günümüzde nispeten ufak ve butik bir yerleşim birimidir. Buna rağmen Cordoba eski çağlarda dünyanın en büyük camisi olan ve günümüzde de 3.büyük cami/kilisesi olan muhteşem La Mezquita’ya ev sahipliği yapar. İspanyolcadaki 2 binden fazla Arapça kelime gibi Mezquita’da Arapçadaki mescit kelimesinden gelir ve camii anlamındadır. İki Hektarlık bir alana yayılan camiinin yapımına 786 yılında başlanmış ve 200 yılda tamamlanabilmiştir. Cordoba 1236 yılında Hristiyanların eline geçtiğinde camiinin büyük bir kısmı kiliseye çevrilmiştir. Yapı 16. Yüzyılda V.Carlos tarafından camiyi ortadan iki bölmek sureti ile katedrale dönüştürülmüştür. İslam mimarisinin gelmiş geçmiş en muhteşem eserlerinden biri olan Cordoba camii maalesef ortadan ikiye kesilerek ve birçok öğesi tahrip edilerek bozulmuştur. Hala çok etkileyici olmasına rağmen gezdiğinizde bazı şeylerin yitip gittiğini hissedebiliyorsunuz. Şans o ki V. Carlos güneydoğu duvarında bulunan ve görenlerin nefesini kesen Mihrap kısmını bozmamış ve eser o günkü ihtişamı ile günümüze ulaşabilmiştir. Muhteşem işçilik ve detaylara sahip olan mihrap tüm yapının en çok ziyaret edilen ve fotoğraflanan bölümüdür.

Alcazar de los Reyes Cristianos

Endulus-37Sevilla’dakine benzese de özellikle muhteşem bahçesi ile ön plana çıkan, tam adı Alcazar de los Reyes Cristianos olan yapı Cordoba’nın içinde bir cennet bahçesi gibi parlamaktadır. Kral XI.Alfonso tarafından yaptırılan avluları, Roma kalıntıları, şadırvanları, havuzları ve çiçek bahçeleri ile ünlüdür. Ünlü İspanya kralı Fernando ve eşi Kraliçe İsabel’in Kristof Kolomb’u yeni dünyayı keşfetmesi için görevlendirmeleri yine bu sarayın bahçesinde vuku bulmuştur. Bugün o anı ölümsüzleştiren ve simgeleyen bir heykel, yine olayın tam olarak olduğu yerde bulunmaktadır. Cordoba’da tüm restoranlar, kafeler ve atraksiyonları büyük camii (Mezquita) etrafında toplanmıştır. Aynı zamanda Musevi mahallesi olan bu bölge Juderia olarak adlandırılır. Hem Musevi hem de Arap etkisinin görüldüğü dar sokakları, pencerelerinden mavi saksılar ve çiçekler sarkan beyaz evleri, avlulu restoran ve otelleri, Flamenko ve at gösterileri ile ünlü Juderia için şehrin tarihi kalbi diyebiliriz.Cordoba’da ayrıca şehrin en ihtişamlı meydanlarından biri olarak kabul edilen Plaza Corredera’yı ziyaret edebilir, kahveye banılarak yenilen, bizdeki tulumba tatlısının şerbetsizi ve tarçınlısı olan İspanyol tatlısı Churrios eşliğinde kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Meydana esas kalabalık ve hareketli olduğu akşam saatlerinde gitmenizi tavsiye ederiz.Cordoba’da birçok otel seçeneği mevcut olmakla birlikte Juderia yakınlarındaki otellerde kalmanızı tavsiye ederiz. Sevilla’da olan 1800 butik otel zinciri burada da mevcut. Ayrıca şehrin tek 5 yıldızlı otel, Roma kalıntılarının üzerine kurulmuş Hospes zincirlerine ait bizim de kaldığımız Hospes Palacio del Bailio’da değerlendirilebilir. Bu otel 16. yy’da saray olma özelliğini taşıyor. Otelin tasarımı modern ve hip arasında bir yerde ve oldukça etkileyici. Yemek salonun yeri tamamen camla kaplı çünkü altında Roma zamanından kalma mozaik bir yapı bulunuyor.  Cordoba’da birçok Tapas bar bulabilirsiniz. Özellikle Mezquaita’nın çevresindeki restoranlar ön plana çıkmakta.Bodegas Campos hem şarküterisi hem de restoranı ile aralarında en ünlü olanlardan. Flamenko gösterisi arayanlar için ise Cordoba birçok seçenek sunuyor. Mezquaita’ya komşu Calle Torrijos caddesindeki Tablao Flamenco Cardenal’i tavsiye edebiliriz. Bahçede ferahlığında otantik bir atmosferde kaliteli bir gösteri izlemek isteyenler için birebir. Ayrıca rahvan yürüyüşü yapan atların gösterisi Espectacule Pasion y Duende del Caballo Andaluz ise görülmeye değer. Alcazar’ın hemen bitişiğindeki gösteri için biletlerini önceden almakta fayda var.

Endulus-7Granada

Endülüs medeniyetinin son şehri, Müslüman İspanya’nın son kalesi Granada, diğer Mağribi krallıklarından 250 yıl daha fazla ayakta kaldı. Kral XI. Muhammed’in 1492’de Fernando ve İsabel’e teslim olması ile biten İspanya İslam İmparatorluğu, adını dünya tarihine altın harflerle yazdırdı. Batı ve Doğu’nun aynı potada eridiği Granada, sadece Alhambra sarayı için bile ziyaret edilmeye değer. Sierra Nevada sıra dağlarınhttp://gumuspusula.com/wp-admin/post.php?post=200&action=edit&message=1#ın karlı tepeleri altında bir inci gibi serilen Alhambra Sarayı dünyanın 7 harikasından biri sayılıyor. Söylenene göre 500 yıl önce şehri terk etmek zorunda kalan Mağribilerin son sultanı Boabdil ve halkı, geride bıraktıkları muhteşem saraylar için o kadar çok gözyaşı dökmüştür ki, İslam tarihinde Kerbela olayından sonra hiçbir şey için bu kadar gözyaşı dökülmediği söylenir.

Alhambra (Elhamra Sarayı)

Endulus-21Sarayda 4 ana kısım bulunmaktadır. Alcazaba, Nasrid Palaces, Partal ve Generalife. Alcazaba sarayın kale olarak günümüze ulaşmış şehrin panoramik manzarasını en iyi görebileceğiniz saat kulesi Torre de la Vela ile yükselen kısım. Sarayın geri kalanı kadar ihtişamlı olmasa da Alhambra’nın tarihi açısından önemli bir yere sahip. Nasrid Palaces (Nasri Sarayları) ise Alhambra’nın tam kalbinde yer alan en ünlü bölüm. Buradaki el işlemelerinin detayı ve güzelliği kelimelerle anlatılamayacak kadar güzel. Alhambra biletlerinizi mutlaka seyahat öncesinde (www.alhambradegranada.org) adresinden online olarak alınız. Biletler sabah ve akşam girişli olarak satılmakta. Biz sabah girişini tercih ettik. Ayrıca Nasri Saraylarına aynı anda yüzlerce kişinin girmemesi ve oradaki muhteşem eserlerin korunması için saat kısıtlaması bulunmakta. Yani biletinizi alırken Nasri Saraylarını ziyaret etmek istediğiniz tam saati seçmeniz gerekiyor. Seçtiğiniz saatin 15 dakika öncesi kuyruğa girmeniz yeterli ki saati gelmeyen ziyaretçiler kuyrukta dahi olsa içeri alınmıyor ve kapı görevlileri saati gelenleri kuyruğun sonuna kadar gelerek çağırıyor. Nasrid Saraylarının en önemli ve belkide en ünlü kısmı adını 12 aslanlı şadırvanından alan Patio de Los Leones’dir. (Aslanlar Avlusu) Endülüs mimarisinin ve sanatının zirve yaptığı bu avlu, ince mermer sütunları ve taş işçiliği ile herkesi büyülemekte. Her bir bölmesi ve bahçesi ayrı güzellikte olan Nasrid Saraylarını buradan kelimelerle anlatmak çok mümkün değil. Gözleriniz ile görmenizi tavsiye ediyoruz. Nasrid krallarının yaz meskeni olan Partal Bahçeleri ve Generalife ise diğer iki bölüm. Havuzlar ve fıskiyeler ile dolu bu muhteşem bahçeleri gezmeden dönmeyin. Arkada Sierra Nevada dağları ve Alhambra’nın büyüleyici kızıl surları eşliğinde bir akşam yemeği yemek ve harika fotoğraflar çekmek istiyorsanız adresimiz Albayzin. Gün batımında Alhambra’nın duvarlarının değişen gün ışığı ile yavaş yavaş turuncudan kızıla, pembeden bordoya boyanmasına şahit olmak dünyanın en romantik deneyimlerinden birisi. Albayzin labirenti andıran dolambaçlı sokakları, ve bembeyaz evleri ile Granda’nın eski şehri. Semt, kalabalık ve canlı şovlar ile şenlenen meydanları ve ‘’Teteria’’ diye adlandırılan mağrip usulü naneli çay servisi yapan çay evleri ile ön plana çıkıyor. Albayzin’in yukarısındaki Sacromonte bölgesi ise Kapadokya’daki oyma t aş evler benzeri çingene evlerinde sergilenen Flamenko gösterileri ile ünlü. Flamenko geçmişi Hint, Yunan, İran çingene kültürlerine dayanıyor. Mağrip, Yahudi ve İspanyol kültürüyle harmanlanan Flamenko sadece bir dans şekli değil aynı zamanda bir müzik türü. Alhambra sarayının sınırları içerisinde yer alan Hospes zincirlerine bağlı Hospes Palacio de Los Patos şehrin en ünlü ve en pahalı otellerinden. Fakat sizlere fiyatı ve mimarisi ile ön plana çıkan ve harika bir panoramik Granada manzarasına sahip olan ve bizim de kaldığımız Alhambra Palace Hotel’i öneririm. Alhambra’ya yürüme mesafesindeki otel aynı zamanda tarihi bir yapı. Şehir merkezinde kalmak isteyenler ise diğer Endülüs şehirlerinde de karşılaştığımız Hotel Casa 1800’ü tercih edebilirler. Akşam yemeği içinde yukarıda da bahsettiğimiz gibi Albayzin tercih edilmeli. San Nicolas meydanındaki Mirador de San Nicolas yemek kalitesi ve muhteşem Alhambra manzarası ile ön plana çıkıyor.

Endulus-8Yemek konusunda sizi şaşırtacak alışkanlıklara sahipler. Mesela İspanyollar kahvaltıyı hafif bir şekilde atıştırarak geçiştirirken, öğlen yemeklerinde çok fazla yiyip, akşamı ise Tapas denilen mezeleri yiyorlar. Tapas ismi eskiden ‘’Tapa’’ diye adlandırılan bira fıçıları üzerinde servis edilen atıştırmalık yemeklerden geliyor. Tapalar mekana göre farklılık gösterebilir, tabiî ki bizim mezelerimizle hiçbir alakası yok. Patatas Bravas (bir tür soslu patates) ve Tortilla en bilindik olanlarından. Tapas kültürü İspanyolların kanına o kadar işlemiş ki akşamları bir tapas barından diğerine gezmenin İspanyolcadaki ayrı bir adı bile var ‘’Tapear’’. Asıl sizi şaşırtacak olan yemek saatleri. Öğlen yemeklerini saat 16:00 civarı yerken akşam yemeğini 22:30-23:00 civarı yiyorlar. Tüm mağazalar da o saatlerde kapalı. Akşam yemeği için siz 19:00 civarında acıkıp lezzetli tapasların hayallerini kurarken restoranların bomboş olduğunu görüp iştahınız kaçıyor. Hangi şehre gidersek gidelim sokakların 22:00’ye doğru canlandığını gördük. Bunda tabiî ki sıcakların etkisi büyük. Paella ilk denemeniz gereken yemeklerden biri. Bol safranlı, tercihe göre tavuklu veya deniz mahsullü oldukça lezzetli bir tür pilav yemeği. Bizim damak tadımıza en çok uyan yemeklerden biri. Gazpacho yani soğuk domates çorbası şarap bardağında içinde buz eşliğinde servis ediliyor. Lezzeti fena olmamakla beraber denenmesi gereken bir tat. Sangria ise meyve suyu ve taze kesilmiş meyveler eşliğinde içilen milli bir içecek.

Endulus-39Tüm Endülüs şehirleri alışveriş için mükemmel fırsatlar sunar. Peynir, zeytinyağı gibi yerel lezzetlerin yanı sıra, Flamenko kıyafetleri, gösterişli yelpazeler, Mağribi tarzı hediyelik eşyaları birçok hediyelik eşyacıda bulabilirsiniz. Toro Osborne diye amblemi bir boğa olan çok güzel bir marka var eğer bu ürünlere denk gelirseniz kaliteli ve orjinal hediyelikleri almadan geçmeyin. Müzelerin mağazalarına da bakmayı unutmayın, özellikle El hamra Sarayı’nın mağazasında kendinizi kaybedebilirsiniz. Yerel alışverişin haricinde tüm İspanya’da bulabileceğiniz ”El Corte Ingles”biraz bizdeki YKM biraz Rinascente karışımı biz mağaza. Endülüs’te Barcelona’da veya Madrid’de bulabileceğiniz mağazalardan pek bulunmamakta. Zara, Bershka, Massimo Dutti, Stradivarius, Oyshogibi İspanyol Inditex mağazalarına ise her köşe başında rastlayabilirsiniz.

Endülüs

Kısa Kısa

  • Sevilla diğer Endülüs bölgesi şehirlerine göre daha büyük daha canlı. Cordoba ve Granada Sevilla’ya oranla oldukça küçük ve şehirden çok kasaba havası var.
  • Sevilla hariç diğer tüm kentler bir günde kompakt bir şekilde gezilebilir dolayısıyla bir gününüzü ayırmanız yeterli olacaktır.
  • Granada’da yürümek hele bebek arabasıyla dolaşmak oldukça zor çünkü yolların dar olmasının yanı sıra her yer yokuş. Bir yere gitmek için yürüyebilirsiniz fakat taksiyi kullanmak belki daha pratik olabilir.
  • Japon yemeklerini bile afiyetle yiyebilen biz Endülüs bölgesinde biraz aç kaldık diyebiliriz. Akşam yemeklerinde öyle spagetti, pizza gibi uluslar arası yiyecek bulmanız pek olası değil. Şık bir restorana dahi gitseniz yine tapas tarzı yani meze tarzı yiyeceklerle karşılaşacaksanız. Tabi Burger King ve Mcdonalds her zaman kaçış olarak kullanılabilir.
  • Siz de bizim gibi tarihi dokuya ve geçmişe sahip otel meraklısıysanız mutlaka Sevilla’daki Hotel Alfonso XII., Cordoba’daki Hospes Palacio del Bailio Hotel ve Granada’daki Alhambra Palace Hotel’i tercih edin. Bu tarihi otellerin Endülüs maceranızı pekiştirip unutulmaz kılacağını garanti edebilirim
  • İspanyolların ‘’Siesta’’ zamanlarını göz önünde bulundurmak gerek. 14:00-15:00 Saatleri arasında başlayan siesta 17:00-18:00 saatlerine kadar sürebiliyor. Bu saatler arasında her yer net olarak kapalı özellikle yaz döneminde gitmişseniz.
  • Yazının içinde bahsetmiştik fakat yine de belirtmek isterim ki Elhamra Sarayını ziyaret etmeden önce mutlaka önceden internetten biletlerinizi temin edin. Biletli olmamıza rağmen 1 saat kuyrukta bekledik. Bir de Elhamra demek Nasrid Sarayları demek yani burayı gezmedikten sonra Elhamra’yı görmüş sayılmazsınız. Nasrid Saraylarına girerken elinizde yük, bebek arabası gibi şeylerle içeri almıyorlar tarihi alanları koruma konusunda çok hassaslar.
Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan