Saraybosna & Mostar

Bosna_Hersek-23Saraybosna & Mostar, Bosna Hersek

Eşim Boşnak olduğu için Bosna’nın hayatımızda apayrı bir yeri var ve ailesi Visoko’lu olduğundan bu şehirde halen yakinen görüştüğümüz akrabalarımız bulunmakta. Hatta eşimin amcası Bosna Fahri Konsolosu olduğundan Bosna’yı etraflıca anlatmamak olmaz sanırım. Bosna denince aklıma yemyeşil doğasıyla, buz gibi akan nehirleriyle şirin mi şirin bir ülke geliyor. Zaten bir Türk’ün Bosna’ya gidip de yabancı bir ülkedeymiş gibi hissetmesi çok olası değil, çünkü Osmanlılar sayesinde öyle çok geleneğimizi benimsemişler ki sanki halen Türkiye’desiniz. Türk kahvesinden tutun böreğe, baklavaya, camilere, misafirperverliklerine kadar… Talha’yla Bosna’ya bir Ağustos ayında THY ve Air Bosna ortak uçuşu ile gittik. Türkiye tam cehennem sıcaklarını yaşıyorken Bosna’ya indikten sonraki o mis gibi serin hava beni öylesine keyiflendirmişti ki anlatamam. Bir ülkenin doğası bu kadar mı güzel olup insanı büyüler. Tam da keyfiniz yerine gelmişken binalarda şarapnel parçalarına rastlıyorsunuz ve keyfiniz geldiği gibi kaçıyor. Bu halk çok uzun seneler savaşın getirdiği acılara maruz kalmış ve çok büyük haksızlıklara uğramış. Daha da acısı tüm dünya bu olanları elini koluna bağlayarak sessizce izlemiş. Geçmişe dönmek gerekirse 1463 senesinde Bosna, Osmanlı idaresine geçer ve tam olarak 415 sene bu idare altında kalır, ta ki zayıflayan Osmanlı İmparatorluğunun ellerinden kayıp gidene kadar. 1878 yılında masa başında Bosna, Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna verilir hemde savaşılmadan… Osmanlıyla dile kolay 415 sene, düşününce insanın tüyleri diken diken oluyor. Yazımın başında bahsettiğim yabancılık çekmeme durumu işte bu sebeptendir. Osmanlı kimsenin dinine, yaşamına karışmamış ve sonuna kadar da bu ülkenin halkını koruyabilmek uğraşmış. Evlat olarak görmüş Bosna’yı kanatlarının altına almış, Boşnaklarda hep vefalı bir evlat olmuş mutlu mutlu yaşamışlar senelerce. Müslümanlığı benimsemişler, örf ve adetlerimizi benimsemişler, öyle ki şu anda Türkiye’nin sahip çıktığından daha çok Osmanlı’ya sahip çıkmışlar. İstanbul’da göremediğim Osmanlı’yı ben bu ülkede gördüm, hissettim ve yaşadım. Atalarımıza bizden çok sahip çıktıkları için mi sevineyim yoksa onlar kadar olamadığımız için mi üzüleyim bilemedim… Osmanlı sonrası bu ülke hep savaşmak zorunda kalmış. Bir yandan Slobodan Miloşeviç ismindeki katil Yugoslav lideriyle, bir yandan Sırplarla, bir yandan Hırvatlarla… Bir söylentiye göre Bosnalıyım demek ”Müslümanım”, Hersekliyim demek ”Hristiyanım” anlamına geliyormuş ne kadar doğru olduğu tartışılır. Saraybosnada’yken bu savaşı yaşamış, benimle aynı yaşlarda olan bir tanıdığımızın anlattıkları kanımı dondurdu. Nasıl olabilirdi hem de bu kadar yakın bir tarihte. Biz ülkemizde mutlu mesut yaşarken, Osmanlının bir zamanlar en sevdiği evladı olan Bosna’da suçsuz bebekler, çocuklar öldürülüyor ya da açlıktan hastalanıp ölüyordu. Neyseki şu anda Bosna’da 1995 senesinde imzaladıkları Dayton Anlaşmasından beri huzur hakim. Tabi ki halen Sırplar, Hırvatlar ve Boşnakların bir arada yaşadığı bu ülkede zaman zaman problemler çıkıyor ama sonuç olarak sular durulmuş. Şu anda Bosna Hersek Cumhuriyeti, iki devletten oluşmakta; toprakların %51′ine sahip Hırvat ve Boşnaklardan oluşan Bosna-Hersek Federasyonu ve toprakların %49′una sahip Sırplardan oluşan Sırp Cumhuriyeti… Ülkenin para birimi Konvertıbl Mark (KM) ve Türk Lirasıyla aynı değerde, zaman olarak da bizden 1 saat gerideler. Atatürk bizim gözümüzde neyse Aliya İzzetbegoviç’te onlar için aynı. Halk tarafından çok sevilen ülkesi için çok çalışmış bir cumhurbaşkanıdır kendisi. Mutlaka Saraybosna’daki Aliya İzzetbegoviç Müzesini gezin…

Visoko

Visoko, Saraybosna’ya arabayla yaklaşık yarım saat uzaklıkta olan sakin ve huzurlu bir şehir. Eşimin büyükbabasının geldiği, tarih ve kültür açısından zengin bu şehir, Osmanlı kültürünü yansıtan güzel örneklerden biridir. Visoko’da çoğunluk Müslüman, gittiğimizde ramazanın ilk gününe denk gelmiştik. Herkes oruç tutuyordu ve pide kuyrukları vardı, bunlarla da kalmayıp sokakta ”Ramazan Mubarek Olsun ” yazıyordu. Hazır konu açılmışken; Türkçeden bir çok kelime dillerine geçmiş, bir yerden ayrılırken ”Allaha emanet” diyorlar ve bir şey istemedikleri zaman ”yok” diyorlar. Bunlara şahit olmak gerçekten çok keyifliydi. Visoko’nun başka ünlü olduğu bir konu ise Bosna Piramitleri… Evet yanlış okumadınız, burada piramide benzeyen kocaman dağlar var. Boşnak arkeolog Semir Osmanagiç halen çalışmalarını sürdürmekte ve eskiden buraya İlaryalıların gelerek piramit inşa ettiklerini iddia etmektedir.

Bosna_Hersek-20Mostar

Bosna’ya gelip de Mostar köprüsünü görmemek olmaz sanırım. Saraybosna’dan çıkıp Mostar’a doğru ilerlerken turkuaz nehirler ve yemyeşil ağaçlarla sarılı vahşi bir doğanın içinden geçiyorsunuz. Hız sınırı 60 olduğu için ve herkes kurallara uyduğu için rahat rahat etrafın keyfini çıkarabiliyorsunuz. 20 km sonra Poçitel isminde bir köyün yanından geçiyorsunuz ki zamanınız varsa burayı da gezmenizi öneririm. Bu köy Türklerin kurduğu ilk köy olma özelliğini taşıyor. Gelelim Mostar Köprüsüne… Bu ünlü köprü Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayruddin tarafından 1556 yılında inşaa edilmiş. 92 senesinde Sırplar Unesco’nun koruması altındaki bu tarihi şehri bombalarken köprüyü de es geçmeyerek yerle bir etmişler. Köprünün dev taşları, altından geçen Neretva Nehrine dökülmüş. Daha sonra köprünün yeniden inşaatı Türk bir firmanın üstlenmesi ile nehirden taşlar çıkartılarak tamamlanmış. Halen bu köprünün Batısında Hırvatlar, Doğusunda ise Müslümanlar yaşıyor. Denk gelirseniz bu köprüden aşağıya atlayan sporcu gençlere rastlayabilirsiniz. Yazın en sıcak zamanında gitmemize rağmen serinlemek için ayağımı suya sokmak istedim ve sanki suya kocaman buz kütleleri atılmış gibi soğuktu. Atlayan gençlere helal olsun diyorum. Bu arada Mostar’dan çıkıp Hırvatistan istikametine doğru 12 km ilerlediğinizde Blagaj (Blagay diye okunuyor) isminde 1520 senesinde inşa edilmiş saklı bir Derviş Tekkesine ulaşıyorsunuz.

Buna Nehri’nin kaynağının hemen yanında konumlanmış bu tekkede Ahmet Ziyauddin İbni Mustafa isminde bir derviş ve müritleri yaşarmış. Ev müze haline getirilmiş, hiç bozulmadan sapasağlam ayakta duruyor. Herhalde burası dünyadan elinizi eteğinizi çekip kendinizi Yaradanınıza adayabileceğiniz en güzel yer olsa gerek. Bosna Hersek her Türkün mutlaka görmesi gereken saklı bir cennet adeta.

Kültürümüze bu kadar yakın olan ve 500 küsur senedir kardeşliğimizin sürdüğü bu ülkeye gitmediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir. Seyahat etmek isteyenler Temmuz ve Ağustos aylarında gitmeli çünkü ısı maksimum 25 26 derece civarlarına çıkıyor dolayısıyla ne pişiyorsunuz ne üşüyorsunuz tam kıvamında oluyor.

Bosna Hersek-15Boşnak yemekleri Türk yemeklerine çok benziyor dersem sanırım şaşırmazsınız. Bosna ve yemek denince ilk aklıma Boşnak böreği geliyor doğal olarak. Boşnak böreğinin ününü duymayan yoktur herhalde. Başçarşı’da her köşede enfes börekleri olan restoranlar bulabilirsiniz. Üzerine değişik bir krema dökerek yiyorlar ve gerçekten çok leziz.  Erikten yapılmış çok güzel tatlıları var Talha Şilva Pita dedi ismi için ama yanlış yazmış olabilirim. Boşnak kahveside oldukça güzeldir bizimkine çok benzer, en meşhur kahve markaları ise Vispak’ın Zlatna Dzezvası yani Altın Cezvesi. Biz nasıl çay tüketiyorsak onlarda o kadar kahve tüketiyorlar. Biz kahve yaptığımızda küçük bir fincan içerken onlar kocaman cezvede yapıp 3-4 tane üst üste içebiliyorlar.

Bosna Hersek-5Bosna’nın bakır işçiliği çok meşhurdur, mutlaka 4′lü ya da 6′lı Türk kahvesi takımlarından alın veya bakır cezvelerden alın, misafirlere ikram ederseniz çok beğeneceklerdir. Vispak markalı kahvelerden mutlaka hediye olarak yakınlarınıza götürün. Kuru et sevenler için pastırmaya benzeyen etlerle, Visoko’dan aldığımız inek, at koyun derilerinden yapılmış halılar alınabilinecekler arasında.

Sarajevo Savaş Tüneli, Baş Çarşı (Bascarsija), Bakırcılar Çarşısı, Begova Camii, Aliya İzzetbegoviç Müzesi, Titonun Ateşi, Başçarşıdaki Sebil, Vrelo Bosna (Bosna nehrinin kaynağının olduğu yer, park haline getirilmiş muhteşem bir havası ve doğası var), Poçitel Köyü, Mostar, Blagaj, Visoko.

Saraybosna

Mostar

Namibya

Namibya

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan