broad_2

The Broad Müzesi Los Angeles’ın kalbinde bulunan, Eli ve Edythe Broad tarafından kurulmuş modern sanat yapıtlarının sergilendiği oldukça popüler bir müzedir. Walt Disney Konser Salonu’nun hemen yanında bulunan müze, gösterişli ve beyaz delikli tasarımı ile ne kadar iddialı olduğunu adeta herkese göstermektedir. Müzede sergilenen oldukça değerli 2000 parça savaş sonrası dönemden beri Broad çifti tarafından itinayla toplanmış ve Eylül 2015’te kapılarını sanatseverlere açmıştır.

handeinfinity

Infinity Room

The Broad Müzesi, Los Angeles’a gelenlerin hayallerini süslese de içeri girmek o kadar da kolay değil. Nedenine gelirsek burası şehrin en talep gören müzesi olduğundan ve giriş ücretsiz olduğundan önü bitmek bilmeyen kuyruklarla dolmaktadır. Şu an sergide olan, küçüklükten beri gördüğü halüsinasyonları betimleyen Japon artist Yayoi Kusama’nın sonsuzluk odası çok büyük bir talep gördüğü için bekleme sırası ikiye katlanmış durumda.  Bu odaya beklemeden girmek için internetten rezervasyon yaptırmanız gerekir ki bu biletler çıktığı ilk saatlerinde tamamen tükendiğinden internetten bulmak neredeyse imkansız. Peki ben internetten bilet bulamadığıma göre içeri nasıl girdim?

broad

 

Müze sabah 10:00 ‘da açıldığı için erken gidip sıraya girdim ve beklemeye başladım. O sırada müze çalışanlarından biri eğer kişi başı 12 dolar verip Cindy Sherman’ın sergisine girersek hem güneşte beklemeyeceğimizi hemde içeri çabuk gireceğimizi söyleyince hemen sıra değiştirip Sherman kuyruğuna geçtik. Yaklaşık olarak 1 saat bekledikten sonra nihayet içeri girebildik. Tabi büyük bir heyecanla ”Infinity Room” yani ”Sonsuzluk Odası’na” girmek için odaya doğru yöneldik fakat o da ne içeri girebilmek için kısa bir sıraya girip makineden telefon numaramızı ve ismimizi (1 kişi birkaç kişi adına rez yapabiliyor dolayısıyla bir kişi yeterli olacaktır.) yazarak rezervasyon yaptırdık. Makinenin bize verdiği süre 4 saatti! (Beklemeyi istediğiniz her yerde yapıp sonra müzeye telefonunuza gelen mesajı göstererek geri dönebilirsiniz.) Bizde önce bilet aldığımız Cindy Sherman’ın sergisine girip daha sonra üst kata çıkarak Takashi Murakami, Andy Warhol ve diğer değerli sanatçıların yapıtlarını gezdik, daha sonra 10 dakika uzaklıktaki Art District’te bulunan Zinc’te güzel bir yemek yedikten ve Stumptown Coffee’de cold brew bir kahve içtikten sonra müzeye geri dönüp meşhur odayı gördük. Tabi içeri sıraya girmeden giriş yapmak için telefonumuza gelen mesajı gösterdik. Sırada beklemedikten sonra 4 saati doldurmak kolay oldu. İçeri ister tek, ister ikişer girebiliyorsunuz. Size yaklaşık olara 45 saniye kadar izin veriliyor, dolayısıyla iyi değerlendirmek lazım. Bana gelince içeri tek başıma girdiğimde oldukça heyecanlandım çünkü oda hakikaten uzayın derinliklerine gitmiş hissi uyandırıyordu. Müze dönüşünde Nasa aynı bu odadaki ışıkları andıran Saggitarius’un fotoğraflarını yayınlamış. İçeri giriş biraz uğraştırdı belki ama o unutulmaz 45 saniyeye değdi. Arabayla gelirseniz hem müzenin çevresinde, hem de içerisinde park yeri bulabilirsiniz. 

 

broad_3

Under the Table – R.Therrien