Japonya

Japonya-Japan_75Japonya

Japonya, tek bir destinasyonda size en çok deneyimi yaşatacak ülkelerin arasında en başta geliyor. Dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olmasına rağmen paranızın karşılığını her kuruşuna kadar alıyorsunuz. Her şeyin tam anlamı ile tadını alıyorsunuz, tabiri caizse her konuda karpuzun göbeğini yiyorsunuz. Japonya’da kültürel olarak o kadar çok öğe var ki say say bitmez. Sushi, Fuji, Ninja, Samurai, Kimono, Asimo, Pikachu, Tomogachi, Tempura, Teppenyaki, Teriyaki, Kamikaze, Hello Kitty, Sumo, Manga… Gerçekten Japonlar dünyaya kültürel açıdan çok fazla şey katmışlar. Ticari açıdan da bildiğimiz ve hayran olduğumuz birçok marka da Japonya’dan çıkmış.

Dünyanın en gelişmiş ve en pahalı destinasyonlarından biri olan Japonya, kültüründen mutfağına, dilinden yaşam biçimine dünyanın en farklı ve orijinal ülkesi. Eldiven giymiş ve taksisini dantelli koltuk kılıfları ile süslemiş taksi şoförlerinden, uzay filmlerinden fırlamış gibi duran ve kapsül otel olarak anılan otellere, ısıtmalı, su fışkırtan karmaşık klozet sistemlerinden, el emeği ile yapılan Sushi’ye kadar Japonya, farklı bir kültür görmek, koklamak ve tatmak isteyenler için kesinlikle büyük bir çekim gücüne sahip.

Japonya-Japan_29Tokyo

Japonya’nın başkenti ve dünyanın en kalabalık şehri Tokyo, dış bölgesi ile birlikte 35 milyona ulaşan nüfusu ile adeta ülkedir. Bir İstanbul’lu olarak ilk düşündüğünüz bu nüfus ile nasıl bir trafik, kirlilik ve kaos yaşandığı olabilir fakat gerçek bunun tam tersidir. Şaşırtıcı olarak Tokyo dünyanın en iyi toplu ulaşımına sahip, en temiz ve en düzenli şehirlerinden biridir. Japonya dünyanın en yoğun metro hatlarına ve istasyonlarına sahip olmasına karşın dakik bir saat gibi işler, tüm trenler tam zamanında gelir ve kalkar. İnsanlar toplu ulaşım ile Tokyo’nun neredeyse her mahallesine rahatlıkla ulaşabilir. Sokaklar ise aklınızın almayacağı kadar temizdir. ‘’Bal dök yala’’ deyimini gerçekten hak eden bir temizlik ve düzene hazır olun. Türkiye’de hep yakındığımız sokak ve yol ortasındaki logar kapakları bile milimetrik bir kalite ve düzen ile yerleştirilmiş. Üstünden araba ile geçerken hissetmiyorsunuz bile. Tüm şehir parklar, bahçeler ve muhteşem ortak alanlar ile dolu. Şehrin kalbindeki İmparatorluk Sarayı (Imperial Palace) ise özellikle Sakura mevsiminde görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Kyoto’dan sonra 1600’lü yıllarda Shogun hanedanlığı tarafından başkent seçilen Tokyo, 1923 depreminde ve sonrasında 2. Dünya savaşında adeta yerle bir olmasına rağmen bugün dünyanın en gelişmiş metropollerinden biri.

Tokyo’da görmeniz ve tatmanız gereken onlarca bölge ve deneyim var. Dünyaca ünlü alışveriş bölgesi Ginza’da İtalyan markalarının flagship mağazalarını gezebilir, ünlü Takashimaya, Isetan gibi katlı mağazalarda alışveriş yapabilirsiniz. Biz Ginza’yı konaklama için merkez olarak seçtik çünkü ana istasyon olan Tokyo istasyonuna çok yakın. Ayrıca Ginza’da yürüme mesafesinde birçok ünlü restoran bulmak mümkün.

Bir diğer merkez ise Shinjuku bölgesi. Shinjuku istasyonu ikinci en büyük istasyon sayılır. Shinjuku bölgesi ünlü Isetan mağazası ile ünlüdür. Özellikle en alt katta bulunan Japon tarzı yiyeceklerin bulunduğu bölümü mutlaka gezin, pasta ve çöreklerin olduğu bölümde aklınızı kaçıracaksınız. Tüm pasta ve tatlılar bir mücevher kalitesi ile üretilmiş ve satın aldığınızda da bir mücevher gibi paketleniyor. Yemeye kıyamayacaksınız ama mutlaka yiyin çünkü özellikle Çilek’li pastalar çok lezzetli. Birde en üst kattaki mobilya ve hediyelik eşya bölümünü mutlaka görün. 3 milyon Yen (62 bin TL) ahşap el yapımı kutulardan binlerce dolar değerinde özel yapım bebek oyuncaklarına dünyada görebileceğiniz en lüks ürünler bu katlı mağazada. Ayrıca bu bölge elektronikçilerin olduğu Akihabara semtine de yakındır. Ama Shinjuku’daki en önemli destinasyon bence Shinjuku Gyoen (Gardens) yani Shinjuku bahçeleridir. Biz Sakura mevsiminde, yani kiraz ağacı çiçeklerinin açtığı zamanda gittiğimiz için Tokyo’yu bu büyülü atmosferde görebildik. Shinjuku Gardens tüm Tokyo’luların hatta türistlerin gelip geleneksel ”Japon Pikniği” yani Hanami yaptığını yegane park. Hanami için özel yer bezlerini serip sushi ve sashimilerini götüren Japonlara özeneceksiniz. Shinjuku istasyonundan Tokyo’nun en hip ve farklı bölgesi olan Harajuku’ya geçebilirsiniz. Harajaku bizim istiklal caddesine benzeri gençlerle dolu sokakları ile ünlü. Japonya’da görebileceğiniz en marjinal gençleri burada göreceksiniz. Hatta bazıları kendilerini manga karakterlerine o kadar benzetmişler ki gözlerinize inanamayacaksınız. Gündüz gitmenizi tavsiye ediyoruz. Shinjuku’ya yakın Shibuya’ya da mutlaka uğrayın. Dünyanın en kalabalık ve ünlü dört yol ağzı ve yaya geçidi burada. Tüm filmlere ve Tokyo ile ilgili kliplere konu olan 4 yol ağzından mutlaka geçin. Yolunuz Shibuya’ya kadar düşmüşken profesör sahibi öldükten sonra tam 10 yıl her sabah Shibuya metro istasyonunun önüne gelip sahibini bekleyen Hachiko heykelini görmeden gitmeyin. Her türlü eğlenceyi bulabileceğiniz ve gece hayatı ile ünlü semti Roppongi’de ünlü sokak kumarhaneleri Pachingo’lardan da çok miktarda var. İçeride deli gibi bir gürültünün olduğu ve slot makinesi tarzı aletlere basarak binlerce demir bilye kazandıkları bir oyun türü.

Japonya-Japan_68Kyoto

Japonya’nın Kansia bölgesinde yer alan Kyoto, Tokyo’dan önce Japonya İmparatorluğuna binlerce yıl başkentlik yapmış bir şehir. Sera gazı salınımlarının kontrolü için dünya ülkelerinin imzaladığı Kyoto Protokolü’de adını bu şehirden alıyor. Osaka’ya metro ile 40 dakika mesafede olan Kyoto, Osaka’nın bir semti gibi aslında. Tokyo’dan Shinkansen hızlı treni ile 2.5 saatte ulaşabileceğiniz Kyoto, Tokyo ile birlikte sonra Japonya’da görmeniz gereken en önemli yer. Bin yıl kadar başkentlik yapmış bu şehirde sayısız tapınak ve saray mevcut.

Fushimi-Irani veya Taisha Shrine olarak adlandırılan ve ardı ardına sıralanmış yüzlerce turuncu kapısı ile ünlü bu tapınağa mutlaka gidin derim. Sıra sıra dizilmiş ve en tepeye kadar çıkan kapılar inanılmaz bir görüntü ve atmosfer yaşatıyor. Birçok yapının ve tapınağın Unesco Dünya mirası olduğu Kyoto’da en ünlü tapınak ise Kiyomizu Dera adı verilen, şehre tepeden hakim olan Budist tapınağıdır. Bu ahşap tapınağı en üst kısmına kadar tırmanıp fotoğraflamanızı öneririz. Tapınakların girişlerinde cüzi bir fiyata Japonca dileklerinizi yazdırabilir ve bunları dilek ağaçlarına asabilirsiniz. Ayrıca her tapınağın girişindeki çeşmelerden bambu kaşıklar ile su içmek ve elleri yıkamak adet. Kyoto küçük bir şehir gibi görünsede tapınaklar arası mesafeler bir hayli uzun. Size tavsiyem harita üzerinden güzel bir plan yapıp birbirine yakın olan yapıları ardı adına ziyaret etmeniz. Metro hattı olsa da Tokyo’da ki kadar gelişmiş değil çünkü Kyoto tarihi bir şehir. Görülecek yerler arasını otobüsler ile kat edebilirsiniz. Google’ı kullanarak dilediğiniz yere hangi otobüsün kalktığını rahatlıkla bulabilirsiniz. Bu arada tüm Kyoto’da internet ücretsiz ve özellikle tüm halka açık alanlarda Wifi erişimi mevcut.

Japonya’nın kalbi olan Kyoto’da her yerde Kimono giymiş geleneksel kıyafetleri ile dolaşan turist ve japonlara rastlayabilirsiniz. Özellikle Gion bölgesi alışveriş ve yemek içme için ünlü bir semt. Dilerseniz sizde Gion’daki Kimonoculardan kimononuzu kiralayıp tüm şehri geleneksel Japon kıyafetleri ile gezebilir ve fotoğraf çekilebilirsiniz. Fakat baştan söyleyelim kıyafetler tüm gün dolaşmak için çok rahat sayılmaz, özellikle de geleneksel parmak arası takunya benzeri sert terlikleri. Gion ayrıca Geisha’ları ile de ünlü. Gion’da ayrıca Geisha’ların servis ettiği bir akşam yemeği için Kaiseki Dinner alabilirsiniz. Gion’un kuzeyinde Philisopher’s Walk ya da Path adı verilen ortasından nehir geçen ve sağlı sollu birçok tapınak ve tarihi yapıya ev sahipliği yapan bölgeye gidebilirisiniz. Özellikle Sakura mevsiminde kiraz ağaçlarının altından akan nehir boyunca gelenceksel kimonolarınız ile yürüyüp Kyoto’nun keyfini çıkarabileceğiniz yegane böge Philisopher’s Walk.

Kyoto’nun kuzeyinde, belkide farklı bir güne bırakmanız gereken bölgede ise birçok ünlü yapı mevcut. Kyoto’nun sembolu Altın tapınak Kinkaku-ji Temple’ı mutlaka görün. Japonya’nın en güzel tapınağı desek doğru olur. Her mevsim güzel olan, muhteşem bir bahçe ile çevrelenmiş bu tapınak altın kaplama çatısı ve duvarları ile fotoğrafçılar için adeta bir başyapıt. Fakat Altın tapınağı Gümüş Tapınak ile karıştırmayın. Turistlerin yaptığı en büyük hatalardan biri Kinkakuji Temple yerine Gümüş Tapınak diye geçen Ginkaku-ji Temple’a gitmek. Tabiki dilerseniz onu da görebilirsiniz ama esas ünlü ve ihtişamlı olan Kinkaku-ji Temple yani Altın Tapınak. Altın Tapınağın çok yakınındaki Ryöan-Ji Temple’da ise ünlü Zen Bahçelerinin en güzel örneklerinden birini görebilirsiniz. Buradan Kyoto’nun batısındaki Arashimaya bölgesine geçebilirsiniz. Arashimaya Bambu ormanı ve bu orman içinden geçen muhteşem yolu ile ünlü. Özel bir fotoğraf çekmek için sabahın çok erken saatlerinde gitmenizi tavsiye ederiz çünkü sonrasında aşırı kalabalık oluyor ve büyüsü bir nebze kayboluyor. Bambu ormanının içinde bulunan 1930’larda yaşamış ünlü Japon film yıldızı Denjirō Ōkōchi’nin evi olan Ōkōchi Sansō’yu mutlaka ziyaret edin. Bugün bir müze olarak kullanılan bu ev inanılmaz bahçeleri, manzarası ve verdiği huzur ile Avrupa’da yada Amerika’da görebileceğiniz konak ve saraylara gore çok farklı bir his yaşatıyor. Gerçekten huzuru hissedebileceğiniz bu harika yapıyı gezerken Denjirō Ōkōchi’nin ne kadar zevkli bir insan olduğunu göreceksiniz.

Japonya’dan Türkiye’ye dönüşünüz Tokyo yerine Osaka’dan ise Osaka Castle yani Osaka Kalesini mutlaka ziyaret edin derim. Japonya’nın en ihtişamlı ve güzel yapılarından biri olan Osaka Kalesi şehrin merkezinde bir inci gibi sizi karşılamakta. Eğer Tokyo’yu gezdiyseniz Osaka size farklı birşey sunmayacaktır ama sadece Kyoto’yu gezdiyeseniz Tokyo alternatifi olarak şehir hayatını deneyimlemek için Osaka’yı da gezebilirsiniz.

Ne yalan söyleyeyim Japon mutfağını Sushi dahil eskiden hiç sevmezdim hatta tiksinirdim bile diyebilirim. Ama gün geçtikçe sushi ile başlayan maceram her geçen yıl şekillenmekte. Japon mutfağının ne kadar ince ve rafine lezzetlerden oluştuğunu keşfettikçe Japon yemeklerini bilmeden geçirdiğim yıllara yanmıyorum desem yalan olur. Hatta bu seyahatimizden akılda kalan anılarım genellikle yemek ve restoranlar ile ilgili. En büyük pişmanlıklarım ise sisli bir günde göremediğim Fuji dağı değil Kagiri’de içemediğim Ramen ve yemeye fırsat bulamadığım sokak lezzetleri. Japon mutfağı bize gerçekten uzak, hatta Çin ve Asya mutfağına da uzak. Tuz yok (soya sosu var) baharat yok denecek kadar az, aci ise ararsanız bulursunuz. Her yemek bir sanat eseri gibi, özellikle sushi’lerde bunu görüyorsunuz. O kadar yumuşaklar ki bilmeyen biri balığı bozulmuş bile sanabilir. Etler sulu, yağlı ve az pişmiş, ağzınızda eriyor ve suları akıyor. Ama esas lezzet ramen kültüründe ve sokak lezzetlerinde kendini gösteriyor. Ünlü miso çorbasından Japon turşularına kadar her şey harika. Tek sevmediğim şey ise tatlı ve kahvaltı kültürlerinin olmayışı. Tatlı olarak kavun, mango yada çilek yeniyor ama en kalitelisinden, tanesi 500 TL olanlardan. Şekerli tatlı kültürü yok, yeşil çaylı tatsız şekersiz kurabiyeler dışında. Çay ise bir seremoni. Zamanınız olursa mutlaka çay seremonilerine katılıp yeşil çay yudumlayın derim.

Japonya-Japan_50Sushi

Japonya deyince akla ilk gelen yemek tabi ki ne? Sushi. Tokyo’da birçok yerde Sushi yiyebilirsiniz. Ama Sushi tanımınız California Roll ise biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Japonya’da Sushi denilen şey bizde Nigiri olarak geçiyor, yani yine altında pilavı var ama rulo şeklinde değil. Roll yani rulo şeklinde bulabileceğiniz sushilerin pirinç kısmı içte kalacak şekilde sarılıyor. Pirinci dışta kalan California Roll’lar Amerikan icadıymış. Japonlar arasında en popüleri ise bizde Sashimi olarak geçen direk çiğ balık eti. Derin bir kabın tabanına önce pirinç koyuluyor ve üstüne balıklar çiğ olarak yerleştiriliyor, en ünlü sushiciler bu şekilde servis yapıyor. Öncelikle kentte en iyi Sushi’yi tabi ki Tsukiji balık pazarının içindeki Sushi restoranlarında yiyebilirsiniz, ama 3 saat kuyrukta beklemeyi göze alırsanız. Biz bu kuyruğa dayanamadık ve sushimizi şehir içinde bir restoranda aldık. Tsukiji balık pazarı Ginza bölgesine yakın ve yuvarlak şeklinde binlerce balıkçıdan oluşan bir hal. Rafların üstünde balıkları görmek istiyorsanız en geç sabah 7 gibi orada olmanız gerekiyor. Açık arttırmayı görmek için ise daha da erken gidip özel bilet almanız gerekiyor. Dönen bant sushi restoranlarında önünüzden çeşitli sushiler geçiyor ve siz gözünüze kestirdiğinizi alıp yiyorsunuz. Sınırsız toz yeşil çay, wasabi ve zencefil turşusu da cabası. Çıkarken ise yediğiniz tabaklar kadar hesap ödüyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi tabaklarda renk renk ve fiyat fiyat. Kaiten-Sushi restoranları farklı tarzlarda sushileri deneyimlemek için biçilmiş kaftan.

Japonya-Japan_12Tempura

Tokyo’nun en ünlü tempuracısı olan ve Bill Clinton’dan Frank Sinatra’ya birçok kişinin ziyaret ettiği Ten-Ichi’ye uğramadan kesinlikle dönmeyin. Aslen bir Portekiz yemeği olan tempura, sebze ve meyvelerin buzlu suda hazırlanmış özel bir un karışımına batırılması ve taze yağda kızartılması ile yapılan bir kızartma yemeği. Tempura’yı sakın soya sosu ile yemeğe çalışmayın çünkü tempura özel tempura sosu ile yenmekte. Ten-Ichi’de set menüler kişi başı 300TL’den başlıyor. Ben paranıza kıyıp bu deneyimi yaşamanızı tavsiye ederim. Ten-İchi gibi lüks restoranlar dışında da birçok yerde tabiki tempura yemeniz mümkün ama benim tavsiyem bu işi ritüel olarak yapan ve sadece tempura servis eden Ten-Ichi tarzı bir restoranda tempura ustasının karşısına oturarak yemeniz. Unutamayacağınız bir deneyim ve lezzet yaşayacaksınız.

Japonya-Japan_30Ramen

Ginza’da bulunan Kagiri’de Soma Ramen yemeği unutmayın. Ginza’da Apple Stora’u geçtiğiniz gibi sağa dönüyorsunuz ve ilerde solda sokak arasında küçücük bir dükkan Kagiri. Kara buğdaydan elle yapılan Soba adı verilen geleneksel Japon Noodle’ı (eriştesi) ve tavuk suyu ve sebzelerinin birleşiminden yapılan Ramen’leri ile ünlü. Ramen Japonya’nın değerlerinden bir tanesi. Birçok çeşidi var. Genelde Miso çorbası özünden bir suyu var ve içinde noodle’lar var. Kagari tavuk suyuna yapılan ramenleri ile ünlü. 6-7 kişilik bu restoran öğlen 15 gibi kapanıp akşam 19 gibi tekrar açılıyor ve erken kapanıyor. Her daim kapısında sokağa taşan bir kuyruk var, biz tatma fırsatı bulamadık ama bir dahaki sefere kesinlikle kuyruğa gireceğiz.

Japonya-Japan_13Kobe/Wagyu Beef

Ginza’da tadabileceğiniz bir diğer lezzet ise ünlü etçiler. Ginza Yoshizawa’ya mutlaka uğrayın. Geleneksel bir Japon restoranı olan Yoshizawa’ya girerken ayakkabılarınızı çıkarıyorsunuz ve hasır yer sofralarında oturuyorsunuz. Yanında bir kasabı da olan restoran dana etleri ile ünlü. Kobe ve Wagyu bifteklerini burada tadabilirsiniz. Hangisi daha iyi ve farkı ne derseniz bilmiyorum ama inekleri bağlayıp hareket ettirmeden besleyerek yağlarının homojen bir şekilde etin içine dağıldığı bir biftek yaptıklarını biliyorum. Burada dilerseniz set menü dilerseniz de kendin pişir kendin ye tarzında etinizi alabilirsiniz. Etler genelde inanılmaz yumuşak ve yağlı ve ağzınızda eriyor. Genelde az pişmiş olarak servis ediliyor çünkü Japonlar her şeyi böyle seviyor. Kendin pişir seçeneğinde ise ya Shabu Shabu adı verilen sıcak sebze suyunda kaynatarak pişirilen yada yada kömür ateşi ile yanan geleneksel bir ızgara tarzında pişirilen seçeneklerden birini seçiyorsunuz. Seçim sizin ama Shabu Shabu japon damak tadına, ızgara ise tabi ki bizim damak tadımıza uygun.

Japonya-Japan_79Udon Noodle

Noodle yani japon eriştesi bazen Ramen yani çorba olarak yapılan bazende ayrı ayrı servis edilen bir yemek. Benim en sevdiğim noodle türü Udon noodle denilen kalın açılan bir noodle. Beyaz undan yapılan bu noodle türünü Türkiye’de bulmanız zor. Wagamama en yakını diyebilirim. Bunun dışında Soba noodle adı verilen karabuğdaydan yapılan kahverenkli erişte ise farklı ve rafine bir lezzet, onu da tavsiye edebilirim. Kyoto’da 3 şubesi bulunan ünlü Udon restoranı Omen’i tavsiye edebilirim. Öncelikle ayrı bir kapta sebze suyu ve sebzeler geliyor. Bir başka kapta da Udon eriştesi sade bir şekilde servis ediliyor. Acılı ve acısız baharatlar ise her daim masada mevcut. Siz bunları dilediğiniz kombinasyonda birleştirip çorbanızı kendiniz oluşturuyorsunuz. Çubuklarla erişteleri yerken özel ahşap kaşık ile de çorbanızı yudumluyorsunuz. Çorba bambu kökü, kurtulmuş mantar ve Japonya’ya özgü özel bir taze soğan ile lezzetleniyor. Mutlaka tavsiye ederim, özellikle soğuk bir mevsimde giderseniz.

Japonya-Japan_27Diğer

Ginza restoranlar açısından çok zengin olsa da aslında tüm Tokyo bu bakımdan çok zengin. Kill Bill filminin çekildiği iddia edilen ama sonrasında filmi tekrar izleyip buranın neresinde çekilmiş ki acaba dedirten, fakat füzyon yemekleri ile tam bizim damak tadımıza hitap eden Gonpachi restorana mutlaka uğrayın. Çok farklı bir atmosferde iki sokak ortasına konumlanmış restorana adımınızı atar atmaz farkını hissedeceksiniz. Garsonların ara sıra Japonca bağırması, ortadaki mangal’da pişirelen japon stili çöp şişler ve ahşap dekorasyon sizi hemen kendisine ısıtacak. Özellikle şişleri mükemmel. Dana eti, ton balığı, tavuk hepsini tavsiye ederim. Zaten sipariş İsponyol tapaslar gibi ufak porsiyonlarda geliyor. Karides köftesi ve kızartılmış karidesi mutlaka deneyin. Tuna tartarda tavsiyelerim arasında. Amerikan tarzı ile japon tariflerini birleştiren California-Japan tarzı yemekleri gerçekten çok beğeneceksiniz.

 

Japonya-Japan_4Bunun dışında Tokyo’da her sokakta harika yemekler tadabilirsiniz. Türkiye’de de ünlü olan önünüzde ocak başı misal spatula ile yapılan Tepenyaki Japonya’da da çok ünlü. Ülkenin milli çorbası ise Miso. Soya fasulyesinden yapılan ve içindeki küçük tozların yayılımını izlerken büyüleneceğiniz bu çorbanın tanına gün geçtikçe alışacaksınız. Sokak lezzetleri her yerde ama özellikle Ueno park’a giderken sokak satıcılarından kalamar tepenyaki, karides topları, ve döner de dahil evet Diyarbakırlı arkadaşlarımızın sattığı döner de dahil her türlü lezzeti bulabilirsiniz. Ayrıca çok katlı AVM’lerin (departman mağazaları) en üst katlarında da genelde ünlü restoranların şubeleri bulunuyor. Mesela Shinjuku İsetan’ın da en üst katında bir Ten-Ichi Tempura restoranı mevcut. Dolayısı ile kaliteli yemek yemek istiyorsanız biraz internetten araştırma yapın, sıraya girip sabırla bekleyin, ve paranıza kıyın. Pişman olmayacaksınız.

Japonya

Kısa Kısa

    • Türk vatandaşlarına vize uygulaması bulunmamakta.
    •  Tokyo’yu gezmenin en güzel yolu metroyu kullanmaktır. Akıllı telefonlar için indirebileceğiniz Tokyo metro uygulamaları ile Japonca bilmeden tüm şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Tokyo’da 2 metro hattı bulunmakta. Biri JR Lines’a ait ve genelde yeşil renk ile gösterilen, diğer ise özel bir metroya ait olan Shiua Lines.
    • ATM’lerden ister banka kartıyla, ister kredi kartıyla nakit para çekmek neredeyse imkansız. Büyük bankaların ATM makineleri bizdekilerden oldukça farklı. Birçoğu daha kartınızı bile kabul etmiyor. Diğerleri ise para ödemiyor. Çok ihtiyacınız olursa büyük otellerin lobisindeki yada bazı süpermarket ve bakkalların içindeki küçük ATM makinelerinden ‘’International Card’’ menüsünü tıklayarak para çekebilirsiniz. Ama size tavsiyemiz mutlaka yanınıza döviz alarak Japonya’ya gitmeniz. Kredi kartı ile alışverişlerimizde ise Tokyo ve Kyoto’da alışveriş, restoran ve otellerde hiçbir problem yaşamadık. Fakat kırsal kesimde bu konuda da sıkıntılar olduğunu duyduk.
    • Boşuna çöp kutusu aramayın çünkü hiç bir yerde çöp kutusu yok çünkü tüm çöpler büyük titizlikle ayrıştırıp geri dönüştürülüyor. Sadece belirli yerlerde çöp bulmak mümkün o da çöpünüzün cinsi uyarsa. Japonlar çöplerini yanlarında taşıyıp evlerindeki çöp kutularına atıyorlar.
    • İngilizce hemen hemen hiç bilmiyorlar. Bilenleri de anlamak aksanlarından dolayı neredeyse imkansız.
    • İlaçlarınızı yanınıza alın çünkü Aspirin’i bile bilmiyorlar. İlaç kutularının üstüne marka isimleri dahil tüm yazılar Japon alfabesi ile yazıyor. Aradığınız ilacı bulmanız neredeyse imkansız.
    • Ev alışverişlerini günlük yapıyorlar çünkü meyve ve sebzeler tekli olarak satılıyor. Büyük porsiyonlar ve ortaya karışık anlayışınızı bir kenara bırakın. Japonya her şeyin en iyisinin, en lezzetlisiniz, özenle seçilmiş ve işlenmişin az olarak tüketildi, her şeyin tanında yendiği bir ülke.
    • Parklarda ve birçok caddede sigara içmek yasak. Fakat ilginç bir şekilde kapalı mekanların çoğunda serbest.
    • Ülkede her yer tertemiz. Caddeler, arabalar, tuvaletler… En kalabalık tuvalet bile aynı evinizdeki gibi. Bir tane toz toprak göremezsiniz, zaten arabaların hepsi parlıyor, 6 ayda bir araba yıkatılıyor.
    • Bayanlar için bir not. Dünyaca ünlü ve pahada yüksek olan Kanebo ve Shiseido ürünlerinin kozmetik market versiyonları inanılmaz derecede uygun fiyatlara bulabilirsiniz. Kalitesi ise diğerleriyle aynı hatta kokusu bile aynı. Test edildi onaylandı!
    • Japonların dini Budizme benzerliği ile ön plana çıkan Şintoizm. Ritüellere genel olarak Zen felsefesi hakim. Kyoto’da Zen Bahçeli tapınakları görebilirsiniz.
    • Toplu taşımalarda ve toplum içinde telefonla konuşmak hoş karşılanmıyor hatta yasak. Bu arada hala eski tarz kapaklı telefonlar kullanılıyor. Önceki yıllarda GSM teknolojili telefonlar Japonya’da çalışmazdı artık o sorun ortadan kalmış. Apple pazara yavaşta olsa girmiş, Samsung ise Korelileri sevmedikleri için Galaxy olarak Japon pazarına girmiş.
    • Asla bahşiş bırakmayın çünkü bahşiş almayı hoş karşılamıyorlar yani kültürlerinde iyi bir şey değil. Herkes yaptığı işi en iyi ve en kaliteli bir biçimde yapmayı görevi olarak görüyor. Dünyada bahşiş almayan başka bir ülke olduğunu sanmıyorum. Only in Japan.
    • Japonya’nın pahalı olduğunu ilk kez burada okumuyorsunuzdur muhtemelen. Dünyanın en pahalı ülke sıralamasında ilk 3’te. Alabileceğiniz en ucuz ürünler bizdeki 1 milyonculara benzeyen 100 yencilerde. Çeşit bol sınır yok ve birçok ürün de Çin değil Japon malı.
    • İçme suyu olarak çeşme suyu kullanılıyor fakat ben Tokyo’da özellikle çok net klor tadı aldığımdan bir daha içmedim.
    • Japonlar her işte olduğu gibi yemeğin de kalitelisini seviyorlar. İyi restoranların önünde en az bir saat kuyruk beklemek Japonya’da çok normal.
    • Ağızlarına maske takmış bir sürü insan görmeniz olası. Bir kısmı kirli havaya karşı önlem almak için takarken, bir kısmı da kendi hastalığı bulaşmasın diye kullanıyor. Görüntü ilk başta ürkütücü olsa da ilerleyen zamanlarda alışıyorsunuz.
    • Japonya’da Apa Hotel zincilerinde kalabilirsiniz. Avrupa’daki Ibis otellere benzeyen bu otel zinciri temiz hızlı ve pratik bir konaklama sunuyor. Yastıklar genelde bizim zevkimize göre çok ince dolayısı ile dilerseniz resepsiyondan yastık isteyebilirsiniz. Bunun dışında özellikle farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız, küçük şehirlerde daha da yaygın olan Ryokan yani geleneksel Japon otellerinde kalmanızı tavsiye ederim. Yerlerin hasır ile kaplı olduğu, ayakkabıların girişte çıktığı, yer yağında yatılan ve gerçek Japon tarzını deneyimleyebileceğiniz Ryokan’lar çok keyifli.
    • Onsen olarak adlandırılan kaplıcalara sahipler. Zamanı olanlar Japon bahçesi manzaralı onsenleri mutlaka denemeli.
    • Ofura olarak geçen banyo ritüeline sahipler. Furo yani küvetler dar ve derin oluyor. Duş yaptıktan sonra ailecek küvetlere girip içinde dinleniyorlar. Ataerkil bir toplum olan Japonya’da önce ailenin erkeği yıkanıyor, sonra da kadınlar sırayla aynı suyun içinde banyolarını yapıyorlar.
    • Özellikle kadınlarda çocuksu bir ses tonuyla konuşarak sevimli olmak kültürlerinde var. Bankalar, metro,vs gibi ciddi iş kurumlarında bile sevimli ayıcıklar ve karakterler içeren manga çizimleri ile karşılaşıyorsunuz, şaşırmayın.

 

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan