Moğolistan

Mogolistan-60Moğolistan

Dünyanın çok uzak bir köşesinde pamuk yumağı bulutlar uçsuz bucaksız steplerin arasından usul usul akıyor. Ülkeyi tam anlamı ile işgal altına almış, sayıları 40 milyonu geçen at, büyükbaş ve küçükbaş hayvanların tek derdi ise daha fazla otlak ve daha fazla çimen. Ülkenin geneline bakıldığında Cengiz Han’ın imparatorluğundan bu yana pek fazla bir gelişimin gerçekleştiği söylenemez. Moğolistan şimdiye kadar gidip gördüğüm hiç bir ülkeyi anımsatmaması ile beni oldukça derinden etkiledi. Gezginler her zaman daha önceden gördükleri ülkeler hakkında sahip olduğu tüm bilgileri ortaya döküp ölçüp biçmeye başlar ya işte bu sefer işe yaramadı. Gidiş sebebimiz iş odaklı olmasından dolayı ilk günlerimizi Moğol kökenli olup Türkçe’yi İstanbul aksanı ile konuşan dostlarımız Dulguun ve Taivan ile başkent Ulanbator’da geçirdik. Bize Moğol kültürün tüm detaylarını ve ülkelerini çok güzel bir Türkçe ile anlatmaları bizim için bulunmaz bir fırsat oldu.

Moğolistan benim uzun zamandır hayallerimi süslüyordu ve her yerde karşıma fotoğrafları çıkıyordu. Aranızdan bazıları Moğolistan’ın neden hayalim olduğunu merak ediyor olabilir lakin ülkede ne doğru düzgün yol var ne nüfus ne de tarihi yapı var. Kültür henüz kaybolup gitmeden, modernliğe teslim olmadan ziyaret ettiğinizde hayata bakışınız tamamen değişiyor. Nitekim bu seyahatte de bana tam olarak bu oldu. Moğolistan’ı üç cümleyle tasvir etmem gerekseydi; göz alabildiğine insan eli değmemiş uçsuz bucaksız topraklar, başı boş gezen milyonlarca koyun, keçi, at ve inek sürüleri ve nüfusun yarısından fazlasının yaşadığı ”Ger Çadırı” olarak telaffuz edilen çadırları tasvir ederdim. Ülkenin yüzölçümü Türkiye’nin iki katından fazla fakat nüfusu İstanbul’da büyük bir ilçenin ki kadar yani yaklaşık 3 milyon. Sibirya’nın güney komşusu olan Moğolistan toprakları acımasız koşullar dayatan doğasıyla neredeyse 9 ay soğukla mücadele ediyor. Mayıs ayında gitmiş olmamıza rağmen biraz yeşillik beklerken sonbaharın sapsarı tonları bizi karşıladı. Moğolistan’da doğa çok geç canlanıyor ve erkenden kışa giriyor. Kuzey yarım kürede Ağustos ayı en sıcak aydır ya burada ise Ağustos’ta kış başlıyor ve Temmuz senenin en sıcak ayı. Topraklar verimsiz bu yüzden tarım yapılamıyor ve ülkede ağaç yetişmiyor. Sadece birkaç bölgede var ama biz saatlerce jiple yolculuk yapmış olmamıza rağmen bırakın ağacı çalı dahi görmedik. Ülkede belirli şeyler yetişiyor fakat çoğu ürün güneydeki komşu Çin’den ithal ediliyor. Bu yetişmeme durumu mutfak kültürünün çeşitlenmesine engel olmuş. Sofranın üç değişmeyeni kırmızı et, havuç ve patates çoğu zaman pilav veya makarna eşliğinde karıştırılarak çeşitlendiriliyor. Tavuk tüketilmiyor ve kırmızı et bizdeki gibi yumuşak kıvamda yenilmiyor. Yediğimiz tüm etler çiğnemesi zor türden etlerdi. İlk başta bize denk geldiğini düşünürken etlerin bu şekilde sevildiğini fark ettik.

 

Başkent Ulanbator gelişmekte olan güzel bir şehir ve de ülkedeki tek şehir. Çok şık binaların inşaatları her yanı doldurmaya başlamış. Ülkede Mcdonald’s yok fakat Louis Vuitton var yani bu biraz da zenginlerle fakirlerin arasında derin uçurumun göstergesi. Şehirdeki yollar oldukça güzel fakat şehir dışına çıkıldıkça yollar bozulmaya başlıyor fakat gitmeden önce birçok yerde okuduğum yolların olmaması durumu değişmiş çünkü iyi kötü her yere yol yapılmış. Tabi hala bazı bağlantı noktalarına gitmek için toprak yoldan gitmek durumundasınız ama o toprak yollar bile üzerinde defalarca geçildiği için rahatsız etmiyor. Afrika’da jiple seyahat ettiğim topraklı yollara göre daha konforluydu diyebilirim. Gobi Çöl’ü hariç Moğolistan’ın büyük bölümü hayvancılığa imkan veren çimenlik ve çayır alanlara sahip olduğundan hayvancılık halkın geçiminde ilk sırada yer alıyor. Tüm sürüler otlaklarda başlarında çoban olmaksızın otluyor. Ülkenin ekonomisi ağırlıklı olarak hayvancılığa dayandığından, keçi tüylerinden yapılan kaşmir, et ve yün ihracatı ön plana çıkıyor. Moğolistan’ın asıl zenginliği ise altın, bakır, hatta uranyum gibi yeraltı kaynaklarından geliyor

Mogolistan-34Cengiz Han’ın Moğol İmparatorluğu’na gelirsek o dönemde bilinen dünyanın neredeyse yarısından fazlasını imparatorluğuna katmayı başarmış olsa da bu topraklara hakimiyeti çok uzun sürmemiş. 1206-1294 yılları arasında varlığını sürdüren imparatorluğun kurulma döneminde Türk ve Moğol boylarından oluştuğu düşünülmektedir. Bu dönemde yaşayan Türk ve Moğollar aslında aynı görüntüye, aynı geleneklere ve aynı dine (Tengrizim yani bir tür Şamanizm) sahiplermiş. İlk Türkler şu anda Moğolların sahip olduğu çekik gözlere sahip çadırlarda yaşayan şaman dinine inanan bir toplulukmuş. Sınırların en geniş olduğu dönemde neredeyse 100 milyon nüfusa sahip imparatorluk Pax Mongolica denen dönemin başladığı, ipek ve baharat yollarında ticaretin geliştiği döneme denk geliyor. Pax Mongolica ‘’Moğol Barışı’’ anlamına gelen, kan dökerek ele geçirdiği topraklara barış yerleştirerek insanların emniyetle seyahat edebilmesini ve ticaret yapabilmesini sağlamak amaçlı kullanılmış bir terim. Bu dönemde Cengiz Han din ayrımı yapmadan bütün dinlere aynı derecede saygı göstermiş ve farklı dine mensup toplulukların aynı çatı altında yaşaması için ortam oluşturmuştur. Çok uzun zamandan bu yana bu coğrafyadaki göçebe kabileler Şamanizmin bir kolu olan Tengirizm’e (Gök Tanrı) inanmıştır. Bu inanca göre her insanın atası yani geçmiş akrabaları aynı zamanda onların tanrısı sayılmaktadır. Kubilay Han döneminde ise Tibet Budizmi’nin kabul edilmesi ile birlikte Budizm Moğolların hayatlarına girmiştir. Şimdi baktığınız zaman Şamanizm ile yoğrulmuş diğer Budist ülkelerden farklı türde bir Budizm inancına sahipler. Arabayla yolculuk ederken sürekli tepelerde taş yığınlarının üzerine asılmış mavi bayrakların olduğu şaman inancına ait Ovoo’lara rastlıyorsunuz. Bu taş yığınlarının anlamı ise oradan geçen yolculara iyi şans getirmek ve yollarını güvenli kılmak. Bazılarında durup şöförümüz ile etrafınlarında 3 kez dönüp taş atarak yola devam ettik ve ne yalan söyleyeyim yolculuğumuz oldukça güvenli ve güzel geçti. 1920’li senelerde Cumhuriyet ilan edildiğinde Rusların hazırladığı kominizm içerikli anayasa kabul edilmiş ve o dönemin zengin ve orta sınıfın özel mülkleri zorla toplanmış, parasını saklayan insanlar hapse atılmış. Daha sonra ayağa kalkan halkı bastırmak için her türlü yola başvurularak büyük bir soykırım gerçekleştirmiş. 10 binlerce insan öldürülmüş, tapınaklar yok edilmiş, dini barındıran her türlü unsur yok tahrip edilerek kitaplar yakılmış. Şimdi ki zamana geldiğimizde hala bu olayların etkilerini görmeniz mümkün. Komünizm zamanı durdurmakla kalmamış, zaten göçebe olan ve çok fazla yapısal mirası olmayan bir halkın tüm tarihi eserlerini yok etmiş. Gezebileceğiniz ve görebileceğiniz çok az tarihi eser kalmış ki çoğu da yakın döneme ait.

Moğolistan’da keçinin ülke ekonomisinde oldukça önemli bir yeri var. Ülkedeki hayvanların yaklaşık %20’si Moğol keçisidir. Koyun yününe göre çok daha yumuşak ve sıcak tutan bir yün olan Kaşmir yünü tüm keçilerde bulunmasına rağmen Moğolistan’daki bazı özel keçilerde en kalitelilerine rastlanır. Moğolistan bu keçilerin tüyleriyle dünyanın kaşmir ihtiyacının üçte birini karşılamaktadır. Hayvancılığın en önemli kısmını koyunlar oluşturmaktadır. On beş milyon koyun ile dünyadaki en büyük koyun sürüsüne sahip ülkelerden biridir. Moğollar ayrıca atlara çok önem ve değer vermekteler. Moğollar yüzyıllardır atları hem ulaşım aracı olarak, hem besin hemde yoldaş olarak kullanmıştır. Çocuklar 3 yaş gibi çok erken yaşta ata binmeyi öğreniyorlar ve atlarla olan bağları bir ömür boyu sürüyor. Atların Moğol kültürünün mirası olması ve binmeleri haricinde yaz aylarında bizde Kımız olarak bilinen orada ise Airag olarak adlandırılan fermente edilmiş at sütü tüketiyorlar. Her hangi bir yaştaki Moğol vatandaşı sağlık ve sindirim sistemine iyi gelen bu içecekten yaz aylarında litrelerce içebiliyor.

Gobi Çölü’ne gelirsek klasik çöllerden oldukça farklı bir karakteri bulunmaktadır. Kumulların oluşturduğu dev tepelere aynı zamanda dağlar, kaynaklar ve düzlükler eşlik etmekte. Çölde en çok göreceğiniz hayvan bacakları biraz daha kısa olan çift hörgüçlü ve tüylü devedir. Orta Asya’nın şartlarına uyum sağlamış olan bu çift hörgüçlü develerin nesli tükenmekle birlikte sahipsiz bin adet devenin Çin ve Moğolistan topraklarında bulunduğu tespit edilmiştir. Bu topraklarda çoğunlukla karşılaşacağınız hayvanlar bellidir. Moğolistan’ın büyük beşlisi; at, keçi, koyun, inek ve devedir. Uzun tüylü bir inek cinsi olan Yak ise karın altında çimen bulabilmesi ile bu tür zorlu coğrafyalara uyum sağlamış hayvanlardan biridir.

Moğolistan’ın en büyük festivali olan Naadam Festivali her sene büyük bir coşku ve katılım ile Temmuz ayında gerçekleşmektedir. Üç gün süren spor festivali olan Naadam aynı zamanda Unesco Mirasları listesine dahildir. Üç adam oyunları olarak geçen ünlü güreş müsabakaları, at yarışları, okçuluk gibi spor dallarında halk yarışır.

 

Mogolistan-3Ulan Bator’da gezilecek yerler:

Kızıl Kahraman anlamına gelen Ulan Bator’da tek başınıza gezmektense bir şöför veya rehber eşliğinde gezmeniz daha kolay olacaktır. Ulan Bator’un doğusunda bulunan ancak araçla gidebileceğiniz dev Cengiz Han Heykeli’ni mutlaka ziyaret edin. Cengiz Han’ın dev heykelin altında ise Cengiz Han döneminden kalan tarihi eserlerin sergilendiği bir müze bulunmaktadır. Moğolistan’da Cengiz Han, Çingiz Han olarak telefuz edilir. İçerisinde Tika tarafından yapılan kazı çalışmalarında bulunan Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk anıt bölgelerinden çıkarılan 4000’e yakın eserin bulunduğu Moğolistan Milli Müzesi’ni de gezmenizi öneririz. 1924 senesinde kurulan Doğa Tarihi Müzesi’nde ise Gobi Çölü’nde bulunan dinozor iskeletlerinden, meteor taşlarına ve Moğol İmparatorluğu’na ait değerli sergiler bulunmaktadır.

Tibet tarzı bir Budist Tapınağı olan Gandantegçilen Manastırı 1800 yılında inşa edilmiştir. Stalin’in etkisiyle yüzlerce tapınak yok edilip, binlerce rahip yani lama öldürülmüş. İçerisinde altından dev bir Buddha heykeli olan manastır görebileceğiniz geri kalan bir kaç değerli yapıdan biri. Zaisan Tepesi’nde bulunan Zaisan Anıtı ise Rusların II. Dünya Savaşında kaybettiği askerlere adanmış. Bu tepe şehre panaromik bir açıdan hakim olmaktadır.

Mogolistan-24Şehir Dışındaki Önemli Rotalar:

Gerçek Moğolistan’ı deneyimlemek için Ulanbator’un dışına çıkmalısınız. Bunu yaparken deneyimli tur firmalarından faydalanmanız gerekiyor. Tripadvisor’dan yorumlara bakarak tur firmanızı seçebilirsiniz. Şehirler arası tren ulaşımı yok sadece kara ulaşımı mevcut ve otobüsler çok kısıtlı. Dolayısıyla gezginler genelde bir tur firması ile paket olarak anlaşıp, ulaşım, rehber, konaklama ve yemeği bir arada tek bir firma üzerinden ayarlıyorlar. Biz de o şekilde yaptık. Aksi halde kendi başınıza bir noktadan diğerine gitmeniz neredeyse imkansız.

Ulanbator dışında görebileceğiniz birçok yer mevcut fakat ön plana çıkan üç farklı destinasyon var diyebiliriz. Birincisi Karakurum Bölgesi, ikincisi Hövsgöl Bölgesi ve üçüncüsü Gobi Çölü Bölgesi.


Karakurum,
Cengiz Han’ın imparatorluğu zamanındaki başkenti ve eskiden ipek yolunun en önemli duraklarından biriymiş. İngilizce’de Kharkhorum olarak yazılan Moğollar tarafından ise ‘’Harhorum’’ olarak okunan Karakurum’da bugün eski devirlerden kalan hiçbir eser yok. İlk Türk imparatorluğu olan Göktürk İmparatorluğu’ndan kalma ”Orhun Kitabeleri” ve o dönemden çok sonra yapılan Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Budist Erdene Zuu Manastırı dışında Karakurum’da hiç tarihi eser yok. Cengiz Han göçebe bir kültüre mensup olduğu için o yıllarda hiçbir taş yapı inşa edilmemiş ve dolayısı ile bugüne ulaşmamış. Manastıra çok yakın olan Karakurum Müzesi’nde o dönemden kalma bazı kap çanak ve eşyaları görebilirsiniz ve o dönem ki ahşap sarayın tahmini gravürlerini inceleyebilirsiniz. Bugün Karakurum’daki en ünlü yapı onaltıncı yüzyılda Abtay Han tarafından inşa edilen Edene Zuu Manastırıdır. Bu manastır bugün dahi keşişlerle dolu ve aktif olarak kullanılıyor. Budizm’in ülkeye dağılması bu manastırın kurulması ile hızlanmış. Komunizm zamanında hasar gören ama bir rivayete göre Stalin’in özel emri ile tamamen yıkılmaktan kurtulan bu manastır, Moğolistan’daki en güzel yapıların başını çekmektedir. Budizm’e göre kutsal sayılan 108 rakamı burada da karşımıza çıkıyor. Üç tanesi de manastırın iç bahçesinde olmak üzere, çevresini dönen duvarlarda 105 adet Stuppa bulunmaktadır. Bu bölgeye gelirken Bayan Gobi olarak anılan ve kum tepeleri bulunan bir çöl bulunmaktadır. Buraya gelip kum tepelerini ve develeri fotoğraflayabilirsiniz. Ayrıca Ulanbator’a dönüşünüzde Hustai Ulusal Park’ına uğrayıp Moğol Zebrası diye anılan vahşi Thaki atlarını görebilirsiniz.

Mogolistan-62Karakurum dışında bölgede bazı taş abideler ve totemler bulunmakta. Fakat bizi ilgilendiren en önemli taş, ilkokuldan beri okuduğumuz Orhun abideleri yani Orhun yada Göktürk Yazıtları olarak anılan dikili taşlardır. Bugün T.C. Başbakanlık Tika ajansının yaptığı 45km’lik yol ile ulaşılan bir ve yine T.C.’nin inşaa ettiği bir müzede sergileniyor. Yol Moğolistan’da gördüğümüz en güzel yol. Kitabeler ilk olarak 1889 yılında bu bölgede yani Orhun Vadisinde bulunmuş. Yazıtlarda bulunan çivi alfabesine benzeyen Göktürk Alfabesi ise 5 yıl sonra Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen ve ünlü Rus Türkolog Vasili Radlof tarafından çözülmüş. Yazıtlarda tarihteki ilk Türk imparatorluğu olan Göktürk İmparatorluğu’nun efsaneleri kuralları ve ritüelleri yazmakta. İki tane olan dikili taşlar, Kültigin ve Bilge Kağan yazıtları olarak ayrılıyor ve 8. yüzyılda dikildikleri düşünülüyor. Kitabelerin orjinalleri bugün müzenin içinde, dışarıda beton kopyaları bulunmakta.

Karakurum dışında saydığım Hövsgöl Gölü Bölgesi ise Moğolistan’ın doğası ile ünlü bölgesi. Dünyanın 2. büyük tatlı su rezervi olan Hövsgöl Moğolistan’ın kuzeyindeki ormanlık ve dağlık bölgede deniz seviyesinden 1700 m yüksekte yer alır. Göl aynı zamanda Moğolistan’ın içme suyunun %40’ını karşılar ve direk içilebilir derecede temizdir. Bu bölge doğa tutkunlarının kaçırmaması gereken destinasyonlardan birisi fakat Ulanbator’a uzaklığı nedeni ile biz bu gelişimizde ziyaret edemedik. Hövsgöl’e bir günlük bir yolculuğun ardından araba ile ulaşabilirsiniz. Yada Ulanbator’dan kalkan yerel küçük uçaklar ile. Suyu inanılmaz temiz olan göl aynı zamanda yazın Şaman ayinleri ile de ünlü. Şamanizm ve Tengirizm ritüellerini görmek ve bir şaman ile tanışmak için Moğolistan’da gidebileceğiniz yegane destinasyon. Bunun dışında kano, balık tutmak ve doğa yürüyüşü içinde güzel bir nokta.

Gobi Çölü ise Moğolistan’ın en ilgi çekici bölgesi. Moğolistan’ın güneyinde ülkenin yarısını kapsayan hatta Çin’in de bir bölümüne yayılan Gobi Çölü dünyanın beşinci büyük çölüdür. Yer yer kum tepeleri olmasına rağmen genelde çakıllık ve bozkır benzeri düzlüklerden oluşur. Çöl ünlü tüylü ve çift hörgüçlü develeri ile ünlüdür. Tabi bu develeri görmeniz için Gobi Çölü’ne gitmeniz gerekmez, Moğolistan’da birçok yerde buradan getirtilen develeri görebilirsiniz. Gobi Çölü mutlaka rehber ile gitmeniz gereken, çöl safarileri yapabileceğiniz bir bölge. Bölgeye ulaşım genelde Ulanbator’dan uçak ile yapılmaktdır. Gobi ayrıca dünyada en çok dinozor fosili bulunan yerlerden biridir.

Mogolistan-8Moğolistan’da sokak lezzetleri yada yöresel lezzetler arıyorsanız çok umutlanmayın deriz. En azından biz bulamadık. Size tavsiye edebileceğimiz tek yer Central Tower’da bulunan şehrin en ünlü restoranı Monet.

Mogolistan-39Moğolistan denince akla ilk olarak kaşmir gelir herhalde. Dünyanın en kaliteli en yüksek kaliteli kaşmirini burada bulabilirsiniz. ”Gobi” ülkedeki en ünlü kaşmir ürünleri satan markadır. Yün ve keçeden yapılmış terlikler, satranç tahtaları, ger çadırları, deriden yapılmış çantalar, cüzdanlar ve kartvizitlikler aklıma ilk gelenler.

Naran Mall, Zaisan Square, İkh Delguur Nomin, Central Tower, Grand Plaza, Gobi Cashmere shop ise uğrayabileceğiniz adresler.

Moğolistan

Kısa Kısa

  • Moğolistan’da şehir dışında mutlaka Ger Camp olarak adlandırılan Çadır Kamplarda kalın ve gerçek Moğol hayat tarzını deneyimleyin. Gece kalkıp çadırın ortasındaki sobaya tezek atarak ısınacağınız, tuvaleti ve duşu dışarıda olan bu çadırlarda kalmak çok farklı bir deneyim.
  • Bunun dışında mutlaka geleneksel bir Moğol ailesini geleneksel çadırlarında ziyaret edin. Günlük hayatlarını görüp deneyimleyin.
  • Moğol bir bebeğin hayatını merak ediyorsanız Thomas Balmes’in yönetmenliğini yaptığı 2010 yapımı ‘’Babies’’ adlı belgeseli izlemenizi öneririz. Ayrıca 2004 yapımı Flight of The Phonix filmi de Moğolistan’a özgü çok bir fikir vermese de Göbi çölünde geçtiği için izlenebilir. Tarihe merakınız var ise de Netflix’in prodüksüyonunu yaptığı 2014 yapımı Marco Polo TV serisini izleyebilirsiniz.
  • Şehir dışına 4x4’lerle çıktığınızda karşınıza sürekli çıkan taş yığınlarını etrafına sarılan mavi bezli tepeciklere Ovoo ismi verilmektedir. Tengirizm’de yeri bulunan Ovoo’lara yolcular durup etrafında 3 kez dolaştıktan sonra taş veya prinç atarak yolculuğunun güvenli geçmesini diliyorlar.
  • Cengiz Han’ın Moğolistanın’da önemli kişiler öldükleri zaman en sevdikleri at ve hizmetlileri ile birlikte gömülürlermiş.
  • Trafik soldan akmasına rağmen araçların çoğunun direksiyonları sağda ve ilginç bir şekilde bu pek sorun teşkil etmiyor gibi duruyor.
  • Moğolistan dünyada dinozor fosillerinin en çok bulunduğu ülkedir. New York’taki Doğa Tarihi Müzesin’deki dev dinozor iskeleti Moğolistan’dan 1990 senesinde çıkartılıp getirilmiştir.
  • Denizden yüksekliği 1580 m olan ve çöl iklimine sahip olan Moğolistan’da gece ile gündüz arasındaki ısı farklılığı oldukça fazladır. Havayı değerlendirirken ısı farkına göre kıyafet almayı unutmayın.
  • Moskova-Pekin arasında işleyen efsanevi Trans Sibirya treni Ulan Bator’dan geçmektedir.
  • Moğolistan’da akbaba ve kartal türünden yırtıcı kuşlara ilgi oldukça yüksektir.
  • Birçok kişi ilginç bir şekilde Türkçe bilmekte ve çok iyi konuşmaktadır. Hatta birçoğunu Türk bile sanabilirsiniz.
  • Cengiz Han dünya tarihinin tersine Moğol tarihinde bir kahraman. Bugünde hala bir halk kahramanı. Hatta ülkede saygıdan çocuklara Cengiz ismini vermek bile yasak. O yüzden Cengiz Han ile ilgili ileri geri konuşmamanızı tavsiye ederiz.

 

 

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan