Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Marakeş

Marakeş

 

Fas-Marakes-24

Kuzey Afrika’nın batı köşesinde bir ülke hayal edin, bir tarafında heybetli Avrupa Kıtası, bir tarafında Atlantik Okyanusu, diğer tarafında ise Arap ülkeleri ile çevrili. Böyle bir konumda çok renkli bir kültürün çıkması çokta şaşılacak bir durum olmasa gerek. Dünyadaki her ülke eşsizdir, farklı bir tat bırakır damakta ama Fas’ın bıraktığı tat derin izler bırakır, kolay unutulmaz. Fas’a ilk gittiğim zaman elimde olmadan biraz tedirgin olmuş olsam da bu sefer ki gidişimde rahat davranıp kendimi Fas Kültürü’nün renkli kollarına bıraktım. Faslılar bizim gibi büyük şehir insanlarına göre oldukça samimi olduklarından sizinle hemen iletişime geçmek isteyen, nereli olduğunuzu merak eden, size dokunmaktan çekinmeyen, çocuk gördüğü zaman hemen yanaklarına kocaman öpücükler konduran bir kültüre sahipler. Tamamen kültürel bir durum olduğu için çekinmek yerine sizde aynı şekilde karşılık verirseniz mükemmel anılarla dönme şansını elde etmiş olursunuz. Fas denilince akla keşmekeş, kalabalığın hakim olduğu, nane kokularının havada yemek kokularıyla karıştığı filmlerden çıkma bir yer geliyor. Hele yolunuz Marakeş’e düşerse Cema El Fna Meydanı’ndaki yılan oynatıcıları, maymunlar, elinize kına yapmak için etrafınızda dolaşan kadınlar, tüm bunlar gerçekleşirken kulağınıza gelen davul ve zurna sesleri geçmiş bir döneme yolculuk yapmış hissini verecektir. Günlük hayatta çingene pembesi veya turkuaz gibi rengarenk abayeleri ile Faslı kadınlar hemen gözünüze çarpacaktır. Erkekler ise sivri şapkalı uzun kıyafetler giyerken altına babuş denilen yine ucu sivri deriden yapılmış terlikler giyerler. Fas, Afrika’nın en gelişmiş ve güvenli ülkelerinden biri olsa da bürokrasi oldukça yavaş işler. Fransızcanız veya Arapçanız yoksa İngilizceyle herhangi bir işinizi halletmek oldukça zahmetli olabilir. İnternete ulaşım kolay olmadığı gibi, bulduğunuz takdirde oldukça yavaş işliyor ve trafikte kurallar işlemiyor herkes dip dibe ortam tam bir arapsaçına dönüyor. Fakat tüm bunların olması değerinden hiç birşey kaybettirmiyor aksine daha da unutulmaz kılıyor. Eski şehrin yani Medina’nın bulunduğu bölgeye arabayla ilerlerken yoğun bir kalabalığın içine girmişseniz ünlü Cema el Fna Meydanına yaklaşmışsınız demektir. Dünyanın herhangi bir yerinde buna benzeyen başka bir meydan var mıdır bilemiyorum ama derin bir nefes alıp kalabalığın arasına girmeye hazırlıklı olun. Sakın ürküp buradaki eğlenceden payınıza düşeni almamazlık etmeyin. Yılanlarla fotoğraf çektirin, ellerinizi iki dakikada kınadan muhteşem motifler çıkaran kadınlara teslim edin, maymunları kucağınıza alın, salyangoz çorbasının tadına bakın.. Sonra kendinizi pazarın derinliklerine bırakın ve kaybolun. Daracık sokaklarda rengarenk lambaların, halıların arasında dolanırken minicik bir cafede bir yorgunluk kahvesi için. Canınız ne istiyorsa alın fakat size verilen fiyatı yarısının daha da altını verin. Marakeş’te pazarlık yapmayan pişman olur. Ne alırsanız alın önce fiyatta anlaşın sonra ne istiyorsanız yaptırın aksi takdirde işlem bittikten sonra istedikleri ücreti ödemeye mecbur ederler.

Fas’ın büyük bir ülke olduğu ve görülecek çok fazla şehrin olduğu doğrudur fakat ülkenin kalbinin attığı yer Marakeş’tir, hatta Fas demek Marakeş demektir bile denilebilir. Marakeş’i gördükten sonra eğer yeterli zamanınız varsa Fas’ta Ne Yapılır? yazısını okuyabilirsiniz.

 

Fas-Marakes-26

 

Marakeş’te ne yapılır?

Marakeş yürüyerek keşfedebileceğiniz, görülecek yerlerin birbirine yakın mesafelerde olduğu oldukça toplu bir şehirdir. Surların içindeki eski şehir yani Medina ve yeni şehir olarak adlandırılan Guéliz olarak ikiye ayrılmıştır. Medina tarihi yapılarla ve pazarlarla doluyken, Guéliz modern binalar ve uluslararası markaların satıldığı dükkanlarla doludur. Detaylı Marakeş’te Gezilecek Yerler yazısını okumak için tıklayın.

 

marakeşin-en-iyi-otelleri-10

 

Marakeş’te nerede kalınır?

Marakeş, her bütçeye göre kaliteli konaklama seçeneği sunması açısından büyük avantajı sağlayan şehirlerden biridir. Dünyanın en iyi otelleri burada bulunmaktadır ve çoğu otel gezeceğiniz saraylardan çok daha gösterişlidir. Fas’ta iki tip otel bulunmaktadır. İlki alışık olduğumuz büyük kapasiteli otellerdir, diğeri ise Eski Şehir’de ara sokaklarda bulunan arabaların girmediği, kapısında isminin dahi yazmadığı avluları bulunan riadlardır. İlk kez geliyorsanız mutlaka bir riadda kalmanızı öneririm. Otel ismi vermem gerekirse de şahsi fikrime göre şehrin en güzel riad otellerinden biri  ”La Sultana” iken en güzel beş yıldızlı otellerinden biri ise ”La Mamounia’dır”. Marakeş’in en iyi otelleri yazısını okumak için tıklayın.

 

”Fas’ta Ne Yapılır?” Yazısını Okumak için Tıklayın.

”Marakeş’te Gezilecek Yerler” Yazısını Okumak için Tıklayın.

”Marekeş’in En İyi Otelleri” Yazısını Okumak için Tıklayın.

Marakeş

Marakeş’te yemek yemek bambaşka bir serüvendir çünkü etkileyici dekorasyonu olan, lezzetli yemekler sunan restoran sayısı oldukça fazladır. Damak tadı olarak ise bize çok uzak bir yemek kültürüne sahip olmadıklarını söylenebilir. Bizden farklı olarak kimyonu ve kişnişi salatadan, çorbaya, ana yemeklere derken her türlü yemekte kullandıklarından biraz değişik gelebilir. Endülüs İspanya’sından, Fransa’dan ve tabi ki Arap yemek kültüründen etkilenen Fas Mutfağı her damak tadını keyifli bir yolculuğa çıkaracak büyüye sahiptir. Tüm yemekler genelde bizdeki meze mantığını andıran, miktar olarak daha az ama çeşit olarak daha fazla olan Fas mezeleri ile başlar. Lezzetlerinin ve tarzlarının bizim mezelere benzemediğini belirtmeliyim. Başlangıcı içerisinde nohut, domates ve mercimeğin bulunduğu Harira çorbasıyla açabilirsiniz. Ana yemek olarak ilk denemeniz gereken yemek Tajin’dir. Tajin aslında yemeğin içinde piştiği kilden yapılmış üzerinde konik kapağı bulunan bir çömlektir. Kırmızı et, tavuk veya deniz mahsüllü çeşitleri bulunan yemek genellikle sebzeli olarak bu çömleklerin içerisinde pişirilip bu şekilde servis edilir. Genelde yemeklerin yanında haşlanmış sade ince bulgur pilavı ile servis edilir. Aslen Berber yemeği olan Fas Mutfağı’nın popüler yemeklerinden bir diğeri ise Kuskus’tur (couscous). Bizim bildiğimiz kuskustan oldukça farklıdır. Haşlanmış ince bulgurun üzerinde çeşitli sebzelerden ve etlerden oluşur. Yemekten sonra gümüş çaydanlıklarda gelen nane çayı gerçekten çok lezzetlidir. Yanında küçük şerbetli Fas tatlılarından ikram edilmişse değmeyin keyfinize. Nerde yemek yenir sorusuna ise Cema el-Fna Meydanı’na oldukça yakın bulunan La Salama (bizden tam puan aldı), Le Grand Cafe de la Poste, La Mamounia Hotel – La MarocainDar Moha şehrin en iyi restoranlarıdır.

 

 

marakeş

Marakeş deri ve el işçiliği anlamında çok çeşitli olduğu gibi aynı zamanda kalitelidir. Yerli halkın sokakta giydiği, Fas’ın ünlü simgelerinden biri olan Babuş, sivri uçları olan deri terliklerdir ve elde yapılır. Argan ağacının dünyada bir tek Fas’ta yetiştiği göz önünde bulundurulursa Argan Yağı almak oldukça isabetli olacaktır. Hem saça hem de cilde bol faydası olan bu yağ elde çekilmişse değerli ve pahalıdır. Fas halkı çekirdekleri kavurduktan sonra çekip yemeklik olarak kullanmaktadır, eğer kokusu hoşunuza giderse yemeklik olanlarından da alabilirsiniz. Deri çantalar, rengarenk kilimler, baharatlar, şerbetli tatlılar, lambalar ve tabaklar alabileceğiniz başlıca hediyeliklerdendir.

Marakeş

Kısa Kısa

  • Marakeş’e ülkemizden direk uçuş olmadığı için önce Kazablanka’ya dört buçuk saatlik bir uçuş ve ardından karayolu ile de 3 saat süren bir araba yolculuğunda ulaşıyorsunuz. Kısaca İstanbul’dan Marakeş’e ulaşım bir gününüze denk geliyor. Dönüş içinde bir gün ayırırsanız toplam iki gününüz yolda geçtiğinden en az beş ile yedi gün ayırmak mantıklı olacaktır.
  • Kazablanka’dan Marakeş’e arabaya kiralayarak gelebilirsiniz fakat trafiğin İstanbul trafiğindan çok daha vahim olduğunu belirtmekte fayda var. Eğer araba kiralamayacaksanız en mantıklısı havalimanından geçiş yapabileceğiniz tren istasyonu. Hem araba hemde tren yaklaşık olarak 3 sürmekte. Trenden indikten sonra Marakeş’e taksiyle oldukça kısa süren bir yolculuk yapmanız gerekiyor.
  • Marakeş’te çöl iklimi görüldüğünden nem yoktur dolayısıyla gündüz ve gece sıcaklığı arasındaki fark fazladır. Haziran ve Ağustos ayları arasında sıcaklık çok yüksek olduğundan için gitmek doğru bir zaman değildir. Bir de Ramazan ve Kurban Bayramı döneminde her yer kapalı olduğundan bu tarihleri tercih etmemek daha uygun olacaktır. Geriye kalan tüm zamanlar ise uygundur. Gündüz sıcaklığı ne kadar yüksek olursa olsun akşam saatleri için yanınıza kalın birşeyler almayı unutmayın.
  • Fas’ta yaşayan Fransızların ne kadar çok olduğunu ve gelen turistlerin yarısından fazlasının Fransız olduğunu gördüğünüzde şaşırmayın. Marakeş’te yaşayan bir Fransızla konuştuğumda buraya ülkelerinden direk uçmanın çok kolay olduğunu, herkesin Fransızca bildiğini, Fas’ın sıcak olduğunu ve kültüre aşık olduğunu söylemişti.
  • Kredi kartı bir çok yerde geçerli olsa da telekom hatları sorunlu olduğu için çekim yapamayabilirler. Yanınızda nakit bulundurmanız ve kredi kartınıza güvenmemenizi tavsiye ederim.
  • Fas’ta araba kullanırken hız sınırlarına uymaya özen gösterin çünkü yol kenarları hız denetimi yapan polislerle dolu, turist gördüklerinde ise özellikle çeviren polisler 60 km’yi biraz geçtiğinizde bile ceza yazabiliyor.
  • Meydan’da rastlayacağınız salyangoz çorbası Fransızlardan kültüre geçmiş bir yemektir. Uzaktan kokusu cezbedici olmasa da eğer ilginç bir deneyim yaşamak istiyorsanız bol baharatlı salyangoz çorbalarından denemenizi tavsiye ederim
  • Türk vatandaşlarını vizesiz alsalarda eğer pasaportunuzda İsrail girişi varsa ülkeye almama ihtimalleri yüksek. Yeni pasaporta başvurmanız Fas’a girmek için yeterli olacaktır.
  • Fas eski zamanlardan bu yana bozulmamış rengarenk bir kültürü barındırıyor ve ülke oldukça güvenli. Burada karşılaşacağınız kalabalıkların, curcunanın, göreceğiniz yakınlığın, hayvan kellerinin, kah yemeklerden kah motorsikletlerden çıkan dumanın sizi gerip rahatsız etmesine izin vermeyin. Tüm bu görüntünün ardında aslında yumuşacık bir Fas var, bu yanını keşfedebilirseniz kendinizi şanslı sayın.
Namibya

Namibya

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubai

Dubai

Dubai

Dubai_17Dubai, BAE

Dünyada görebileceğiniz en güzel binaların olduğu, 12 ayın sıcak geçtiği bir şehirdir Dubai. Birleşik Arap Emirliklerine bağlı 7 emirlikten biri olan Dubai için Miami’nin biraz daha egzotik versiyonu diyebiliriz. Çölün ortasında sınırsız bir parayla neler yapılabileceğini görmek istiyorsanız mutlaka burayı ısının 30 derecelere düştüğü Ekim-Şubat  ayları arasında ziyaret etmelisiniz. Aklınıza gelebilen her türlü markayı devasa alışveriş merkezlerinde görebilirsiniz. Amerika’nın ve Avrupa’nın en popüler mağazalarının ve restoranlarının şubesini Dubai’de bulabilirsiniz hatta limited edition olarak adlandırılan tüm ürünleri burada bulabilirsiniz. Bu şehirde tarihi eser pek yok, zaten BAE bundan 15-20 sene öncesine kadar bir sahil kasabasıyken 1958 yılında başkent Abu Dubai’de petrol bulunuyor ( Petrol rezervleri dünyadaki 3. en büyük rezerv olma özelliğini taşıyor) dolayısıyla sınırsız bir para ile iyi bir vizyon birleşince ortaya Dubai çıkmış. Eğer alışveriş etmekten hoşlanmıyorsanız bu şehirde alışveriş etmekten hoşlanmaya başlayacaksınız çünkü A’dan Z’ye herkesin ilgi alanına göre inanılmaz çeşit mevcut. Orta Doğu’da bir çok ülke oldukça ucuz olmasına rağmen Dubai Avrupa standartlarında olduğundan herşey oldukça pahalı çünkü şehir lüks kelimesinin üzerine inşaa edilmiş. Dubai öyle bir yer ki her gittiğinizde sizi şaşırtacak derece gelişiyor ve değişiyor. Arap Yarımadasında bir Arap ülkesine gelmenize rağmen Amerika otobanlarında araba kullanıyormuş hissine kapılmak, yabancıların bolluğu, herşeyin İngilizce olması insanın oldukça tuhafına gidiyor. Burada şeriat kanunları geçiyor olmasına rağmen Jumeirah Plajı’nda tüm yabancılar sahilde güneşlenip keyif yapıyor. Yerli Arap kadınlarının hepsi Abaya giyiyor, biz de ki gibi renkli kıyafetler hiç ama hiç yok. Simsiyah giyinmelerine rağmen makyajları, çantaları, ayakkabıları ve aksesuarlarıyla oldukça bakımlılar ve modayı çok yakından takip ediyorlar. Tüm kesimler birbirine saygı duyup kendi hayatını yaşadığını gözlemlemek zor değil.

Bu şehirde yapılacak çok güzel atraksiyonlar var. İster safari yapın, ister akvaryumları gezin, ister çölde bir otelde kalın. Biz ilk kez kızımız 22 aylıkken Dubai’ye gittik ve onun ne kadar eğlendiğini görünce çocukla gidilecek yerler listesinin başına geçti ister istemez. Dubai’ye çocuklarla gitmek için 7 sebep yazısını okumak için burayı tıklayabilirsiniz.

  • 828 m yüksekliği ile dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa’nın tepesine çıkın.
  • Akvaryumları gezin. Dubai Mall’un içindeki Dubai Aquarium’a veya Atlantis Palm’ın içindeki Lost Chambers’a gidin
  • İster Wild Wadi’deki ister Atlantis Palm’ın içindeki Aquaventure su parklarında çocuklar gibi eğlenin. 
  • Dubai’nin yüksek binalar yokken nasıl sakin bir kasaba olduğunu merak ediyorsanız Bastakiya Bölgesini ziyaret edin.
  • 4x4 beyaz Landcruiser’larla çölde safari yapıp, bedevi çadırında yemek yiyin veya çölde kayak yapıp Atv kullanın.
  • Emirates Mall’da kayak yapın.
  • Dubai Mall’un dışında yer alan 275 m’ye kadar çıkabilen su showlarını izlemeyi unutmayın. Saatleri öğrenmek için tıklayın.
  • Jumeirah Beach’e gidip berrak suların ve beyaz kumların tadını çıkarıp yukarıdan bir bir düşen sky dive tutkunlarını izleyin.
  • Çölde sıcak hava balonuna binip gün doğumunu kumların üzerinden karşılayın.
  • Araba ile sadece 1 saat uzaklıkta bulunan Abu Dabi’ye gidip muhteşem Şeyh Zayid Camii’sini ziyaret edebilirsiniz.

 

Kalınacak en güzel oteller ;

  • One&Only
  • Burj al Arab
  • Atlantis Palm
  • The Address Downtown
  • Al Maha Hotel
  • Medinat Jumeirah at Al Qasr

 

Armani Caffe, La Petit Maison, Zuma gibi dünyaca ünlü restoranlarda yemek yiyebilir Dubai Mall’daki Cheesecake Factory, TGI Friday’s, Red Lobster, Magnolia Bakery ünlü Amerikan Restoranlarında bol kalorili yiyecekler tüketebilirsiniz. kadar dünyaca ünlü tüm restoranları burada bulabilirsiniz.  Burj Khalifa’nın tepesindeki Atmosphere Bar‘da ise muhteşem manzara eşliğinde bişeyler içebilirsiniz.

Dubai tam bir alışveriş ve alışveriş merkezi cenneti dersek doğru olur. Her geçen gün alışveriş merkezlerine yenileri ekleniyor. Dünyada aradığınız ama bulamadığınız her türlü ayakkabı, çanta, elektroniği Dubai’de bulabilmeniz mümkün. Dünya üzerinde en fazla markayı bulabileceğiniz şehir Londra veya New York değil an itibari ile Dubai’dir. En önemli alışveriş merkezlerini saymak gerekirse Dubai Mall, Mall Of Emirates, Mirdif City Center olarak adlandırabiliriz. Abu Dhabi’de yeni açılan Yas Mall ise alışveriş tutkunlarının yeni mabedi olmaya aday. Alışverişin dozunu daha da arttırmak isteyenler Dubai’yi Ocak ayındaki Shopping Fest’te ziyaret edip, hem birçok indirimden yararlanıyor hemde çekilişler ile Ferrari, Aston Martin gibi arabalar kazanma fırsatı yakalıyor. Dubai alışverişlerinizde Tax-Free derdi olmadığını da hatırlatırız, çünkü tüm ürünler zaten KDV’siz olarak satılıyor.

Dubai

Namibya

Namibya

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

İsrail

Kudus-10Kudüs, İsrail

İsrail’le ilgili fikrimi yazının tamamına yaymaktansa baştan belirterek ilerlemek istiyorum. İsrail’e gidin. Dininiz, hayat felsefeniz ne olursa olsun tüm önyargılarınızı bırakıp İsrail’e gidin… Dünyayı gezmeye klasik rotalardan başlamayın veya daha önce defalarca gittiğiniz Paris’e veya Milano’ya gitmeyi artık biraz erteleyin. Birçok Türk vatandaşının pasaportla ilgili yaşanan sorundan dolayı İsrail gezisini ertelediğini biliyorum fakat İsrail bir gezgini doyurup, sayfa sayfa kitap okutup üzerinde düşündürecek cinsten bir ülke. Geçmişten bu güne kadar uzanan hikayeleri, verimsiz çöl toprağından yaratılan harikalar, İsraillileri bir arada tutan tek gücün dinleri olması sizi derin düşüncelere sevk edecektir. İsrail’i gezdiğimiz hiçbir ülkeye benzetemiyorum, bir kefeye koyamıyorum. Hele Kudüs’ü hiçbir yere koyamıyorum. Çok özel bir şehir, hem de 3 büyük dinin mensupları için çok büyük anlamlar taşıyan ve bir türlü paylaşılamayan bir toprak parçası. Adeta film seti gibi bir anda kendinizi bir Arap mahallesinde hissederken bir kapıyı geçtikten sonra sanki Avrupa’nın gelişmiş bir şehrine düşmüşsünüz hissini veriyor ve adapte olmakta zorlanıyorsunuz. Kilise çanları, ezanla karışırken bir anda karşınıza bir haham çıkıveriyor. Gitmeden önce ben de önyargılı davrandım, 16. ayını dolduran kızımız Elayla planladık gezimizi. Ülkeye girerken de çıkarken de sorun yaratıyorlar 4 saat sıra bekletiyorlar, Türklere iyi davranmıyorlar vs. gibi sözleri duydukça gerildim. Bir de yeni pasaport çıkarttık ve asıl kullandığımızı Emniyet Müdürlüğüne geri almak üzere teslim ettik. Tekrar pasaport parası ver, PTT’de sıraya gir pasaportu teslim al, sonra git vize’ye başvur vize son dakika çıksın derken bir anda vazgeçmek istedim. Şimdi düşününce hepsine değermiş diyorum. Tel Aviv’in İzmir gibi bir şehir olduğunu uzun sahil şeridinin insanlarla dolup taştığını, güneş kremlerinin burnunuzu gıdıkladığını, biz gittiğimizde Gay Parade’in olduğunu ve gaylerin elele tutuşup sokaklarda dolaşabildiği, tüm şehre gayleri temsilen rengarenk bayraklarının asılı olduğunu söylesem eminim şaşırırsınız. Eğer pasaportunuzda herhangi bir Arap ülkesine girişiniz yok ise İsrail’e girebilirsiniz, İsrail’e girerseniz o pasaportla başka bir Arap ülkesine giremezsiniz. Bu sebepten yeni pasaport çıkartmak durumundasınız. İsrail’e iş gezisi çıkınca bunu hem iş hem de keşif turuna çKudus-6evirdik. Sağ olsun, bizi havalimanından alan ve gezi sırasında her sorumuzu bıkmadan keyifle cevaplayıp, kendi elleriyle Kudüs’e götürüp getiren iş arkadaşımız İdan ve Kudüs’te kaldığımız American Colony Hotel’in buluşturduğu İngiliz aksanlı Avrupai görünümlü ve inanılmaz bilgi birikimine sahip rehberimiz İbrahim olmasaydı bu kadar derine inemeyebilirdik. Bu coğrafyada kuzeyde komşusu Lübnan’ı, güneydeki komşusu Mısır’ı ve doğudaki komşusu Ürdün’ü etraflıca gezme şansımız olmuştu. İsrail puzzle’ın kayıp parçasıydı ve puzzle tamamlanmış oldu. İsrail’in ve Musevi halkın geçmişinin Hıristiyanlıkla ve daha sonra Müslümanlıkla çakıştığından geçmişi anlayabilmek için diğer dinlerle ilgili bilgi birikimine ihtiyacınız var. Türklere karşı tahmin edildiği gibi bir ön yargıları yok gibi. Mavi marmaradan sonra Türkiye’ye sürekli tatile gelen İsrail’liler bu olaydan sonra gelmeme kararı almış fakat bu çok uzun sürmemiş. Sırf biz dönerken kalkışa hazırlanan 4 farklı Antalya uçağı listeliydi ekranda. Müslümanlar arasında ise diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi Türk’üz dendiğinde atılan sıcacık gülüşler, kardeş görmüş gibi bakan gözlerle karşılaşıyorsunuz. Ülkeye giriş daha kolay çıkış ise daha uzun sürüyor. Dünyanın her yerinde uçuştan 2 saat önce havalimanında olmanız gerekirken İsrail’de 3 saat öncesinde havalimanında bulunmanız daha uygun olur. Dönüşte size muhtemelen yüzlerce soru soracaklar. Neden geldiniz? Size hediye veren oldu mu? Bavulunuzu siz mi yaptınız? gibi. Hepsine sinirlenmeden stres olmadan cevap verin. Bu sadece size uygulanan bir şey değil kişisel olarak algılamayın. Sinirlenirseniz işler sapa sarar daha çok bekletirler. Bizim yanımızda Ela olduğundan diye tahmin ediyorum hiç sorun yaşamadık. Bir tek hediye verildi mi sorusuna sırf ne diyeceklerini merak ettiğimden Ela’ya hediye edilen oyuncak bebeği söyledim. Bebeğin aranması için farklı bir bölüme yönlendirildik, zavallı bebek masaya yatırıldı evirildi çevrildi aletlerden geçirildi sonra tehlike arz etmediği anlaşılınca serbest bırakıldık. Zararsız bir bebeği tehdit olarak görecek kadar güvenliklerini ciddiye alıyorlar dolayısıyla güvenlik sorunu yaşar mıyız, bombalar patlar mı diye kaygı yaşamanıza gerek yok. Atatürk Havalimanına indiğimizde bavul çıkmayınca aklımıza son gelen Ela’nın portatif elektrikli ocağını şüpheli görüp bavulu uçağa yükletmeyip Tel Aviv’de tutmalarıydı. Siz siz olun İsrail’e giderken ocağınızı evde bırakın.

Kudus-40Tel Aviv

Burada görülmeye değer en önemli yerlerden bizi Tayalet denilen plajlarla dolu olan kıyı şerididir. Boydan boya kalabalık ve capcanlı halk plajları ve cafelerle dolu. Halk plajı dediğimde aklınıza bizim halk plajları gelmesin. Miami’deki halk plajları nasılsa bu plajlar da öyle, kimse kimseye bakmıyor kimseyle ilgilenmiyor herkes oldukça rahat. Mayo getirelim mi getirmeyelim mi diye düşünmeden atın bavulunuza mayolarınızı. Dünyanın en eski antik limanlarından biri olan Yafa Limanı ve etrafındaki daracık sokaklı ve merdivenli eski şehir kesinlikle görülmeli. Yafa kentinin dışında kurulan ilk yerleşim bölgesi ve ilk modern Musevi Mahallesi olan Neve Tzedek renkli ve ilginç binalarıyla turistlerin sık uğradıkları bölgelerden biridir. Senelerce harabe olarak kalıp terk edilen bu semt daha sonra yenilenerek Tel Aviv’in en pahalı semtlerinden biri haline gelmiştir. Neve Tzedek’e yakın bulanan eski tren istasyonu HaTachana şık butikleri güzel cafeleriyle uğranası noktalarından. Biz gece bir yere gitmedik ama gece kulüpleri oldukça revaçtaymış. Sizin için İdan’ın en favori kulüp isimlerini istedim; Hangar 11, Clara ve Solo Club.

Kudus-20Kudüs

3 büyük din için büyük önem arz eden bir şehir düşünün. Şehre girdiğinizde etraftaki enerji tüylerinizi diken diken ediyor. Etrafı duvarlarla çevrili marketiyle, evleriyle, dini mabedleriyle yaşayan soluk alan capcanlı bir şehir. Müslüman bölgesi, Hıristiyan bölgesi, Musevi Bölgesi hepsi birbirinden farklı ama bir noktada iç içe geçmiş. Burası o kadar kutsal ki gelen turistlerde Kudüs Sendromu diye bir olay meydana gelebiliyor yani toprakların bu kadar ruhani olmasından etkilenerek kendini beklenen Mesih sanma hastalığı. Biz Kudüs’ü kaldığımız American Colony Otelin ayarladığı özel rehber ile gezdik. İngiliz aksanlı rehberimiz İbrahim yurtdışında universiteyi okumuş ve kendini çok iyi yetiştirmiş biriydi. Önce bizi Zeytin Dağına çıkarıp tepeden Kudüs’ü anlattı eski sınırları önemli olayları anlattı. Aslında oldukça yoğun bir programdı bizimkisi fakat özetlemem gerekirse Via Dolorosa yani Hz. İsa’nın çarmıhı taşıdığı yol ve (Holy Sepulchre) Kilisesi Hz. İsa’nın işkence görüp gömüldüğü yer Hıristiyanlar için oldukça kutsaldır ve buraya hacı olmaya gelirler. Hıristiyanlar Kıyamet Kilisesinin aynı zamanda Hz. İsa’nın yeniden dirileceği kilise olduğuna inanırlar, Ağlama Duvarı ve Mescidi Aksa’daki Kubbetüs Sahra Camiisi kesinlikle görülmesi gereken noktalardandır. (Caminin bir kat altında Peygamber Efendimizin göğe yükseldiği kayalığı görebilirsiniz)Ağlama Duvarı Museviler için kutsalken, Mescidi Aksa Hz. Muhammed’in miraca atı Burak ile yükseldiği nokta olarak geçtiğinden Müslümanlar için kutsaldır. Museviler inancına göre Allah dünyayı Kubbetül Sahra Camii’sinin olduğu yerden yaratmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu bahsettiğim mekanların hepsinin önemi büyüktür. Kubbetüs Sahra Camisine girebilmeniz için Müslüman olmanız gerekiyor. Türk pasaportunu görünce önce kabul etmediler ve kimlikleri istediler fakat yanımızda yoktu. Kimlikler olmayınca Elham Suresini okumamızı istediler okuyunca içeri aldılar fakat kıyafetim tamamen kapalı olmasına ve başımın da kapalı olmasına rağmen kıyafet satmaya çalıştılar fakat rehberimiz sayesinde eli silahlı askerlerden kolayca sıyrılıp Mescidi Aksa’ya girebildik. Ağlama duvarı ise kadın /erkek olarak iki bölüme ayrılmış. Herkes kendine ayrılan taraftan giriyor. Fotoğraf çekmek serbest fakat erkeklere kipa takmadan içeri girmelerine izin verilmiyor. Müslümanların yaşadığı Batı Şeria’ya turist olarak girebilmeniz ve gezebilmeniz mümkün fakat rehberimiz giriş çıkışlarda sorun olabileceğini söylediği ve biz oradayken 3 İsrailli genç Batı Şeria’da kaçırılmıştı geldiğimizde öldürüldüklerini öğrendik dolayısıyla gitmememiz hayırlı olmuş. Fakat zamanınız varsa Lut Gölüne mutlaka gidip girmenizi tavsiye ederim. Biz Ürdün sınırında kalan göle girmiştik. Göl deniz seviyesinden 422 m aşağıda olan göl dünyadaki en tuz seviyesi bakımından 3. sıradadır ve hiçbir balık türü yaşamıyor. Su çok tuzlu olduğundan suya girdiğinizde batmıyorsunuz .

Kudus-38İsrail’in yemek kültürü Arap yemek kültürüyle iç içe geçmiş. Dünyanın farklı köşelerinden gelen insanlar kendi kültürlerini de katarak farklı bir karışım meydana getirmiş. Her tarz yemek bulabilmeniz mümkün. Özellikle Lübnan yemeklerini sevenler burada bolca falafel ve humus yiyebilirler. İsrail’de bagellar oldukça ünlüdür. Amerika’da çok tüketilen bagel (hamurdan yapılan bir çeşit ekmek/simit) aslında bir Musevi yiyeceğidir. Polonya’dan Amerika’ya göç eden Museviler sayesinde Amerika’da yaygınlaşmıştır. Balık ve deniz mahsulleri ve çeşitleri de Akdeniz’e kıyısı olduğundan oldukça zengindir. Balık türleri ise yabancı olmadığımız levrek, çipura ve grida ağırlıklıdır. Balık öncesi gelen mezeler turşudan humusa kadar oldukça çeşitli ve lezzetli dolayısıyla mutlaka denenmesini tavsiye ederim. İçecek konusuna gelince çayınızı mutlaka naneli isteyin. Fas, Tunus gibi Arap ülkelerinde de tüketilen taze naneli çayı burada da bulabilirsiniz. Tel Aviv Adresleri: Tel Aviv’de çok ünlü bir humusçu var dediler işimizi gücümüzü bıraktık 35 derece sıcakta Ela arabasında uyurken sokak sokak humusçu aradık. Oldukça sıra vardı baktık bekleyemeyeceğiz aldık tabakları sokakta bir kenara oturup pideyi bandıra bandıra yedik. Mekanın ismi ‘’Abu Hasan’’ oldukça salaş bir mekan ve sadece humus satıyorlar. Koca tabak bir humus ve yanında bir sürü pide… Yediğim en güzel humuslardan biriydi. Diğer adresler; falafel için ‘’Falafel Hakosem’’, ve Tel Aviv Marina’daki balıkçı ‘’White Pergola’’ bizden çok yüksek puan aldı. Kudüs Adresleri: Kudüs’e giderseniz bizim de kaldığımız American Colony Otel’de mutlaka yemek yiyin. Yemek yiyemezseniz film setini andıran her yerinden çiçekler fışkıran havuzlu avlusunda kakuleli bir Türk kahvesi veya naneli çay içip bizi anın. Kudüs’te güzel cafeleri ve alışveriş mekanlarını bir arada bulabileceğiniz Mamilla’ya uğramayı unutmayın. Burada bizdeki Kitchenette tarzındaki ‘’Kedma’’ modern yemek yemek isteyenler için güzel bir mekan. Unutmadan, yiyecekler dinlerinde yeri olan Koşer ve koşer olmayan diye ikiye ayrılıyor. Genel anlamda et ve süt ürünleri birlikte asla yenmiyor. Buna ek olarak domuz, tavşan, kabuklu deniz mahsülleri gibi hayvanların herhangi bir şekilde tüketilmesi de yasak. Cuma günü tatil, Cumartesi Şabat ve Pazar günü herkes iş başı yapıyor. Şabat (Shabat Shalom) Musevilerin dinlenme günü olarak geçer, Cumartesi günü birçok yer kapalıdır ve herkes evinde ibadet eder. Tabi ki herkes buna uyacak diye bir şey yok. Cumartesi günü Tel Aviv’de kumsallar ve cafeler tıka basa doluydu.

Kudus-22İsrail’den evinize hediyelik diye götürebileceğiniz ölü deniz minerallerinden yapılmış kozmetikler, çamur veya gölden çıkarılan tuz olabilir. Ağırlıklı mavi ve mozikli olan el boyaması Ermeni yapımı tabak ve çanaklara her yerde rastlayabilirsiniz. Bunların yanı sıra 3 büyük dine ait kitaplar, kolyeler, biblolar ve dinlere ait simgesel hediyelikler alınabilir. İsrail’in genelinde çok az yabancı mağazaya rastladım. Çoğunlukla büyük markaların konseptlerine benzetilmiş yerel mağazalarla karşılaştım. Castro diye her yerde şubesi olan bir giyim markası gözünüze çarpacaktır, Soho %100 Design Shop modern ve değişik tasarım objeler satıyor. En çok beğendiğim mağaza burası oldu. Tel Aviv’de en ünlü alışveriş merkezi Dizengoff Center, Kudüs’te ise Mamilla Caddesidir.

Seyşeller

Namibya

Namibya

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheik

Sharm-El-Sheik-7

Sharm El Sheikh, Mısır

Bundan 5 sene önce gittiğimiz Sharm El Sheikh ani bir kararla ailemizin yeni üyesi 3 aylık Ela ile gitmeye karar verdik. Herkesin küçük bir kaçamağa ihtiyacı vardı, bir de farklı sorumluluklar üstümüze binince bu fikir herkese cazip geldi. Bebekle ilk seyahat olacağından hem uçakla yakın, hem sıcak, hem de daha önceden bildiğimiz bir yere gitme isteği söz konusu olunca Sharm seçeneklerden bize göz kırpıyordu. Sharm ile ilgili önceki yazdığım yazıyı gözden geçirince geçen bunca zamanda taş üstüne taş konulmadığını fark ettim. Tabi ki ”Arap Baharı” ve ”Mübarek Sonrası” durumlar bürokratik işleri -vize 10 günde zor çıktı – ve yaşamı yavaşlatmış fakat turistleri, özellikle Rus turistleri yavaşlatmamıştı. (Taksicinin anlattığına göre kazançları eskiye oranla oldukça düşmüş turistler daha yeni yeni ülkelerine gelmeye başlamış.) Kendinizi Afrika kıtasında egzotik bir Arap ülkesine gelmiş gibi hissetmiyordunuz önceden de fakat en azından Rusya’ya gelmişsiniz gibi de hissetmiyordunuz. Biz nerede kalsak acaba diye düşünürken bir baktık Rusların 1 Mayıs tatili ile çakışmışız ve tüm oteller dolmuş taşmış. Daha önce Sheraton’da kalmıştık, bu sefer seçeneklerden en iyi olan La Royal Sonasta Otelinde kalmaya karar verdik. Otel temiz ve oldukça düzgündü. Avrupa standartlarında bir ülke olmadığından genel anlamda beklentinizi bir tık aşağıda tutmanızı tavsiye ederim. Dünyanın sayılı denizaltı hayatına sahip olduğu göz önünde bulundurulunca standartı kafanıza takmayacağınıza eminim. Kızıl kumsalların, birleştiği diz boyuna gelen mercan kayalıklarını geçtiğiniz andan itibaren o balıkların renk cümbüşü sizi sizden alacaktır. Dünya’da gittiğiniz en güzel akvaryumu 100 ile çarpın işte öyle bir yerde tertemiz bir suda balıklarla yüzdüğünüzü hayal edin. Eğer muhteşem bir akvaryumda yüzerek güzel bir tatil geçirmek istiyorum diyorsanız mutlaka buraya gelmelisiniz. Thy’nin direk uçuşu ile 2 buçuk saat sonra sıcacık bir iklime ayak bastığımızda saat sabahın 5′ini gösteriyordu. Türk olduğunuzu duyduklarında ”Yavaş Yavaş Hasan Şaş” deme durumları halen devam etmekte.

En çok keyif aldığımız etkinliklerden biri akşam ATV’ler ile çölde safariydi. Güneş batarken daha da bir kızıla bürünen çölde, gözlerde gözlük, kafaya sarıp sarmalanmış puşi ile uçuşan kumların arasından hızla ilerlemek inanılmaz eğlenceliydi. Eğer ağzınızı ve gözünüzü düzgün kapatmazsanız yoğun kum fırtınasına maruz kalarak birkaç gün ağzınızdaki çıtırtılardan kurtulamazsınız. Yoğun adrenalinli bir yolculuğun ardından, çölün ortasında çadırların içinde ”çölde çay” içmeye gidiliyor. ATV’leri park ederken karanlıkta etrafımızda dolaşan Bedevilere rastladık. Ras Mohammed Ulusal Parkı, sanırım her dalgıçın hayalini kurduğu bir yer olsa gerek. Burada 220′den fazla Mercan, 1000’den fazla balık türü ve 40’dan fazla denizyıldızı türü bulunmakta. Gitmeniz şiddetle tavsiye edilir. Glass Boatile tura çıkmanız teklif edilirse gitmeyin, onun yerine şnorkel ve palet alarak direk balıklarla yüzebilirsiniz. Ras Muhammed haricinde El Fanar Beach yani Fener plajı, suyunun berraklığı ve denizaltı yaşamı ile oldukça başarılı. Tüm snorkel tekneleri turistleri bu noktaya bıraktığından tekneyle gelmek yerine hem buranın plajından yararlanıp hemde canınız istediğinde denize dalabilirsiniz.

Sharm-El-Sheik-3Naama Bay denilen geniş caddeli bir merkezleri var. Burası akşamları inanılmaz kalabalık ve ışıl ışıl oluyor. Her yerde nargileci var ve sizi cafesine çekmeye çalışan kah cüce, kah dans eden Araplarla dolu. McDonalds’dan tutun Baskin Robbins,Hard Rock Cafe’ye kadar tüm yabancı fast food zincirlerini burada bulabilirsiniz. Bunlara bir de Chili’s eklenmiş ama yemekler oldukça kötüydü. Geleneksel arap yemeğini şurda bulabilirsiniz diyemeyeceğim. Zaten kullandıkları tuhaf kokulu mısır yağından dolayı yemek lezzetli olacaksa da şansını kaybediyor. Ayrıca aklıma gelmişken salatada limon ve yağ kullanılmıyor onun yerine sos getiriyorlar. Kendinizi her defasında limon ve yağ isterken bulabilirsiniz. Gelen yağ mısır yağı ve limonda, lime lemon aklınızda bulunsun.

Sharm-El-Sheik-2Aman dikkat sakın pazarlık yapmadan bir şey satın almaya kalkmayın, mutlaka çata çat pazarlık yapın. Taksi konusunda da pazarlık yapın, taksilerde taksimetre olmadığından, otelinizden makul bir fiyat alıp taksiciye bu parayı teklif edin. Gittiğim yerden dünyaları satın almayı seven ben bile satın alınacak hiç bir şey bulamadım. Tamamı ”ikinci sınıf made in chinalardan” ibaret dolayısyla tavsiyem paranızın cebinizde kalması.

Sharm El Sheik

Namibya

Namibya

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Beyrut

Beyrut-2Beyrut, Lübnan

Beyrut gezimizden tam bir hafta önce, Ürdün’ü gezme şansımız olmuştu. Lübnan’ın diğer Arap ülkelerinden bu kadar açık ara farkla sıyrılabileceği hiç aklıma gelmezdi. Lübnan ve Ürdün dip dibe olmalarına karşın birbirlerinden birçok anlamda ayrılıyorlardı. Beyrut beni resmen sürprizlere boğdu. Bu kadar farklı olmalarını kültür çeşitliliğine ve Hıristiyan nüfusunun çok olmasına borçlular. Farklılıkların güzel getirileri olduğu gibi savaş gibi üzücü getirileri de olabiliyor maalesef ama herkes neşeli sanki hiç savaşı görmemiş, tatmamış gibiler. Lübnanlı arkadaşımızın dediği gibi ‘’Yarın savaş çıksa kimse umursamaz, sabah yine erken kalkıp işlerine giderler’’misali hayatı doya doya yaşamayı ve keyfini çıkarmayı yaşam biçimi olarak benimsemişler.

Savaşı ve sebeplerini anlayabilmek için sizi küçük bir tarih yolculuğuna çıkaracağım; Antik çağın tüccarları Fenikeliler günümüzde Lübnan’ın bulunduğu toprakların Akdeniz kıyılarında yaşamışlar. İlk camı ve alfabeyi insanlığa armağan eden bu yetenekli denizciler ülkede bulunan Sedir Ağaçlarından sağlam tekneler yaparak Hollanda ve Gine sahillerine kadar ulaşmışlar. Fenikelilerden sonra Lübnan’a sırasıyla Asurlular, Babilliler, Persler, Makedonlar ve Romalılar sahip çıkmışlar. Daha sonra İslam Orduları Lübnan’ı fethetmiş ve Maruni Arapları bu coğrafyaya yerleşmiş. Bugünkü iç karışıklıkların sebeplerinden biri olan Dürziler ise 11. yüzyılda güneyden Lübnan’a gelmişler. 1517 senesinde Yavuz Sultan Selim, Lübnan’ı Osmanlı sancağı yapmış. Osmanlı idaresinde, refah seviyeleri yükselmiş ve ülke yaşamak için çok elverişli bir hale gelmiş. Bu dönemde komşu ülkelerden göç almış ve Hıristiyan nüfus bu şekilde çoğalmış. Ülke, Fransız mandası altında bağımsızlığını ilan edene kadar 402 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresi altında kalmış. İlk başta her şey yolunda gitse de, İsraillilerin bu coğrafyadaki Filistin’e Beyrut-7göç etmeye başlamasıyla, 400 bin kadar Filistinli Lübnan’a kaçmış ve ülkedeki Hıristiyan/Müslüman dengesi bozulmuş. İç savaş yetmezmiş gibi, bir de İsrail’in bombaları Ortadoğu’nun Paris’ini enkaz haline getirmiş. Akdeniz’e kıyısı olmasının verdiği jeopolitik konumuyla hep gelişmiş ve refah içinde yaşamış bu güzelim ülke şarapnel parçalarıyla darmadağın olmuş, ta ki Refik Hariri’ye kadar. Ülkesini seven multi milyoner bir işadamı, tüm bağlantılarını kullanarak yatırımcıları ülkesine çeker ve savaş yaralarını sarmaya başlar. Halk onu o kadar çok sever ki politikaya atılır. Şu anki Lübnan’ı Lübnan yapan Refik Hariri, Şubat 2005’te bir ton patlayıcı ile (şu anda Hotel Saint Georges’in arkasındaki yolda) suikaste kurban gider… Şehrin yenilenmesine farklı açıdan bakanlar da bir o kadar fazla. Küçük bir resim galerisi olan Pierre Amca’nın babadan kalma mülküne 27 bin dolar ödemişler, tabi şimdi bu alan milyon dolarlar ediyor. Onun deyimiyle önüne ‘’fıstık atmışlar’’.  St. Georges Otelinin önünde kocaman kırmızı bir pankartta Stop Solidere yazıyor. Bu civardaki tüm binalar yenilenmişken bir tek bu otel köhne bir halde turistleri selamlıyor ve üzerindeki yazıyı okuyanları merak içerisinde bırakıyor. Solidere Refik Hariri’nin şirketlerinden biri ve tüm yenilemeyi ve inşaatı bu şirket yapıyor. Bu pankart aslında şirketin ‘’fıstık atmalarına karşı’’ verilmiş bir tepkiden başka bir şey değil.

Gelgelelim 2012’nin Mayıs ayına… Şehrin merkezi, deniz kıyısı ve birçok bölgesindeki binalar kah yenilenmiş, kah yıkılıp yerlerine çok katlı ultra lüks binalar dikilmiş. Tüm Fransız, İtalyan ve ithal markalar yenilenen binalara inci gibi dizilmiş. Eski arabaların varlığı halen sürse de gördüğüm lüks araba sayısı eskileri şimdiden ikiye katlamış durumda. Akşam otelde pahalı spor arabaların bağıran acı motor sesinden uyku tutmayacak kadar hem de. Eşim Talha’nın iş seyahati vesilesiyle geldiğimiz Lübnan’da ilk günler Beyrut’lu arkadaşlarımızla gezme onuruna sahip oldum. Şehrin yerlisinin, yaşadığı yerleri ve kültürünü tanıtması herhalde bir gezginin başına gelebilecek en güzel şey olmalı. Beni gezdiren arkadaşlarım dahil tüm kızlar çok bakımlı ve güzeller. Genelde beklenilenin aksine tenlerinin rengi açık ve gözler renkli. Dövmeli kaşları ve koyu siyah göz makyajlarıyla hemen göze çarpıyorlar. Bölgelere gelince, Downtown bölgesinin Avrupa’dan aşağı kalır yeri yok, fazlası var. Eğer egzotik bir Arap ülkesi arıyorsanız burası yanlış adres. Beyrut, İzmir ile İstanbul’un bütünleşmiş hali adeta. Deniz kıyısında bulunan Zaitunay Bay ve Corniche (Korniş), alışveriş cenneti Downtown, Müslüman mahallesi Hamra, Hıristiyan Bölgesi Achrafieh (Aşrafiye) ve gece hayatının kalbinin attığı Gemmayzeh ve Monot Caddesi, Beyrut’a binlerce turisti çekmeye yetiyor da artıyor. Çoğu yere uzak Aşrafiye’de bulunan otelimiz sağ olsun, hayatımda bu kadar yürüdüğümü hatırlamıyorum. Daha sonraları tek başıma elimde haritayla kendimi dışarılara attığımda, sokaklarda yazan sayılarla haritada yazan isimleri bir türlü bağdaştıramayınca biraz tedirgin olmadım değil ama daha sonraları sora sora yolları az çok ezberledim.

Beyrut-11Şehri gezmeye Downtown’dan başlamanızı tavsiye ederim. Benzetme yapmam gerekirse bizim Nişantaşı gibi diyebiliriz. Binalar aslına uygun bir şekilde yenilenmiş. Eskisi neyse aynısı geliştirilerek inşaa edilmiş. Burada yan yana duran ünlü mavi kubbeli Muhammed El Emin Camiisi ve St. George Maronite Katedralini görebilirsiniz. İkisinin uyumu muhteşem ve sanki size görüp geçirdikleri Beyrut’un kah acı kah tatlı hikayesini anlatıyor. Yine Downtown’da bulunan ve ortasında saat kulesi bulunan Nejmeh Meydanı’na doğru ilerleyin, cafelerden birinde oturup kahve eşliğinde şişa (nargile) için. Alışveriş yapmak için ’Beirut Souks’’  yani Beyrut Pazarını gezin. Herve Ledger’dan, Christian Louboutin’a, Hermes’e kadar tüm markaları bulabilirsiniz. Downtown’dan 5 dakikalık yürüyüşle Zaitunay Bay’e gidebilirsiniz. Deniz kenarında palmiyeler eşliğinde upuzun lüks rezidansların önünde boylu boyunca bir marina gözünüze çarptıysa gelmişsiniz demektir. Marina’nın kenarında bir sürü farklı lezzetler sunan restoran bulacaksınız. Özellikle akşamları inanılmaz hareketleniyor ve yer bulmak zor olabiliyor. Ben şahsen buraya bayıldım ve her gün mutlaka uğradım. Burada güzel bir yemek yediyseniz deniz kenarından ilerlemeye devam edin. Karşınıza kocaman kırmızı Stop Solidere yazılı pankart çıkacak. Burası yukarıda bahsettiğim St.Georges Oteli, arkası da Hariri’nin suikaste uğradığı ve üzerinde heykelin bulunduğu cadde. Oteli geçtikten sonra Korniş başlıyor. Kornişte boylu boyunca 20 dakika kadar yürüyerek veya taksiye binerek Rawcheh Rocks yani Güvercin Kayalıklarına gidebilirsiniz. Daha sonra Aşrafiye ve Hamra’da  bulunan (Beyrut Amerikan Üniversitesinin içinde bulunan müzeyi gezmeyi unutmayın) sokakları arşınlayabilirsiniz. Akşam olduğunda güzelce giyinip hava kararınca hareketlenen Monot Caddesinden geçip oradan Cemmayzeh caddesindeki gece kulüplerinden birinde Arap ülkesinde olduğunuzu unuturak eğlenceye ve müziğe ayak uydurabilirsiniz. Tüm bunları yaptıktan sonra günlük turlarla Byblos, Jeita Grotto Mağaraları ve Harissa Dağı’na gidebilirsiniz. Bu üç yere, 90 Dolar karşılığında sabah 8’de sizi otelden alıp gezdirip, akşam 5’te bırakıyorlar. Byblos, Tripoli yolunda bulunan Fenikelilerden kalma antik bir kent. Ürdün’deki Jerash’dan sonra çok doyurucu gelmedi diyebilirim. Harissa Dağı’na ise teleferik ile çıkıp tepede bulunan St. Mary Kilisesini gezip, tepeden şehir manzarasını izleyebilirsiniz. Benim favorim olan Jeita Grotto Mağaraları ise kesinlikle görülmeye değer. Alt ve üst olarak ayrı ayrı gezdiğiniz mağara, şimdiye kadar gördüğünüz en etkileyici mağara olmaya aday. Üst katı yürüyerek, alt katı ise küçük bir tekne ile geziyorsunuz. Bu iki kat içeriden birleşiyor ve dikkatli bakarsanız aradaki boşluğu görebiliyorsunuz. Tekneye bindiğimizde elimde olmadan aklıma Universal Stüdyolarındaki parklar geldi tabi küçük bir farkla, bu mağara tamamen gerçekti! Eğer daha zamanınız varsa Heliopolis olarak bilinen Romalılardan kalma Baalbek kesinlikle görülmeye değer.

Beyrut-12Şehirde muazzam derece çok cafe ve restoran bulunuyor. Biri açılırken diğeri kapanıyor dolayısıyla size vereceğim adres gittiğinizde kapanmış bile olabilir. Lübnanlı arkadaşlar ilk gün Abdel Wahab’a götürdü, temiz ve güzel ama çok daha iyileri var, bir kez denenmeli. Buraya yakın Al Falamanki bahçe seçeneği ve güler yüzleri ile kesinlikle çok daha iyi. Zaitunay Bay’deki Karam Al Bahr balıkçısı (özellikle tuzda balık) ve Zabad tek kelimeyle harika! Downtown’daki Balthazar Cafe, ve yine arkadaşlarımızın götürdüğü antik kent temalı Babel Restoranı listemde başı çekenler arasında! Balıkçıya da gitseniz, herhangi bir restorana da gitseniz, mezeler ile başlangıç yapıyorsunuz. Tabule (maydonoz, domates, nane’den oluşan bir salata), Fattuş (bol sumaklı, ekmekli yeşil salata), humus, muttabal (tahinli patlıcan) bizim de evde çok severek yaptığımız başlangıçlardan. Tariflerini Gurme Ortadoğu Mutfağı bölümünden bulabilirsiniz. Bunlar haricinde Fattet Humus (sıcak yoğurdun içinde gelen ekmekli nohut), 4 farklı çeşidi olan Kıbbe (içli köfte çeşitlerine ve çiğ köfteye verilen ad), farklı humus çeşitleri (havuçlu, pancarlı gibi) mutlaka sipariş verilmesi gerekenler arasında. (Yeni aldığım yemek kitabından tarifleri deneyerek GURME bölümümüzde sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.)

Beyrut-20Bu kısımda genelde alınacak yerel ürünlerden bahsediyorum fakat tatlıları ve sedir ağaçlı hediyelikleri haricinde çok fazla kültürel birşey yok, hatta hediyelik eşya satan mağaza yok gibi bir şey. O yüzden gözüme çarpan dükkanları özetlemem gerekirse; Aishti  bizim Beymen’in karşılığı, tüm markaları tek mağazada bulabilirsiniz. Çok güzel yağlıboyaların olduğu Aşrafiye’de bulunan Train de Vie, Beirut Souks’da bulunan gurme yiyeceklerin satıldığı Tsc Signature, Zaitunay Bay’deki tasarımcı Nada Debs’in mağazası da görülmesi gerekenler arasında. Tatlı almak isterseniz havalimanında tüm çeşitlerini bulabilirsiniz. Virgin Megastore’dan Amin Maalouf önsözlü ‘’Lebanese Cuisine Past and Present’’ isimli harika bir yemek kitabı aldım. Yerel müzik hoşunuza gidiyorsa ünlü şarkıcıları Fairuz ve Haifa Wehbe’nin albümlerini almayı unutmayın!

Beyrut

 

Kısa Kısa

  • Lübnan’da taksiye binmek için pazarlık yapmanız gerekiyor, turistler ise çoğu zaman kazıklanıyor. Klasik taktiklerinden biri, eline saydığınız banknotlardan birini hemen saklayıp eksik verdiğinizi söylüyorlar. Genelde 5 ile 10 LL arasında şehirde her yere gidebilirsiniz. Yanınızda tam para bulundurun ve daha fazlasını sakın vermeyin.
  • Her yerde dolar geçse de çoğu zaman siz hesaplayana kadar sizden fazla para alıyorlar. Paranızı güvenilir bir yerden Lübnan Lirasına çevirmesini isteyin ne olur ne olmaz dolar taşımayın.
  • Yoldan taksi çevirmek yerine telefonla arayıp bulunduğunuz yere taksi gönderen firmalar da mevcut. Resepsiyondan numaralarını isteyebilirsiniz.
  • Araba kiralamayı düşünmeyin. Trafik bizim İstanbul trafiğinden daha berbat. Herkes, herkesin üzerine sürüyor, aralara girip, kuralları alt üst ediyorlar. Sokakta karşıdan karşıya geçerken bile 5 kez sağa sola bakın.
  • Paraları bizim eski Türk Lirasındaki gibi bol sıfırlı yani yabancı olduğumuz bir durum değil. Değer olarak da hemen hemen aynı.
  • Bizim alıştığımızın aksine, nargile yemek ile birlikte geliyor ve sigara yasağı olmadığından her yerde içiliyor.
  • Türk dizileri çok revaçta. Otelde TV’yi açar açmaz karşıma Behlül ve Bihter çıktı. Daha sonra Halit Ergençli bir reklam, Hanımın Çiftliği ve Muhteşem Yüzyıl reklamları döndü. Arkadaşın küçük oğlu Polat Alemdar’ı tanıyıp tanımadığımı sordu. Sanırım bu dizi durumlarını normal karşılama zamanım geldi, her seferinde şaşırıyorum.
  • En ünlü gece kulüpleri Sky Bar, Buddha Bar, BO18. Kendiniz bir yer keşfetmek isterseniz Gemmayzeh ve Monot Caddesi en ünlü caddeleri.
  • Four Seasons, Hotel Phoenicia (Fenike), Le Gray en pahalı otellerden. Biz Aşrafiye’deki Sofitel’de kaldık. Güzel bir otel olmasına rağmen deniz kenarına ve Downtown’a yakın bir oteli tavsiye ederim.
Namibya

Namibya

Machu Picchu

Machu Picchu

Los Angeles

Los Angeles

Toskana

Toskana

Marakeş, Fas

Marakeş, Fas

Izlanda

Izlanda

Malta

Malta

Myanmar

Myanmar

Provence

Provence

Moğolistan

Moğolistan

Mardin

Mardin

Japonya

Japonya

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Avusturya

Avusturya

Dubai

Dubai

Bled Gölü, Slovenya

Bled Gölü, Slovenya

Norveç

Norveç

Yucatan, Meksika

Yucatan, Meksika

Kadim Galeri

Kadim Galeri

Sokaklar Galeri

Sokaklar Galeri

Hayvanlar Galeri

Hayvanlar Galeri

Soyut Galeri

Soyut Galeri

Yemek Galeri

Yemek Galeri

Manzara Galeri

Manzara Galeri

Portre Galeri

Portre Galeri

Simgeler Galeri

Simgeler Galeri

Kudüs, İsrail

Kudüs, İsrail

Mahe, Seyşeller

Mahe, Seyşeller

Kopenhag, Danimarka

Kopenhag, Danimarka

Stockholm, İsveç

Stockholm, İsveç

Endülüs, İspanya

Endülüs, İspanya

Sharm El Sheikh, Mısır

Sharm El Sheikh, Mısır

Londra, İngiltere

Londra, İngiltere

Edinburg, İskoçya

Edinburg, İskoçya

Bakü, Azerbaycan

Bakü, Azerbaycan

Kapadokya

Kapadokya

Pekin, Çin

Pekin, Çin

Beyrut, Lübnan

Beyrut, Lübnan

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Chiang Mai & Bangkok, Tayland

Angkor Wat, Kamboçya

Angkor Wat, Kamboçya

St.Petersburg, Rusya

St.Petersburg, Rusya

Helsinki, Finlandiya

Helsinki, Finlandiya

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün

Zürih, İsviçre

Zürih, İsviçre

Kuveyt

Kuveyt

Cape Town, Güney Afrika

Cape Town, Güney Afrika

Zanzibar

Zanzibar

Safari, Tanzanya

Safari, Tanzanya

Santorini, Yunanistan

Santorini, Yunanistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

Agra Jaipur Udaipur, Hindistan

New York & Miami, ABD

New York & Miami, ABD

İtalya

İtalya

Maldivler

Maldivler

Karadağ

Karadağ

Prag, Çek Cumhuriyeti

Prag, Çek Cumhuriyeti

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Sarajevo & Mostar, Bosna Hersek

Dubrovnik, Hırvatistan

Dubrovnik, Hırvatistan