Tijuana

San Diego-Tijuana Sınırı

Kaliforniya’nın güneyinde yer alan San Diego, Meksika’nın Tijuana şehri ile komşu olduğundan iki ülke arasındaki geçişler bu sınırdan yapılıyor. San Diego ise Los Angeles’a ve O.C’ye bir kaç saat uzaklıkta bulunuyor dolayısıyla bu, Meksika’ya günübirlik geçmek isteyen herkes için macera demek. Neden macera olduğuna gelirsek; Meksika’nın çok güvenli olmadığı herkesin mağlumu, etrafta bir sürü hikayeler dolaşıyor. Hele ki Amerika tarafından Kaliforniya plakalı bir araç ile Meksika’ya giriş yapma fikri, bizi de düşündürdüğü gibi herkesi önce bir düşündürüyor. Amerika’da ailecek görüştüğümüz Tijuana kökenli arkadaşlarımızdan sınırı sürekli geçtiklerini duyuyorduk, üstüne bir de bir akrabamız arkadaşları ile Tijuana’ya geçip herhangi bir sorun yaşamayınca biz de gitmeye karar verdik. 

Tijuana

Cevicheria La Mas Nais

 
Hep filmlerde izleriz ya arabayla Amerika’dan Meksika sınırına geçen suçluları ya da kaçakları, hafımıza kazınan onca film sahnesinden sonra Kaliforniya plakalı aracımızla sınırı geçmek çok ilginç geldi. Sınırdan geçmenin iki yolu var ; yürüyerek veya araçla. İster, aracınızı Amerika sınırına park edip yürüyerek Skybridge olarak adlandırılan cam köprüden geçiyorsunuz, ister bizim gibi direk arabayla Meksika tabelalarını takip ediyorsunuz. Arkadaşımız Jorge gitmeden ne olur ne olmaz arabamızı günübirlik sigorta yaptırmamızı önerdi. Bizde Geico’dan günlük 55 dolar vererek online sigortayı yaptırdık, içimizi rahatlattık. Pasaport göstermeden, tek bir Meksikalı polis görmeden sınırdan sıra beklemeden geçtik. Geçtik ama küçük bir şok yaşadık çünkü tek bir sınırı geçerek bir dünyadan, bambaşka bir dünyaya giriş yapmış olduk. Daha önceden Meksika’ya birçok kez gitmiştik ve Meksika’nın nasıl olduğunu gayet iyi biliyordum ama Amerika’nın geniş kaymak gibi yollarından ve düzenli mahallelerinden geçtikten sonra yolların bir anda şekilsiz ve bozuk bir hal alması, birbirine geçmiş sıkışık bir trafiğin içine girmek ve dip dibe inşaa edilmiş beton bir şehir ile karşılaşmak gerçekten çok etkileyiciydi. Sokak araları kirli ve binalar yıkık döküktü. Tabi ki böyle olacaktı ama dediğim gibi arada 10 dakika sürmeyen bir sınırı geçip böyle bir manzarayla karşılaşmak hepimizi düşündürdü. İki eyaletin (California-Baja California) bütçelerini karşılaştırsak eminim çok trajikomik bir tabloyla karşılaşırdık ama Meksika’yı çok sevdiğimden ve bana zaman zaman Türkiye’yi anımsattığından bu farklılık bana iyi geldi. Amerika’da yaşadığınız zaman sürekli kurallara dikkat etmenin verdiği ağırlık ve her yerin birbirini andırması bir süre sonra bıkkınlık yaratabiliyor. Kendine has dokusu olan ve her an tetikte olmak zorunda kalmadığın yerler cezbedici olabiliyor. 
 

Tijuana

Avenida Revolucion Caddesi

Tijuana’ya gelince ilk işimiz arabaya güvenli bir park yeri bulmak oldu. Tabi kafamızda onlarca soru dolaşmadı değil çünkü yanımızda 5 yaşında olan kızımız Ela’da bizimleydi. O da camdan hayretle dışarıyı izleyip, insanları inceliyordu. Bu arada sınırdan geçmemizle birlikte internetimiz kesildi ve navigasyon durdu. El Centro tabelalarını takip ederken bizi çok mutlu eden bir gelişme yaşadık, internet geri gelmişti. Sağolsun Verizon, Amerika’daki paketimizin, -ücretsiz- Meksika’da geçerli olduğuna dair bir mesaj yollamış.
 

Tijuana
Arabamızı Tijuana’nın en hareketli caddesi olan Avenida Revolucion’un paralelinde bulunan katlı bir otoparka park ettik. Cadde boyu zebra gibi boyanmış eşşeklerle ve Meksika şapkaları ile fotoğraf çektirebileceğiniz yerler ve alışveriş yapabileceğiniz hediyelikçiler var. Yabancı görünce çok yüksek fiyatlar söylüyorlar, pazarlık yapmak şart. (Alınacak pek bir şey de yok.) Bu caddeye ek olarak, Avenida Revolucion’un sonunda Tijuana yazısının karşısındaki bayraklarla donatılmış, restoranların olduğu ve hediyeliklerin satıldığı capcanlı bir sokak var. Benim favorim olan bu sokakta bir kaç saat geçirdikten sonra, daha önceden sözleştiğimiz arkadaşlarımz Jorge ve eşi ile bir restoranda buluştuk. Geldiğimiz restoran Meksika tarzı, deniz mahsülleri servis eden Cevicheria La Mas Nais isimli bir restorandı. Meksika yemeklerine ailecek bayıldığımızdan heyecanla masaya söylenenleri bekledik ve hepsine tam puan verdik. (Ana caddede bulunan Caesar’s ise yemekleri ile ünlü başka bir seçenek.) Tijuana’da yapılacak ve görülecek pek bir şey yok ama günübirlik buraya gelip, güzel bir yemek yiyip, kalabalığın arasına karışmak çok iyi geliyor. Eğer buradan farklı bir program yapmak isterseniz Rosarito Plajı gibi bir plaja veya üzüm bağları ile ünlü Valle de Guadalupe’ye devam edebilirsiniz. 


 
Sonuç, kimsenin korktuğu ve korkuttuğu kadar yokmuş ve şehir efsanesi olarak dolaşan hikayelere çokta kulak asmamak gerekiyormuş. Sokaklar Kaliforniya plakalı araçlarla doluydu ve kimse bizi gözüyle bile rahatsız etmedi. Bir tek San Diego’ya dönerken 2 buçuk saat süren sıkıcı bir kuyruğu beklemek zorunda kaldık o kadar. Sınırdan geçerken polis o kadar çok soru sordu ki, en sonunda o bile rahatsız olup bu benim görevim, soru sormak zorundayım diyerek ortalığı yumuşattı. Biz tabi büyük bir sabırla tüm sorularını bir bir cevapladık. Konuşmanın farklı kısımlarında 4 kez ne getiriyorsunuz diye soru sordu, herhalde böyle yapması önceden öğretiliyor. Bir kaç hediyelik dışında bir şey almadığımız için hep aynı cevabı verdik. Ela’nın bulunduğu arka tarafın camını açmamızı istedi ve fenerle içeri baktı o kadar. Tam pasaportları teslim ederken Talha’ya Ela’nın doğum tarihini sordu bir de. (Neyse ki doğru söyledi :)) Sınırdan arabayla geçerken polislerin Türklere sorun çıkardığı efsanesi de böylece çürütülmüş oldu. (Sakin ve sabırlı bir şekilde pasaporttaki polisin sorularını yanıtlayan kimsenin sorun yaşayacağını düşünmüyorum ama hiçbir şeyin garantisi elbetteki yok.) Akşam olduğu için trafik olmadığından sınırı geçer geçmez bir saat içinde kendimizi evde bulduk.
 
Eğer farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız, Meksika’yı ucundan da olsa görmek ve yerinde güzel bir yemek yemek istiyorum diyorsanız Tijuana’ya gelerek kendinize macera dolu bir gün hediye edebilirsiniz. Bir daha gider miyim diye merak edenleriniz varsa cevabım kesinlikle evet olurdu! 🙂
 
 

Kısa Kısa
 *Alışveriş yaparken mutlaka pazarlık yapın.

*Araba ile geçiyorsanız, cüzi bir fiyata arabanızı günlük sigortalatın.

*Üzerinizde değerli eşya bulundurmayın.

*Gitmeden önce internet paketinizin Meksika’yı kapsayıp kapsamadığını öğrenin.

*Ne kadar erken yola çıkarsanız, o kadar az trafiğe yakalanırsınız.