Myanmar

Myanmar_45Myanmar

Dünyanın en gizli kalmış, özgün ve el değmemiş ülkesi olan Myanmar 50 sene boyunca askeri cunta tarafından yönetildikten sonra 2010 senesinde ülkeyi turist girişlerine açarken, kendi halkının ülkenin dışına çıkıp geri gelmesine izin verdi. Eskiden turist almıyorken internetten online aldığınız vize sayesinde artık elinizi kolunuzu sallaya sallaya ülkeye giriş yapabiliyorsunuz. 2012’de 1 milyon turist giriş yapmışken 2015’te 4 milyon turist bekleniyor. Myanmar bozulmadan ve yeni bir Tayland olmadan bu halini bir an once görmenizi tavsiye ederim. Bu arada yanlış anlaşılmasın askerler hala ülkenin başına tünemiş durumdalar ama eski güçlerini kaybettiklerinden ve tüm dünyanın gözleri kendilerine çevrildiğinden önceden yaptıklarını rahatlıkla yapamıyorlar. Bu değişime öncülük eden en büyük sembollerden biri olan Aung San Sun Kyi Myanmar halkının özgürlüğü için herşeyinden vazgeçmiş bir generalin kızıdır. İyi okullarda eğitilip üniversiteyi Oxford’da bitirdikten sonra ülkesine gelip bu haksız yönetim şekline meydan okumuştur. Eşi İngiliz olan Aung San bu sebepten dolayı oy almasına rağmen başkan olamadığı gibi ona ya ülkesini terketmesini ya da 20 senelik ev hapsine çarptırılacağı seçeneğini sunulmuş. O da halkının terk etmek istemediği için ev hapsini kabul ediyor ve barışçıl yaklaşımı ile Nobel Ödülü kazanıyor.

 

Myanmar_48Oldukça az turistin geldiği Myanmar’da hayatımda şaşırmadığı kadar şaşırıp hayretler içerisine düştüm. Halkın yönetime karşı veya hayata karşı öfkeli olacağını düşünmüştüm çünkü eğer ben 50 sene bu şekilde yaşasaydım o şekilde olurdum diye düşünürken oldukça sakin ve mutlu bir halkla karşılaştım. Myanmar gezimiz tur firması tarafından bize özel oldukça detaylı ve güzel planlanmıştı. Her şehirde havalimanında oldukça iyi ingilizce bilen iyi eğitimli rehberler bizi karşıladı. Her türlü meraklı sorularımız cevaplandı. Hepsine teker teker sordum kızgınmısınız veya ülke dışına çıktınız mı diye ama çoğu oldukça sakin görünüyordu. Ben neden olduğunu anlamaya çalışırken cevap ilerleyen günlerde kendini çok net gösterdi.

Ülkedeki herkes Budist ve bu oldukça normal ama normal olmayan hepsinin en az Budist bir rahip kadar dindar olmasıydı. Bu nasıl olur diye düşünürken askeri cuntanın halkı ayaklanmasın diye buna doğru ittiklerini gördüm. Mesela her ay halk kazandığı ortalama 100 doların üçte birlik kısmını altın varağa yatırıyor ve bu varaklarla Buddha heykellerin dışları kaplanıyor. Tapınaklarda sürekli Budist Rahipler ve tapınakların temizliği için inanılmaz paralar toplanıyor. Halk Buddha’nın neredeyse dediklerini harfiyen yerine getiriyor. Herkes herkese güveniyor, hep gülen yüzler, reankarne olduktan sonraki hayatlarına yatırılan sevaplar… Budizmi çok güzel anlayabildiğim ve öğrenebildiğim bir gezi oldu ve oldukça derin bilgilere ulaşma fırsatım oldu. Felsefe olarak doğan daha sonra dine çevrilen Budizm’de hayat ce acıya dair inanılmaz derin bakış açıları sunuyor. Ben her türlü inanç sistemine saygıyla ve merakla yaklaştığım için Budizm ile ilgili çok sayıda yabancı kaynaklı kitap okuma şansım oldu. Daha sonra ilgilenenler için özel bir yazı yazmayı düşünüyorum.

 

Myanmar_51Buradaki herhangi bir vatandaş rahip olabilir, herkese açık bir mertebe. İster ömür boyu ister 15 gün bu tamamen size kalmış. Kadınlar da erkekler de rahip olabiliyor. İşin ilginç kısmı rahipler herhangi bir maaş almadıkları gibi evleri de yok ve bir nevi diğer insanlardan yemek ve ihtiyaçlarını isteyerek geçiniyor ve akşamları tapınaklarda uyuyorlar. Aslında oldukça zor bir hayatları var ama Budizm açısından bakılınca onlara o kadar da zor geldiğini düşünmüyorum. Sabah kahvaltı etmek için bir evin kapısını çalıyorlar ve eğer evde yemek varsa ev sahibi hemen rahibe bu yemeği ikram ediyor. Halk hergün en az bir kez meditasyon yapıyor bana da doğru konsantre olabilmek adına oldukça yararlı bilgiler verdiler. Bu arada ülkede doğru düzgün bir sanayi yok. Sanayi olmayınca herşey el emeği göz nuru olarak üretiliyor. İnanılmaz sabır gerektiren elde kumaş dokuma, elde tekne yapımı, elde sigara sarma, demir dövmeciliği, ağ ile balıkçılık, obje yapımı, ipek dokuma gibi her türlü iş büyük emekler karşılığında yapılıyor. Ömürlerini bu işlere veriyorlar ama işlerini yaparken tam konsantre yaptıklarından iş çok temiz ve güzel çıkıyor. Bu sebepten herşey değerli müsriflik yok çünkü herşey zor kazanılıyor ve zor üretiliyor. Herkes sahip olduğuna maksimum değer vererek koruyor. Kendi kültür ve değerlerini olduğu gibi korudukları gibi dededen kalma mesleklerini hep canlı tutmuşlar. Bu arada ne konuştukları dil ne de yedikleri yemeklerin diğer Uzak Doğu tarzıyla ilgisi yok. Tüm bunlardan sonra şaşırmamak inanın elde değil.

Myanmar_41Bagan

Günümüzde Myanmar denince akla gelen fotoğraflardaki mistik sislerin arasındaki antik pagodalar Bagan kentinte bulunuyor. Nyuang U şehrinin havalimanına uçarak ulaşabileceğiniz Bagan 9. ve 13. yüzyıllar arasında büyük Pagan İmparatorluğuna ev sahipliği yapmış kadim bir şehir. Bugün eski bagan çoğunlukla koruma altında ve yeni yerleşimler Yeni Bagan denilen bölgeye kaymış. Bagan, Ekim ayından başlayarak Nisan sonuna kadar devam eden yüksek sezonda semalarında dolaşan balonları ile ünlü. Dünyada Kapadokya ve New Mexico dışındaki en ünlü balon destinasyonu da burası dersek yanlış olmaz. Onlarca sıcak hava balonunun puslu ovada pagodalarn mistik görüntüsü içindeki kompozisyonu gerçekten dünyada şahit olunabilecek sayılı manzaralardan. Biz Muson mevsiminde gittiğimizden dolayı maalesef ve maalesef ne balonları ne de mistik sisler içindeki gündoğumuna şahit olabildik. Bagan’dan yüreğimiz buruk ayrılırken bir gün tekrar gelme ve yarım kalmış ziyaretimizi tamamlama sözü verdik. Pagodalar yada stuppa diye de anılan yapılar aslında tapınakların üstündeki kubbe biçimindeki kısımlara verilen isimdir. Myanmar genelinde genelde altın kaplama veya sarı pirinç pagodalarda rastlansa da Bagan’daki pagodaların birçoğu kremitten yapılmadır. Bagan’da  Shwezigon Pagoda ve Khay Min Ga Temple önce çıkan yapılar olsada aslında tüm şehir tek başına devasa bir başyapıt. Sezonda gittiğinizde mutlaka ve mutlaka tapınaklar üstünde sıcak hava balonunu deneyimini yaşayın. Bizim gibi off-season’da yolunuz düşerse ise tur rehberinizden sizi tırmanabileceğiniz en yüksek pagoda’ya götürmesini isteyin ve dik merdivenleri tırmanıp manzaranın tadını çıkarın. Bagan’da konaklayanlar için ise muhteşem pagoda manzarası ve gözlem kulesi ile tartışmasız Bagan’ın en iyi oteli Aureum Palace‘ı tavsiye edebiliriz.

 

Myanmar_6İnle Gölü

İnle Gölü Myanmar’ın iç kısmında kalan, Bagan’a yerel uçuşla yüksek sezonda 30 dakika olan fakat düşük sezonda Mandalaya üzerinden aktarma ile 1 saat 10 dakikada Heho havalimanı aracılığı ile ulaşılabilen, Güneydoğu Asya’nın Venedik’i diye de adlandırabileceğimiz bir göl şehridir. 70bin kişinin kelimenin tam anlamıyla su üzerinde yaşadığı bu balıkçı şehri Bagan’dan sonra Myanmar’ın en çok turist çeken destinasyondur. Heho havalimanından 30 dakikalık bir yolculukla göl kıyısına vardıktan sonra İnle’ye özel bir hayli uzun ve ince yerel motorlu bir kayık ile yola koyulduk. Yaklaşık 1 saat süren ve gölün tam ortasından geçerek yaptığımız yolculuk sonunda şehrin içine vardık. Geçimini genelde balıkçılıktan sağlayan halk aynı zamanda turistler içinde yerel yaşamı deneyimleyebileceğiniz atölyeler işletmekte. Lotus yani Nilüfer çiçeğinin lifleri ile yapılan keten benzeri kumaşlardan, tamamen elle ve büyük bir ustalıkla üretilen yerel kayıklara, ortaçağ teknikleri ile bıçakların dövüldüğü demircilerden, Küba benzeri elle yapılan yerel püroların hazırlandığı imalatanelere kadar İnle size eşsiz bir deneyim yaşatacak. Yıllarca tecrit içinde yaşamış bir halkın kendi ihtiyaçlarını nasıl ustalıkla ve ince bir kalite anlayışı ile ürettiklerini gördüğünüzde herşeyin otomatik üretildiği ve kimsenin kendinden bir şey katmadığı günümüz sistemini sorgulayacaksınız. Inle’de bunun dışında ünlü 4 Buda Heykeli tapınağı (tabi artık altın kaplanmaktan Buda’lıktan çıkmışlar) ve hikayesi ilginizi çekebilir. Kazıkların üstünde göl manzaralı birçok otel mevcut ama biz Bagan’da da olduğu gibi Aureum Palace otelini tercih ettik ve kesinlikle çok memnun kaldık.

 

Myanmar_54Mandalay ve Yangon

Myanmar’ın başkenti Yangon ve şehir devasa Shwedagon Pagodası ile ünlü. Bu tapınak Myanmar’ın simgelerinden ve özellikle gece ışıklandırması ile muhteşem bir manzara sunuyor. Bunun dışında havalimanına yakın olan beyaz filleri de görebilirsiniz. Karaweik Temple adındaki yüzen tapınakta şehrin görülmesi gereken yapılarından. Fakat biz size zamanınızı Yangon’da harcamak yerine eski krallık başkenti olan Mandalay’ı tavsiye ediyoruz. Myanmar’a direk uçuş olmadığı için ya Yangon yada Mandalay’a uçmalı, oradan yerel uçuşlar ile Bagan ve İnle’ye ulaşmalısınız. Bizim gibi ilk durağınızı Mandalay olarak belirlerseniz kanallarla çevrili eski kraliyet sarayını, dünyanın en uzun ahşap (tik) köprüsü olan U-Pein köprüsünü, yine dünyanın en büyük olması planlanan fakat yarım kalan pagodası olan Mingun şehrindeki Pa Hto Taw Gyi Pagodasını, ve yine Mingun şehrindeki beyaz tapınak olarakta bilinen Hsinbyume Pagoda‘yı görebilirsiniz. Mandalay’da konaklarsanız da size tavsiyemiz şehrin en iyi hint restoranını da barındıran Red Canal Hotel olacaktır.

Myanmar_24Yazının ilk başında daha önce de bahsettiğim gibi Myanmar yemekleri hiç bir Uzak Doğu lezzetini andırmadığı gibi bambaşka tatlara ve duygulara yolculuk etmenize olanak veriyor. Bir kere yemeklerin çoğunda bol bol yağ kullanılıyor. Bizde ki meze kültürüne benzer ortaya birçok çeşit yemek getiriliyor. Genelde kızartma ağırlıklı besleniyorlar. Balık ve deniz mahsülü oldukça bol kullanılıyor. Benim şu anda ismine ulaşamadığım ama yemelere doyamadığım tavuk, hindistan cevizi sütü ve patlıcan ile harmanlanmış bir yemek vardı. Bu üç yiyecek bir araya geldiğinde bu kadar mı güzel bir birliktelik çıkar bilemedim. Hurma şekerini hala oldukça yaygın kullandıklarından bunu hem tatlı olarak hemde çayın yanında servis ettiklerini göreceksiniz. Oldukça lezzetli olan bu şeker aynı zamanda oldukça sağlıklı. Genelde çay olarak yeşil çayın tüketildiği Myanmar’da çok başarılı Hint restoranları ile de karşılaşmak mümkün.

 

Myanmar_45Gittiğim ülkelerden sadece el emeği göz nuru alışverişi yaptığım düşünülürse burada ne alacağımı şaşırdım çünkü herşey hem çok kıymetli hem de kıymetine göre inanılmaz ucuzdu. Elde ipek dokuma kıyafetler ve şallar, yapımı haftalar süren ve tamamen doğal boyalarla yapılan lake ürünler, Burma usülü şemsiyeler, yeşim madenlerine sahip olduklarından inanılmaz ucuza satılan yeşim taşından takılar, nilüfer çiçeğinin sapından elde edilmiş iplikle yapılan şallar aklıma ilk gelenler. Tahta oymacılığı ve demir yapımı gibi mesleklerle elle icra edildiğinden istediğinizi rahatlıkla alabilirsiniz. Sigara veya puro sevenler yeşil yapraklara sarılarak yapılan sigaralardan alabilir ben içmedim ama değişik olduğu söyleniyor. İnanılmaz tatlı ve baş döndüren bir aroması olan alfonso mango türüne karşı özel bir ilgim olduğundan bunları pazarda veya restoranda gördüğünüz zaman lütfen tereddüt etmeden alın hiç pişman olmayacaksınız.

Myanmar

Kısa Kısa

  • Ülkede Coca Cola’dan başka yabancı bir marka görmediğim gibi Mcdonalds’ın ülkeye girmesine daha uzun seneler var.
  • Tropik bir ülke olduğundan istemediğiniz kadar bol papaya, mango ve türevlerini taze taze bulabilmeniz mümkündür.
  • Herkesin size sevgiyle yaklaşık size kocaman bir gülümsemeyle karşılama ihtimali %100.
  • Erkeklerin ve kadınların neredeyse hepsi ‘’Longyi’’ denilen uzun belden bağlamalı etekler giymekte. Bende oradayken bunlardan alıp rahat rahat dolaştım, elde dokuma ipek olanlarını özellikle tavsiye ederim. Oraya göre (25 dolar) pahalı olsa da gerçek değerine göre inanılmaz ucuz!
  • Her yerde karşılaşacağınız Budist rahipler inanılmaz sevecenler ve konuştuğunuzda ya da fotoğraf çektirmek istediğinizde izin veriyorlar. Biz yaklaşık 15 adet birlikte dolaşan bir rahip ordusuyla karşılaşı fotoğraf çektirdikten sonra onlarda bizimle teker teker fotoğraf çektirdiler. Oldukça ilginç bir andı hem onlar hem de bizim için.
  • Ülkedeki tüm erkekler kırmızı tütün ve betel cevizi denilen bir ağacın yapraklarını çiğniyorlar. Dolayısıyla tüm dişler ve ağızlar oldukça fena bir durumda. Bir de bunları yere tükürdüklerinden tüm sokaklarda yerde kırmızı kırmızı lekeler görürseniz şaşırmayın.
  • Ülkedeki kadınlar yüzlerini Thanaka denilen ve bir ağaçtan elde edilen açık sarı renkte bir boya sürüyorlar. Bu boya onları güneşten korurken aynı zamanda makyaj görevi görerek güzellik veriyor.
  • Herkes etek giydiğinden spor giyinen biriyle karşılaşmanız pek olası değil. Bu eteklerin altına her zaman flip flop giyiliyor. Kapalı ayakkabı giyen kimseyi görmediğim gibi birçok kişi hiç bir şekilde ayakkabı giymiyor.
  • Tapınaklara girmeye metrelerce kala ayakkabılar çıkıyor çünkü ayakkabı çıkarmak bir saygı göstergesi temiz olmakla hiç bir ilgisi yok.
  • Katlanmamış temiz dolar geçtiğinden yanınıza aldığınız paralara dikkat edin. Tabi ki oradan para çekmek biraz şans olduğundan yanınıza ihtiyacınız olan parayı getirmenizde fayda var çünkü kredi kartı oteller haricinde çok yaygın değil.
  • Hayatımda ilk kez Nilüfer Çiçeğinin sapını kırarak ip yapıldığını gördüm. O kadar meşakatli ve az elde edilen bir iplik ki onunla yapılan şal veya kıyafet fiyatları oldukça pahalı. Nilüfer Çiçeği Buddha ile özdeştiğinden bu ipliği yalnızca vücudun üst kısmına giyebileceğiniz ürünlerde kullanılıyor. Eskiden yalnızca rahipler takarken talep oluşunca daha çok üretmeye başlamışlar.
  • Otellerde internet olsa da inanılmaz yavaş o kadar yavaş ki çevirmeli zamanlardaki gibi diyebiliriz. Size pratik bir çözüm gittiğiniz yerden gsm hattı alırsanız rahatlıkla internete bağlı kalabilirsiniz. İnternetin yaygın olmadığı ülkelerde oldukça hayat kurtarıyor ve istediğiniz zaman fotoğraf yükleyebiliyorsunuz.